İİK. mad. 82/l-12 hükmünde yer alan haczedilmezlik şikayetinin İİK. mad. 16/1 uyarınca 7 günlük süreye tabi olduğu, bu sürenin 103 davetiyesi tebliğinden, tebliğ yok ise öğrenme tarihinden başlayacağı- Takip talebinde gösterilen ve icra emrinin tebliğ edildiği adresin 7201 sayılı Tebligat Kanunu mad. 10 kapsamında muhatabın bilinen son adresi olarak kabulü gerektiğinden 103 davetiyesinin de aynı kanun maddesi çerçevesinde ilgili adrese tebliğ edilmesi gerekirken, "mernis adresi" denilerek Tebligat Kanunu mad. 21/2 uyarınca ikinci adrese yapılan tebligatın usulsüz olup mahkemece şikayetin süresinde yapıldığının kabulü gerekeceği-
Gerçek kişilere, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, daha önce aynı adreste kendisine usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olmasına rağmen, muhatabın adres değişikliğini bildirmemiş olması ve adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması gerektiği- Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği- Beyan edilen tarih olmadığında, takip dosyasındaki işlem tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü gerektiği- Mahkemece; 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinin, muhatabın öğrenme tarihi olarak icra müdürlüğüne başvuru tarihi olarak düzeltilmesine, buna göre, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ edilmeden 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılsa bile hükümsüz sayılacaklarından dolayı da sadece 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Tebliğ evrakında, evrakın teslim edildiği muhtarın imzasının bulunması gerektiği- Borçlu tarafından bildirilen tarihe göre ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, davalı tarafın yargılamaya katılımının sağlanması gerektiği- Mahkemece davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, davalının delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerektiği- Tebligatın muhataba yapılabilmesi için, muhatabın medenî hakları kullanma ehliyetine, kısaca fiil ehliyetine sahip olması gerektiği- Fiil ehliyetine sahip olmayan kişilere tebligat yapılamayacağı bu durumda tebligatın kanunî temsilciye yapılması gerektiği- Ancak bir meslek veya sanatla uğraşan ve ayırt etme gücüne sahip küçükler veya kısıtlılar, bu meslek ve sanatın icrasından doğan borçlardan bizzat sorumlu olduklarından, bu konuda kendilerine tebligat yapılması tebliği usulsüz ve geçersiz kılmayacağı- Aksine hüküm bulunmadıkça tebligat giderlerini tebliğin yapılmasını isteyen tarafın peşin olarak ödemesi gerektiği- Tebliğ gideri verilen süre içinde yatırılmaz ise, talep eden kişinin bu isteminden vazgeçmiş sayılacağı- Dava dilekçesinin karşı tarafa tebliği için tebliğ gideri peşin verilmemiş ve verilen makul süre içinde yattırılmamış ise, dava hakkında 1086 sayılı Yasanın 409 uncu maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği- Tebligatın kural olarak muhatabın kendisine yapılması gerektiği- Muhatap adresinde bulunmadığı takdirde, onun yerine tebligatı kabule yetkili kişilere yapılacağı- Muhatabın konut adresinde süreklilik arz edecek şekilde birlikte oturan aile halkından biri veya varsa birlikte oturduğu hizmetçi tebligatı almaya yetkili kişiler olarak kabul edildiği- Yetkili kişilerin görünüşe nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği- Tebligat yapılacak gerçek kişi işyeri, işletme veya iş sahibi ise, işyerinde bulunmaması halinde daimî işçisine yapılan tebligatın geçerli olacağı- Adreste tebligatın, gerçek veya tüzel kişinin bilinen en son adresinde yapılması gerektiği- Adres niteliğinde bulunmayan yerlerde, örneğin inşaat halindeki binalarda tebligatın  yapılamayacağı- Tebligat evrakına adresin doğru ve okunaklı olarak yazılması gerektiği- Bir kişinin adresinden başka bir yerde tebligat yapılabilmesi o kişinin tebligatı kabul etmesine bağlı olduğu- Ev adresine çıkarılan tebligatın herhangi bir nedenle yapılamaması nedeniyle iş adresinde yapılması durumunda, tebligatın geçerli kabul edildiği-
"Tebligat çıkarılan adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılmasına" dair meşruhat bulunmadan yapılan tebligatın usulsüz olduğu- Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- İhalenin feshi isteminin, dava olmayıp "şikayet" niteliğinde olduğu, hasım yanlış gösterilse veya hiç gösterilmese bile şikayet reddedilmeyip doğru hasım davaya dahil edilip tebligat yapılmak suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekeceği- Borçlu tarafından açılan ihalenin feshi isteminin yasal hasmının alacaklı ve ihale alıcısı olduğu-
Borçluya gönderilen satış ilanı tebligatının incelenmesinde, tebligatın ön yüzünde; “taşındı” yazıldığı ayrıca “T. Kan. Yön. 16/2 MEŞRUHAT, Adres, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olup bu adrese tebligat yapılacaktır” tebligatın arka yüzünde ise “Muhatabın adres kayıt sisteminde kayıtlı adres olduğundan (MERNİS), TK.nun 21/2 maddesi gereği evrak Mahalle Muhtarına teslim edilmiş, 2 nolu haber kağıdı gösterilen adresin kapısına yapıştırılmıştır. (30.03.2015)” meşruhatlarının yer aldığı görüldüğünden, yapılan tebligatın, şeklen de, TK.nun 21/2 maddesine uygun olduğu, borçluya gönderilen satış ilanı tebligatı usulüne uygun olup, satış ilanının tebliğ edildiği 30.03.2015 tarihinde kıymet takdirini öğrenmiş sayılacağı, ihaleden önce kıymet takdirine yönelik şikayet olmadığı için, bu sebebe dayalı olarak ihalenin feshinin istenemeyeceği-
Borçlunun, meskeniyet şikayetine konu taşınmazın haczini öğrendiği kabul edilen ortaklığın giderilmesi davasındaki dava dilekçesinin tebliği işlemi, gerek Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılmasının şartları oluşmadığından, gerekse, komşunun imzası alınmadığından ya da imzadan imtina ettiği hususu tebliğ mazbatasında tevsik edilmediğinden usulsüz olup, haczi öğrenme tarihine göre şikayetin süresinde olduğunun kabulü gerektiği-
Ödeme emri ve taşınmaz bilgisi evrakı tebligatlarının incelenmesinde, haber bırakılan komşunun kim olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmadığı, haber bırakılan komşunun ismi şerh edilmeden, tebliğ tutanaklarında “komşusu imzadan imtina etmiştir” şeklinde şerh mevcut ise de, bu şerhin, yapılan tebligatları usulüne uygun hale getirmeyeceği, söz konusu tebligatların bu hali ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği hükümlerine uygun yapılmadığından usulsüz olduğu-
Davalıya dava dilekçesi tebliği Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılmış ancak tebliğ mazbatasında davalının evde olmadığını beyan eden komşunun ismi yazılmamış olduğundan ve mazbatada komşunun imzası bulunmadığı gibi imzadan imtina ettiğine dair de bir açıklama da bulunmadığından dava dilekçesi tebliği işleminin geçersiz olduğu- Hukuki dinlenilme hakkı tanınmadan karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Tebliğ memurunca muhatabın adreste bulunmama sebebi, adresten geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığı, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği, dönecekse ne zaman döneceği Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesinde belirtilen kişilerden sorulup tespit edilmeden ve dolayısıyla 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat yapılması koşullarının bulunup bulunmadığı saptanmadan anılan maddeye göre yapılan tebligat, usulsüz olup, bu husus mahkemenin de kabulünde olduğuna göre, mahkemece, şikayet kısmen kabul edilerek 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, borçlunun öğrenme tarihine göre tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, ödeme emrine ilişkin tebligatın iptali yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-