Şikayete konu tebligatta haber verilen komşunun ismi yazılmadığından bu hali ile tebliğ işleminin şeklen Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine aykırı ve dolayısıyla usulsüz olduğunun anlaşıldığı, o halde mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulüyle TK'nun 32. maddesi gereğince, tebliğ tarihinin, öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun mernis adresi olan... 174. Sokak no:16 iç kapı 10 Karasu/ ... adresine tebligat çıkartıldığı ve tebligatın “Muhatabın gösterilen adresten tanınmadığı muhtarlık kaydı olmadığından çıkış mercine iade. ”şerhi ile iade edildiği ancak 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebligatta muhatabın adreste tanınmadığını bildiren komşunun ismi alınmadan tebliğ işlemi yapıldığı anlaşıldığından, iade dönen ilk tebligatın; 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi ile Yönetmeliğin 30. maddesi hükümlerine aykırı olup usulsüz olduğu, T.K.nun 21/2 maddesinin uygulanmasına esas alınamayacağı-
Dava açılmadan önce davalının MERNİS adresini değiştirerek başka adrese taşımış olup dosya kapsamında MERNİS adresi kabul edilerek daha önceki adresine -Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre- dava dilekçesi tebliğinin doğru görülmediği- Hukuki dinlenilme hakkı gereği davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğinin sağlanarak iddia ve savunmalar çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği-
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemi- Yetkili satıcılık sözleşmesinin feshi- Markanın izinsiz olarak kullanılması-
Bozma sonrası, mahkemece tarafların beyanlarının alınmasından sonra açıkça bozma nedenlerine uyulması ya da eski kararda direnilmesine dair ara kararı oluşturması gerektiği- Mahkemenin bozma nedenlerinden her birine, ne sebeple uyduğunu ya da uymadığını gerekçesiyle ortaya koyması gerektiği- Mahkemece "renkli olarak yapılmamış olan tebligatın iptalinin hem usul ekonomisine hem de İİK’nın ruhuna aykırı olduğu" gerekçesi ile direnme kararı verilmişse de, mahkemenin bozma kararının gerekçesini yanlış yorumlayarak ve yanılarak direnme gerekçesi oluşturduğu-
Davalı şirket adına olan tebligatların yetkilisinin ikametgâh adresine tebliğe çıkarılmasının usule uygun olmadığı- Şirket adına yetkilisinin kızına tebliğ edilerek yapılan tebligatın da usulüne uygun olarak yapılmadığı- Şirketin adresi ticaret sicil müdürlüğünden yeniden sorularak, bildirilecek adresin daha önce tebligat yapılan adresten farklı olup olmadığının denetlenmesi gerektiği-
Yargıtay uygulamasında TK’nın 21/1. maddesinin tüm koşullarının sıkı bir şekilde uygulanmayacağı belirtilmiş olmakla beraber bunun haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, haber verilen komşunun isminin usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, buna göre şikayete konu tebligatta haber verilen komşunun ismi yazılmadığından bu hali ile tebliğ işleminin şeklen Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine aykırı ve dolayısıyla usulsüz olduğunun kabul edilmesi gerekeceği- TK 'nın 32. maddesi gereğince, tebliğin, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği-
Şikayetçi borçluya ödeme emri ................................ adresine tebliğe çıkartılmış olup, alıcının “adresten taşındığı” şerhi ile iade edilmesi üzerine bu kez mernis adresi olduğuna dair kayıt ile birlikte aynı adrese .......... tarihinde TK’nun 21/2. maddesine göre tebliğ işleminin gerçekleştirildiğinin görüldüğü, o halde mahkemece; borçlunun mernis adresine tebligat kanunu 21/2 şerhi verilerek yapılan tebliğ işleminde usulsüzlük bulunmadığından, şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece vekillikten çekilme dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiş olup, davalı vekilinin eldeki dava bakımından vekilliğinin devam ettiğinin anlaşıldığı, gerekçeli karar ve davacının istinaf dilekçesi ise tebligat zarfında mernis şerhi bulunmaksızın Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre davalıya tebliğinin sağlandığı, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, davalıya vekilinin istifa dilekçesinin usulen tebliği ile Avukatlık Yasası'nda belirtilen onbeş günlük sürenin beklenmesi ve akabinde duruma göre gerekçeli karar ile istinaf dilekçesinin tebliği ile sonucuna göre esastan inceleme yapılması gerekirken, davalı yönünden ilk derece mahkemesince Tebligat Kanunu’na aykırı yapılan tebligatlar dikkate alınmaksızın esastan inceleme yapılarak karar verilmesinin isabetli olmadığı-
Tüzel kişiler adına ticaret sicilindeki adresine gönderilen tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun Yönetmeliğin 30 ve 31. maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek olmadığı, zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olmasının tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı-