Tebligat Kanun'unun 21/1 maddesinde açıkça belirtildiği üzere; adresin kapalı olması veya tebliğden imtina halinde tebliğ evrakının o yer mahalle muhtarına veya kanunda sayılı şahıslara teslim edilip bilahare haber kağıdının muhatabın adresindeki binanın kapısına yapıştırılması ile artık tebliğ işleminin tamamlanacağı, buna göre, tebliğ evrakları kapıya yapıştırılmış ise de, tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesinin; tebliğ memurunun maddede belirtilen prosedüre aynen riayet etmesi ve bunu belgelemesine bağlı olduğu- Gelinen aşamada, dosya içeriği, tebligatların teslimine dair soruşturma neticesi ve tebliğ mazbatalarında yer alan tarih ile tebliğ memurunun el terminalinde girmiş olduğu gönderi kayıtlarına göre, tebligatların aynı kanunun 21/1 maddesinde belirtildiği şekli ile tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceği, zira aksinin kabulünde, haber kağıdının kapıya yapıştırıldığı günde borçlu şirketlerin muhtara başvurmaları halinde kendilerine teslim edilecek herhangi bir tebliğ mazbatasının o gün itibari ile muhtarda bulunmasının mümkün olamayacağı-
İİK. 149 uyarınca, icra emri gönderilebilmesi için, alacaklı tarafından, kredi kullanana kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adresine, noter aracılığı ile hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın gönderilmesi gerektiği- Hesap kat ihtarı dört farklı adrese tebliğ edilmişse de, borçlunun ipotek senedindeki adresine gönderilen tebligatla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesince karar gerekçesinde "...nin imzadan imtina ettiğinin tebligat mazbatasına yazılmadığı belirtilmişse de, tebligat mazbatasında komşunun imzadan imtina ettiği şerhinin yer aldığı ve yine borçlunun "...isminde bir komşusunun bulunmadığı" yönünde bir iddiasının da olmadığı, dolayısıyla yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu-
Tüzel kişiler adına ticaret sicilindeki adreslerine gönderilen tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun, Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 31. maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek olmadığı- Muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olduğu- Hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olması, tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı- Ancak, Kanunun 21/1.maddesine göre tebligat yapılması halinde, tebliğ memuru, tebliğ evrakını tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de, mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerektiği- Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği- Tebligatta haber verilen komşunun isminin gerçek kişi olup olmadığı anlaşılamadığından, bu hali ile tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
Dava dilekçesinin davalı ...’e usulüne uygun tebliğ edildiğinin söylenemeyeceği- Davalı ...’in ilgili adreste bulunmama sebebi yeterli araştırma yapılarak açıkça mazbataya yazılmadığı- Haliyle, davalı ...’in cevap dilekçesini sunması için Yasada öngörülen sürenin, usulsüz tebligat nedeniyle 21.12.2015 tarihinde başlamayacağı-
Bilinen adresin birden fazla olması halinde, alacaklı yanca ikamet adresine tebligat çıkarma zorunluluğu olmadığı, somut olayda alacaklı yanca bilinen iş yeri adresine tebligat çıkarıldığı, bilinen adres kavramının dar yorumlanamayacağı, buranın iş yeri adresi olmadığının borçlu tarafından iddia edilmediği, ancak dosyayla irtibat kurulamayan, ilgisiz bir adres tebligat çıkarılması durumunda bu hususun gündeme getirilebileceği, dolayısıyla şeklen de usulüne uygun olan tebligata yönelik şikayetin reddi gerektiği-
Satış ilanı borçlunun mernis adresine çıkartıldığı gibi, ihalenin feshi dilekçesi ve ekindeki vekaletnamede de borçlu adresi olarak aynı adresin gösterildiği, bu yönüyle de yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu; öte yandan ilk derece mahkemesince ihale konusu 12 no’lu parselin yüzölçümünün satış ilanında fazla gösterildiği iddiası borçlu lehine olup, borçlunun bunu ileri sürmesinde hukuki yararı olmadığından, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ihalenin feshine karar verilmesi isabetli görülmediği-
İİK'nun 5. maddesi uyarınca maddi tazminat-
Trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle manevi tazminat-
Trafik kazası nedeniyle maddi tazminat-
Borçlu …. Ltd. Şti.’ye çıkarılan hesap kat ihtarının “yetkili ........ imzadan imtina ettiği için ilgili evrak ilgili mahalle muhtarına tebliğ edildi” şerhi ile tebliğ edildiğinin görüldüğü, bu durumda, kendisine tebliğ evrakı teslim edilen muhtarın adresini ihtiva eden ve muhatabın tebligatı muhtardan alabileceğini bildiren ihbarnamenin borçlunun kapısına yapıştırılmadığının tebliğ mazbatasındaki açıklamadan anlaşıldığı, dolayısıyla, anılan hesap kat ihtarı tebliğinin Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 31. maddelerinde öngörülen usule aykırı olduğu, o halde, üst sınır ipoteğine dayalı olarak yapılan takipte, borçluya hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediği ve bu nedenle icra emrinin iptali gerekeceği-