Muhattapların adreste bulunmama sebebi araştırılmadan doğrudan daimi çalışanlara yapılan tebligatın geçersiz olduğu-
Mahkemece, vasiyetnamenin açılmasına karar verilmiş ise de; mirasçı ...’a ve mirasbırakanın kendisinden önce .............. tarihinde ölen kardeşi ... mirasçılarından ..., ..., ..., ..., ... ve ...’e duruşma günü ve vasiyetnamenin onaylı örneğini içerir şekilde tebligat çıkartılıp tebliğ edildiğine dair dosya içerisinde evrak bulunmadığının görüldüğü, bunun yanında, mirasçı ...’a yapılan duruşma günü ve vasiyetname tebligatının Tebligat Kanunu'nda belirtilen ilke ve kurallara aykırı olarak TK'nın 10/2. maddesi gözardı edilmek suretiyle, mirasçı adına önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan doğruya TK'nın 21/2. maddesine göre yapıldığı ve usulsüz olduğu da görüldüğünden, mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 596/2. maddesi uyarınca, gerektiğinde mirasbırakanın mirasçılık belgesi temin edilerek tespit edilecek tüm mirasçılar ve diğer ilgililer usulüne uygun çağrılmadan, vasiyetnamenin açılıp okunmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tebligata ilişkin Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması gerektiği- Bilinen adrese çıkarılan tebligatın iade edilmesinden sonra adres kayıt sistemindeki adresin araştırılması gerektiği- Direnme kararının tebliğine ilişkin tebligat mazbatasında 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması işleminden hangi komşunun haberdar edildiğinin belirtilmemesinin hatalı olduğu- Yerel mahkemece verilen önceki kararlardan haberdar olmayan davalıların bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurabileceği- Hukuk Genel Kurulunun geri çevirme kararları sonrasında kararı temyiz eden davalılar mirasçılarının ilk karara ilişkin temyiz istemi kabul edilerek, bu çerçevede inceleme yapılması gerektiği- 
Şikayetçi borçlunun alacaklı banka tarafından takip talebinde bildirilen adresine gönderilen ödeme emrinin adres yetersizliğinden değil, "muhatabın adresten taşındığı" şerhi ile bilâ tebliğ iade edildiği ve bunun üzerine bu kez mernis adresine TK’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca çıkartılan tebligatta tebligat zarfı üzerinde ''mernis adresidir '' ibaresi ile birlikte tebliğ işleminin TK'nun 21/2. maddesine göre yapılacağına dair tebligatı çıkaran mercii tarafından Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verildiği, dolayısıyla, tebliğ memurunca, şikayetçi borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin TK'nun 21/2. maddesine göre usulüne uygun olarak yapıldığının görüldüğü, bununla birlikte belirtmek gerekir ki, alacaklının takip talebinde bildirdiği adres borçlunun bilinen adresi olup, bilinen adresin tespiti yönünden şikayete konu takip dosyası dışında başkaca bir takip dosyasının araştırılmasının mümkün olmadığı-
Borçlu ................. Derneğinin ödeme emrini 7201 Sayılı TK'nın 21/1 maddesi gereğince "Tebligat adresine gidildi, muhatap tebliğ saatinde adreste olmadığından ve tebliğe haiz kimse bulunmadığından tevziat saatlerinde kapalı olması sebebiyle tebliğ zarfı mahalle muhtarına tebliğ edildi kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldı, durumdan komşusu haberdar edildi. Haber verilen kişi isim ve imzadan imtina etti." şerh ile tebliğ olunduğu, haber verilen komşu isminin bulunmadığı, bu hali ile tebligatın TK'nun 21/1. maddesine aykırı olduğu, her ne kadar tüzel kişi derneğin kapalı olması durumunda adreste bulunmama nedeninin araştırılması gerekmemekte ise de, komşuya haber verme yükümlülüğünün devam ettiği, Dairemiz uygulamalarında TK.nun 21/1. maddesinin tüm koşullarının sıkı bir şekilde uygulanmayacağı belirtilmiş olmakla beraber bunun haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağının, haber verilen komşunun isminin usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, buna göre şikayete konu tebligatta haber verilen komşunun ismi yazılmadığından bu hali ile tebliğ işleminin şeklen Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine aykırı ve dolayısıyla usulsüz olduğu- Tebliğin usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği, o halde mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile TK'nun 32. maddesi gereğince, tebliğ tarihinin, öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
"...Muhatabın adresinin kapalı olması sebebiyle en yakın komşudan sorulmuş muhatabın çarşıya gittiği sözlü imzalı beyan edilmiş imzadan imtina edilmiştir, tebligat muhtar imzasına tebliğ edilmiş, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır, ayrıca en yakın komşu kapıcı yöneticiye haber verilmiştir...”şerhi ile TK’nun 21.maddesi gereğince yapılan tebligatın, haber bırakılan kişinin kim olduğu açıkça belirtilmediğinden usulsüz olduğu-
Tebligatı alan şahsın, şirket yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak almaya yetkilendirilmiş, evrak müdürü gibi bir çalışan olup olmadığı tespit ve şerh edilmeden ve yine bu işlerle görevlendirilmiş başka bir çalışan olup olmadığı araştırılmadan doğrudan iş yeri çalışanına tebligat yapıldığı anlaşıldığından, satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu- Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin, başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
Borçlunun bilinen en son adresine usulüne uygun tebligat çıkarılması zorunlu olup, takibin dayanağı olan tahliye taahhütnamesinde ve örnek 14 nolu tahliye emrinde gösterilen, ayrıca alacaklının icra müdürlüğüne bildirdiği ve bilinen son adres olarak kabulü gereken adres doğru ve eksiksiz yazılmaksızın tebligat çıkarılması ve adres yetersizliği nedeniyle tebliğ edilememesi durumunda, Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereğince bilinen son adrese tebligat çıkarılması kuralının yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği- Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca; borçlunun hakkındaki takibi öğrendiğini beyan ettiği tarihten daha önce öğrendiği hususu alacaklı tarafından yazılı delille ispat edilemediğine göre, tebliğ tarihinin borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi esas alınarak düzeltilmesine ilişkin kararın yerinde olduğu-
Fiziki dosyanın kaybolmuş olması nedeniyle UYAP sisteminden yazdırılarak oluşturulan dosya içerisinde tebligat tutanaklarının bulunmadığı, UYAP sisteminde de taralı olmadığı, PTT Sorgusunda ise davalıya bir defa dava dilekçesinin, bir defa da gerekçeli kararın tebliğe çıktığı 21. maddeye göre muhtara teslim şeklinde yazılı olduğu, mahkemece temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararda tebligatın 21/2 ye göre yapılarak kararın kesinleştirildiği belirtildiğinden, davalı adına önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan TK'nun 21/2. maddesine göre yapılan gerekçeli karar tebligatı usulsüz olup temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmediği- Davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek biçimde taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esastan karara bağlanmasının doğru görülmediği-
Gerçek kişiye Teb. K. mad. 35 uyarınca tebligat yapılabilmesi için, bu maddeye göre tebliğ yapılan adresine daha önce kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması gerektiği- Daha önce, Teb. K. mad. 21/2 uyarınca yapılan tebligat, o tarih itibariyle tebliğ yapılan adres borçlunun adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi olmadığından usulsüz olup, Teb. K. mad. 35 uyarınca tebligat yapılmasının ön şartı gerçekleşmemiş olduğundan, satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğu- Borçlunun adrese dayalı kayıt sisteminde kayıtlı adresinin bulunmaması halinde, ipotek akit tablosunda yazılı adresine daha önce usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa bile bu adrese Teb. K. mad. 35'e göre tebligat yapılabilir ise de, somut olayda Teb. K. mad. 35 uyarınca tebligat yapılan adres, kredi sözleşmesinde kayıtlı adreslerden olmayıp farklı bir adres olduğundan satış ilanı tebliğinin bu yönden de usulsüz olduğu- Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin, başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-