Her ne kadar davalı şirkette yönetici olarak görünen ............'nın 01.10.2013 tarihinde diğer davalı şirkette çalışıyor ve her iki şirket yönetici ve çalışanları arasında bağ mevcut ise de; taşınmazın devir bedelinin temlik tarihi itibari ile rayiç bedeli üzerinde bir bedel ile yapılması, tüm bu hukuki işlemlerin davalı şirketlerin usulüne uygun olarak tutulmuş ve delil olma niteliğini haiz ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olması, taşınmazın devrinden önce davacı-alacaklının taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ettiği, ... ili ... ilçesi ... mahallesi 125 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın haczin kaldırılması talebinden 3 gün kadar önce davacının eşine devredilmesi, davacının tüm bu devir işlemlerini önceden bildiği, bu itibarla da örtülü olarak devre muvafakat gösterdiği, davalılar arasındaki devir işleminin muvazaalı olmadığı, davacıdan mal kaçırma amacı taşımadığı ve gerçek bir satış işlemi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Tasarrufun iptali davasında istemin bedele dönüşmesi halinde bedel üzerinden faiz yürütülmesinin mümkün olmadığı- Davalı borçlunun alacaklıdan mal kaçırma kastı ile davalı üçüncü kişiye menkulleri düşük bedelle devrettiği, borçlu ile aynı işkolunda (tekstil) faaliyet gösteren ve aralarında önceye dayalı ticaret bulunan davalı üçüncü kişinin borçlunun borca batık olduğunu ve mal kaçırma kastını bilen kişilerden olduğu, İİK 280'deki iptal şartlarının oluştuğundan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği- Davaya ve alacağa dayanak teşkil eden fatura yönünden istemin 5 yıllık süre hak düşürücü süreden reddi gerektiği- İptal davalarında üçüncü kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK. 283/2 uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerektiği- Aynı menkul mallara ilişkin önceki iptal davasında rayiç piyasa değeri konusunda verilen karar kesinleştiğinden, menkul malların belirlenen bu gerçek değeri üzerinden karar verilmesinin isabetli olduğu- Davalı lehine hesaplanan vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken sehven, davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin hatalı olduğu-
İptali istenilen temlik işlemlerinin 6183 sayılı Yasa'nın 26. maddesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı, hak düşürücü sürelerde bu süreyi kesen işlemlerden söz edilmesinin mümkün olmamasına göre, "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Temyizen incelenen kararın, davalı .............. ile borçlunun akraba olduğunun ispatlanmamış olmasına ve bedel farkı olmamasına, dava konusu taşınmazın davalı ............. tarafından 14.12.2018 tarihinde satılmış olmasına rağmen dava konusu diğerbağımsız bölümün bundan önce 30.11.2018 tarihinde satın alındığından, borca mahsuben satış olarak kabulünün mümkün olmamasına, davalı .............. için hükmedilen bedelde hata olmamasına, davalı ...............'nun satışın borca mahsuben yapıldığını kabul etmesine göre usul ve kanuna uygun olup onanmasına karar vermek gerekeceği-
Yapılan yargılama, incelenen deliller ve tüm dosya kapsamından; davalıların teyze-yeğen olup akrabalık ilişkisini mahkemeden gizlemeye çalıştıkları, yapılan kolluk araştırması sonucu akraba oldukları ortaya çıkınca mahkemeye beyan ettikleri, davalı ........'in borcun dayanağı ve tarihi sorulduğunda çelişkili beyanda bulunması, bononun taraflar arasında her zaman tanzim edilebilir ve icra takibine konu edilebilir nitelikte olması nedeniyle tek başına borcu ispatlamaya yeterli olmaması, icra takibi kesinleşmesine rağmen kredi kullanma talebi sonuçlanıncaya kadar maaş haczi talebinde bulunulmaması, kredi kullanma sebebi (yatırım vs) açıklanmadığı gibi kullanılan kredinin, iddia olunduğu gibi diğer davalı ..........'ye olan borcu ödemede kullanılmaması, borçlunun mal varlığı araştırılıp borcun ödenmesi yollarına gidilmeyip sadece maaş haczi yoluna başvurulmuş olması, kullanılan kredinin ilk taksitinin dahi ödenmemesinin, davalı ............'in baştan beri geri ödememe amaçlı kredi çekmiş olabileceğini düşündürmesi, davalıların yakın akraba olmalarına ve aralarındaki borç ilişkisini bono düzenleyerek kurmalarına rağmen borcun kaynağı olan 80.000,00 TL para transferinin yapıldığına dair bir kanıt sunamamaları göz önüne alındığında davalılar arasındaki icra takibinin muvazaalı olduğu kanıtlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerektiği, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
Davacının alacağın dayanağı olan çeklerin, dava konusu tasarruf tarihinden önceki ticari bir ilişkiye dayalı olduğunun ispat edilememiş olmasına göre, mahkemece "davanın reddine" dair verilmiş olan kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Her iki şirketin aynı iş yerini kullanmalarına, ortaklık ilişkisi içerisinde olmalarına, ortağının, satıcı şirketin eski ortağı bulunduğu, ayrıca davalı birinci kişi ile davalı ikinci kişi arasında yapılan taşınmaz satışına ilişkin işlemde davalı birinci kişinin vekili olarak yer alan kişi ile davalı ikinci kişinin bir dönem aynı iş yerinde birlikte çalıştıkları, arkadaşlık ilişkileri olmasına, satışta davalı ikinci kişi vekaleten hareket eden kişinin de davalı borçlu şirketin temsilcisinin eşinin kardeşi ve aynı zamanda borçlu şirketin eski ortağı olmasına ve davalı ikinci kişinin ortağı ve yöneticisi olduğu şirketin de inşaat alanında faaliyet göstermesine göre "davanın kabulüne" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Mahkemece yapılacak işin; 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddeleri gereğince, davalılar arasında yapılan tasarruflar arasında mislini aşan bedel farkı bulunup bulunmadığının, yine davalı 3.kişinin davalı borçlunun maksadını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı konusunda aralarında herhangi bir akrabalık, arkadaşlık, iş ortaklığı gibi bir durumun varlığının araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu- Davacının davalı borçludan tasarruf tarihi itibariyle alacağının ne kadar olduğunun bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi ve bu miktar ile tasarruf konusu taşınmazların bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek değerlerinin karşılaştırılması ve daha düşük olan değer üzerinden harca hükmedilmesi gerekirken karşılaştırma yapılmadan taşınmazların gerçek değeri üzerinden harcın belirlenmesinin doğru olmadığı- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücretinin tutarı maktu olarak belirleneceği-
Dava konusu borcun ödendiği gerekçesiyle konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davalıların davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalılar aleyhine harç, vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesine karar verilmesi gerekeceği-
