Tasarrufun iptali davası sabit olduğuna göre, davacının alacağının dava tarihi itibarıyla ulaştığı değer hesaplanıp, bulunacak bu değer ile taşınmazın devrine ilişkin resmi akit tablosunda gösterilen değer karşılaştırılarak; hangisi az ise, az olan değer esas alınarak davacı yararına vekalet ücreti takdir ve tayini, ayrıca harcın da bu değer üzerinden hesaplanması gerektiği-
17. HD. 10.09.2013 T. E: 10963, K: 11764-
Davanın, ön koşul yokluğu (borçlu hakkında düzenlenmiş aciz belgesi bulunmaması) nedeniyle reddi halinde, kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına (AAÜT.'nin 7. maddesi gereğince) maktu vekalet ücreti takdiri gerekeceği- Tasarrufun iptali davalarının dinlenme koşulları arasında iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması ve borçlu hakkında düzenlenmiş kati (İİK. mad. 143) veya geçici aciz (İİK. mad. 105) belgesinin bulunmasının, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olmasının, alacağın gerçek olmasının gerekli olduğu- Takip konusu borç boşanma davası sırasında hükmedilen nafaka alacağına ilişkin olup nafakayı doğuran olay haksız fiilden yani davalının davacı eşine şiddet uygulamasından kaynaklandığından borcun doğumunun dava konusu tasarruftan önce doğduğunun kabulü gerekeceği-
6183 s. AATUHK’nun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiği- Davalı borçlunun, dava konusu araçları parasını kendi vererek diğer oğlu adına satın almasına ilişkin tasarrufların, nam-ı müstear şeklinde muvazaalı yapıldığı gerekçesi ile iptal edileceği, borçlunun oğlu olan üçüncü kişinin tasarrufların yapıldığı sırada gerek sigortalılık başlangıcı gerekse işe başlama tarihi nazara alındığında, iptale tabi tasarrufların bedelini ödeyebilecek ekonomik güce sahip olduğunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, borçlunun mamelekinden çıkan para ile üçüncü kişinin malvarlığına giren artışların da tasarrufun iptaline konu olabileceği, tanık beyanlarının tek başına iyiniyet ve ekonomik durumun ispatında yeterli olmadığı-
İİK.’nun 331. maddesinde düzenlenen ‘alacaklısını zarara uğratmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçu’nun oluşumu için, borçlu hakkında ‘aciz belgesi’ alınmasının zorunlu olmadığı, alacaklının ‘alacağını alamadığını’ ispatlaması halinde de, maddedeki suçun, unsurları itibariyle oluşacağı-
Tasarrufun iptali istemiyle açılan davada, mahkemece, "4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14/5-d maddesi (5411 sayılı Bankalar Kanunu 'nun 142. maddesi) uyarınca Bankalar ile Fon ve bankaların iflas idareleri tarafından açılan hukuk davalarına asliye ticaret mahkemelerde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olması" karşısında, İİK mad. 277 ve devamı hükümleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarının İİK mad. 281 uyarınca genel mahkemelerde görülmesi gerekmekte olup, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu-
Boşanma protokolüyle temliki taahhüt edilen ve devredilmeyen taşınmaz payının tapu iptali ve tescili ve ayrıca boşanma protokolünün muvazaalı olduğu iddiasına dayalı davalar boşanma protokolünden kaynaklanan davalar olduğundan görevli mahkemenin aile mahkemeleri olduğu-
Taşınmazın edinme tarihinde davacının 8 adet bileziğiyle sağladığı katkının oranı belirlenerek taşınmazın dava tarihindeki değerine oranlanmak suretiyle davacının katkı payı alacağının tespiti, otomobil yönünden ise, davacının ziynet eşyaları ile sağladığı katkı ile aracın sürüm değeri üzerinden davacının değer artış payı alacağının belirlenmesi, hesaplanan değer artış payı alacak miktarının hesaptan düşürülmesi, kalan artık değer üzerinden 1/2 oranında katılma alacağının saptanması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalılar arasında düzenlenmiş bonoların “muvazaa ve hileye dayalı tanzim edilmiş batıl ve geçersiz bonolar olduğunun tespit ve kabulü ile icra takibinin iptali” talebiyle açılan davada, mahkemece davanın nitelemesi yapılmadığı gibi yazılı olduğu gibi yargılama usulleri ve dava şartları dahi farklı olan iki hukuksal nedene dayalı olarak (BK 18 ve İİK 277 vd.) davanın kabulüne karar verilemeyeceği- Tasarrufun iptaline bakan mahkemece davanın hangi hukuksal nedene dayalı olarak ele alındığının belirtilmesi gerektiği, bu niteleme sonucu hangi delilerin toplanması gerektiği, hangi ön şartların araştırılacağı ve hangi yargılama usulünün tatbik edileceği gibi hususların aydınlığa kavuşacağı- Gerek muvazaa (TBK. mad. 19) hukuksal nedenine dayalı iptal davalarında gerekse İİK. mad. 277 vd  uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında; davacının, davayı açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği (HMK. mad. 114/h)- Davacı, davanın kabulü halinde borçlu şirket malları üzerinde cebri icra yetkisi elde edeceğinden, davalı tarafından yapılan ve iptali istenen takipte, davalı borçlunun taşınmazları ve araçları üzerine konulan hacizler de davacının takiplerinden dolayı konulmuş hacizlerden sonra olduğundan, davacı tarafın bu davaların açılmasında hukuki yararları bulunduğu yolundaki iddialarının dayanağını teşkil eden hesapta ise davalıya para kalmadığı bildirildiğinden ve Mal Müdürlüğü de davalı borçlu şirketin herhangi bir alacağının bulunmadığını bildirdiğinden, davacının hukuki yarar ile ilgili ileri sürdüğü borçlu şirket hisseleri üzerine konulan hacizlerle ilgili olarak davalı taraf beyanları üzerinde durularak geçerli bir haciz olup olmadığı araştırılmadığından, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olup olmadığı yeterince irdelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, Asliye Hukuk Mahkemesince, davacının temlik eden bankanın halefi sıfatıyla tasarrufun iptali davasını açtığı, 4389 sayılı Bankalar Kanunu (yeni 5411 sayılı Bankalar Kanunu) gereğince görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek görevsizlik kararı verilmiş olması karşısında, taraflar arasındaki dava, Bankacılık Hukukundan yahut ticari ilişkiden değil, kredi sözleşmesinden doğan alacağa dayalı olarak davalıların mal kaçırma kastıyla hareket ettikleri iddiasına dayanan İİK. 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, bu tür davaların İİK mad. 281 uyarınca genel mahkemelerde görülmesi gerektiğinden, Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevli olduğu-