Haciz sırasında borçlu şirket ortağının hazır olduğunun ve bu kişi ile davacı üçüncü kişinin soy isimlerinin aynı olduğunun görüldüğü, kaldı ki, borçlu şirketin diğer ortağının soyadının da davacının soyadı ile aynı olduğu, ne var ki, mahkemece, borçlu şirket ortakları ile davacı üçüncü kişi arasındaki akrabalık bağının derecesinin nüfus kayıtları getirtilerek tespit edilmediği, ayrıca, gerekirse mahallinde kolluk aracılığı ile de inceleme yaptırılarak bu kişinin fiilen borçlu şirket bünyesinde çalışıp çalışmadığının araştırılmasının gerekeceği, eş anlatımla alacaklıdan mal kaçırmak için muvazaalı işlemler yapılıp yapılmadığının ve mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğu hususlarının açıklığa kavuşturulmadığı, delillerin ispat gücünün buna göre ele alınıp değerlendirilmediği, hal böyle olunca, eksik araştırma ve incelemeyle yetinilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmasının isabetli olmadığı-
İİK’nun 97/13. maddesi uyarınca alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için hangi mahcuzlar yönünden takibin ya da satışın durdurulması kararı verildiği hususları gerekçede belirtilip tartışılmadan ve tazminat oranının da 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik uyarınca 05.07.2012’den itibaren geçerli olmak üzere %20 olarak değiştirildiği dikkate alınmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- Hacze konu eşyaların bir kısmı ile ilgili fatura sunulamadığı, diğerleri için sunulan faturaların da borcun doğumundan sonra düzenlendiği ve bunların çoğu ile ilgili ödeme kayıtlarının yer almadığı, ticari defterin usulüne uygun tutulmadığının bilirkişi incelemesi ile saptandığı, bu koşullarda hacze konu eşyalar yönünden istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerekeceği-
Üçüncü kişinin, alacaklının açtığı icra takibinin danışıklı olduğunu ve amacın dava konusu makinelerin elinden alınmasının amaçlandığını iddia ettiği görüldüğünden, icra mahkemesince borç kaynağı bono alacağının gerçek olup olmadığını tacir olan borçlunun ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ile araştırılması gerektiği-
Dava konusu borcun doğumundan sonra kurulan ve adresini borçlu şirketin adresine naklettiği anlaşılan 3.kişi şirketin İİK. 97/a'daki mülkiyet karinesinin aksini ispata elverişli delil sunamadığı, karine borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olup istihkak davasının reddi gerekeceği- Karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davası için gerekli olan dava harcının yatırılmadığı anlaşıldığından,usule uygun olarak açılmış bir karşı dava da bulunmadığı-
Davanın, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkin olduğu, davanın esasına yönelik ret kararı verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekeceği
Üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açılan “istihkak” davasında mahkemece davacı ve davalı borçlunun ticari kayıtları üzerinden yaptırılacak ayrıntılı bir bilirkişi incelemesi ile ‘müşterek üretim ve satış sözleşmesi’ nin gerçek olup olmadığı saptanıp, SGK ve ilk kuruluşlarından itibaren getirtilecek ticaret sicil kayıtları da incelenerek muvazaanın bulunup bulunmadığına bakılması, toplanacak delillerin sonucuna göre İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun tayini ile sunulan delillerin buna göre ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği-
Borçlunun daha önce kömür satıcılığı yaptığı adreste haciz uygulamasının yapıldığı, haciz esnasında borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğu, bu nedenle 2004 sayılı İİK'nın 97/a maddesi uyarınca mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davada ispat yükünün davacı 3. kişide olduğu, bu kapsamda davacı 3. kişi tarafından sunulan adi yazılı satış sözleşmesinin her zaman düzenlenmesi mümkün bir belge olduğu ve vergi levhası ile birlikte bu sözleşmenin yasal karinenin aksini ispata yeterli olmadığı-
Alacaklı tarafından, davalı borçlu şirket ve 3. kişi şirket aleyhine açılan tasarrufun iptali davasının "takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığı" gerekçesiyle reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından, istihkak davasında "dava şartı bulunup bulunmadığı" yönünden değerlendirme yapılması gerektiği-
3. kişinin mülkiyet karinesinin aksini her türlü delille ispatlayabileceği-
Mahkemece, davacının dayandığı belgeleri hasar dosyasını sigorta şirketinden getirtip incelemek, ödemelerden sonra mülkiyetin davacı Şirket üzerinde bırakılıp bırakılmadığını açıkça sorup tespit etmek, faturaların gerçekliğini ve fatura kapsamındaki vincin tüm ayırt edici özelliklerini satıcı firmanın ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile saptamak, bundan sonra da sigorta evrakları ile faturaların hacizli vinç ile ilgili olup olmadığı yönünde keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak, bu şekilde toplanacak delillerin sonucuna göre işin esası hakkında bir karar vermek gerekeceği-
