Borçlu ile 3. kişi şirket yetkilisinin dayı yeğen olması, aynı iş kolunda yer almaları, borçlu adına mahalde önemli evrakların bulunması, ünvanlarının neredeyse aynı olması, davacı şirketin borcun doğumundan hemen sonra kurulması hep birlikte değerlendirildiğinde, borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağın mevcut olduğu, aralarında danışıklı işlem ve muvazaanın varlığının kabulü gerektiği-
Dava konusu haczin ................. tarihli haciz ile aynı adreste yapıldığı dosya kapsamından anlaşılamıyor ise de, .................. tarihli haczin, borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğu sırada yapıldığı, bu hacizle ilgili olarak 3. kişinin açtığı istihkak davasının reddine dair karar yasa yollarından geçerek kesinleşmiş olup anılan kararın eldeki dosya için bağlayıcı olmamakla birlikte borçlu ile 3. kişi arasında muvazaalı işlemler yapıldığı hususunu güçlendirdiği, ayrıca, İİK'nın 8. maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilen haciz tutanağı uyarınca, dava konusu ............... tarihli haciz işlemi, ................... tarihinde yapılan haciz ile aynı adreste yapılmış olup dava konusu haciz sırasında haczedilen bir kısım menkullerin karşısına 26.12.2013 tarihli haciz, 29.01.2014 tarihli haciz ibarelerinin eklenerek daha önceki hacizde haczedilen menkuller olduğunun tespitinin yapıldığının görüldüğü, bütün bu olgular bir arada düşünüldüğünde, borçlu ile 3. kişinin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yaptığının kabulü gerekeceği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Üçüncü kişinin itiraz dilekçesini iadeli-taahhütlü olarak icra dairesine gönderdiği, icra memurunca bu dilekçesinin teslim alındığına ilişkin düzenlenen alındı belgesi üzerinde icra memurunun ad-soyadı, sicil numarası ve elle yazılmış tarih bulunduğundan ve bu tarih PTT Müdürlüğünce verilen cevap ile teyit edildiğinden, haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edilmiş olduğu, "şikâyetçi üçüncü kişinin takip dosyasına borçlu olarak eklenmesi işleminin kaldırılmasına ve uygulanan hacizlerin fekkine karar verilmesi" gerektiği- İlk derece mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olduğu-
Tutanak içeriğinden taşınmazda borçlu dışında üçüncü bir kişinin bulunduğu anlaşılamadığından ve ilamın taşınmazda bulunan borçlu yönüyle infazında bir sakınca bulunmadığından, şikayete konu memur işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince şikayetçinin taşınmazdan tahliyesinin gerektiğine yönelik gerekçenin de bu nedenle yerinde olmadığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun gerekçe yönüyle kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve şikayetin yukarıda yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekeceği-
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, satış bedelinin, muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekirse de satılan mal, muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber, yapılan usulsüzlük (yolsuzluk) malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi, mal daha yüksek bir bedelle satılabilecek idi ise), malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin (mesela borçlunun), ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğu- İsteklilerden birinin arttırmaya katılmasının engellenmiş olması ihalenin feshi sebebi olduğu- İcra mahkemesinin, ihalenin feshi talebini incelemedeki yetkisi (itirazın kaldırılmasındaki gibi) sınırlı olmadığı, ihalenin feshi sebepleri, tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği-
Şikayetçinin ............. parsel sayılı taşınmaz üzerindeki hisse oranına göre teminat yatırmadan ihaleye katılabileceği, ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürdüğü vakıaya ilişkin olarak dinlenen tanık beyanının, ihalenin feshi yargılamasında hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu durumda, mahkemece ihaleyi yapan icra müdürü ile ihaleye katılan tellalın da tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması gerekeceği, o halde mahkemece, şikayetçinin iddialarına ilişkin olarak, dinlenmeyen icra müdürü ile ihaleye katılan tellalın da tanık sıfatıyla dinlenilmesi, dinlenilen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde çelişkinin giderilerek karar verilmesi gerekeceği-
Tebliğ memuru tarafından tutulan ve imzalanan tebligat evrakının hilafı sabit oluncaya kadar geçerli olduğu-
Satışın, ilan edilen yer ve saatte yapılmasının zorunlu olduğu, bu kurala uyulmaması ihaleye olan talebi ve talibi etkileyen unsurlardan olup ihalenin satış ilanında belirtilen saatten önce başlanması ise katılımı olumsuz etkileyip borçlu yararına aykırı olduğundan fesih sebebi olacağı ve mahkemece re'sen nazara alınması gerektiği- İhale tutanağında başka bir taşınmazın bilgilerinin yazılmasının da ihale sürecinin sağlıklı yapılmadığını gösterdiği, taşınmazın muhammen bedelin üzerinde ihale edilmiş olmasının da re'sen gözetilen bu durumun dikkate alınmasını ortadan kaldırmayacağı- Farklı bir taşınmazın ihalesinin feshine yönelik hüküm tesis edilmesinin isabetsiz olduğu-
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda sadece davacı üçüncü kişinin ticari defterlerinin incelendiği, tarafların iddia ve savunmasında yer verilen hususlara ilişkin yeterli inceleme yapılmadığı- Bu durumda öncelikle, borçlu, üçüncü kişi ve dava dışı ... ... Şti.nin tutması zorunlu ticari defterlerinin getirtilmek veya yerinde inceleme yapmak ve ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile bilirkişi raporu alınarak, borçlu ve üçüncü kişi ile dava dışı ... ..Şti arasında bayilik sözleşmesi olup olmadığı, bu sözleşmeye uygun olarak devam eden ticari ilişkileri bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği- Öte yandan İİK’nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilinceye kadar geçerli haciz tutanağına göre haciz mahallinde bulunan borçlu şirkete ait tahsilat makbuzları ve tahsilat makbuzu defteri ile güncel olmayan evraklarla ilgili olarak davacı üçüncü kişi tarafından dava dışı ... ..Şti.nin isteği üzerine müşteri memnuniyeti açısından saklanılan evraklar olduğu dile getirilmiş, borçlu şirketin dava dışı ... ..Şti.ye borcu olup olmadığı ve haciz sırasında bulunan tahsilat makbuzlarında yer alan ödemelerin dava dışı ... ..Şti. ve borçlu şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, ondan sonra dosya içerisindeki diğer deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-
İmtina etmesi nedeniyle imzası alınmamış olsa da, haciz tutanağına göre haciz mahallinde bulunduğu anlaşılan borçlunun haciz tarihi itibariyle, icra takibinden haberdar olduğu ve bu tarihten itibaren yedi gün içinde "ödeme emri tebligatının usulsüz olduğuna" ilişkin şikayetini yapması gerektiği-