Kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile taşınmaza vaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkin davada Anayasa Mahkemesi’nin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ilgili hükümlerine ilişkin vermiş olduğu iptal karar sonucu oluşan durumun eldeki maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan davaya da uygulanması zorunlu olacağı, bu sebeple yeni yasal durum dikkate alınarak yeniden inceleme yapılması gerekeceği-
İptali istenen kat malikleri kurulu toplantısının 6.maddesinde ana taşınmaz için yönetim ve denetim kurulunun seçildiği, ancak; toplam 39 bağımsız bölümden oluşan ana taşınmazın sayı ve arsa payı çoğunluğu sağlanmadan bu seçimin yapıldığı anlaşılmış olduğundan, iptali istenen kat malikleri kurulu toplantısının yönetim ve denetim kurulu seçimine ilişkin 6.maddesinin de iptaline karar vermek gerekeceği-
Tapu kaydına baba adının eklenmesine ilişkin davada mülkiyet nakline yol açmamak için tapuda malik görünen kişi ile düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olduğunun şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmasının gerekeceği-
Dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş ise; mahkemece mülkiyet uyuşmazlığı olan müdahalenin önlenmesi davası hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesinin görev alanı dışında kalan tazminat isteği bakımından HUMK.’nun 46. maddesi gereğince ayırma (tefrik) kararı verilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmek suretiyle bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi ve hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkındaki davaya genel mahkemelerin görevli olduğunun düşünülmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Kadastral mülkiyet durumunun ihyası-
Muhdesat niteliğinde olmayan sera ile ilgili aidiyetin tespiti istenmesinde hukuki yarar olmadığı-
Kadastral parselin ihyası isteği-
