Davacı yanında asli müdahil olarak davaya katılan müdahillerin, HMUK 433/II-2 de belirtilen “karşı taraf” kavramı kapsamında olmasının mümkün olmadığı- Gerçek bir satışın konusu olmayan, satım niteliğinde olmayan pay temliklerinde yasal önalım hakkı doğmayacağı, örneğin temlikin hibe şeklinde olması halinde, hibede bir malın bedelsiz olarak üçüncü kişinin mülkiyetine geçirilmesi amaçlandığından önalım hakkı kullanılamayacağı- Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinde ise arsa sahibi inşaat yapımına karşılık yükleniciye bedel olarak bir miktar para yerine, arsa payını devretmekte olup, bu devir işlemi inşaatın yapımı için finans sağlanması amacıyla yükleniciye verilen "avans" niteliğinde bulunduğundan ve yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde arsa maliki her zaman payının iadesini isteyebileceğinden bu tür temliklerde önalım hakkının kullanılmasının mümkün olmadığı-
İnşaa edilen binanın tümüyle kaçak olması nedeniyle üzerinde kat irtifakı-kat mülkiyeti tesisi mümkün olmadığından, 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca suç teşkil eden ve kamu düzeni gereğince re'sen dikkate alınması gereken böyle bir yapıya meşruiyet kazandıracak şekilde bağımsız bölüme isabet edecek metre kare belirlenip bunun tesciline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacı vekilinin, bağımsız bölüm tescili talebi kabul edilmezse dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmının 3. bendinde terditli olarak sözlemeden önce maliki olduğu taşınmazın davacı adına tescilini istediği, bu istemin hukuki olarak sözleşmeden dönme talebini de içerdiği, bu talebin TMK'nın 692. maddesi uyarınca tüm paydaşların zorunlu dava arkadaşı olarak davaya dahil edilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamanın bu suretle devamını gerektireceği-
Taşınmaz devri yükümlülüğü getiren sözleşmelerin resmi şekilde yapılmasının zorunlu olduğu, 818 sayılı BK'nın 11. (TBK'nın 12.) maddesi uyarınca, kural olarak kanunun emrettiği şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmelerin ise geçersiz olduğu, ancak, şekil koşuluna uygun olmadığı için geçersiz olan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin fiilen hayata geçirildiği, tarafların edimlerini ağırlıkla yerine getirdiğinin anlaşıldığı durumlarda artık bu sözleşmelerin geçersizliğinin ileri sürülmesinin mümkün olmadığı- Sözleşmeyle yükleniciye bedel olarak verilmesi kararlaştırılan taşınmazın devrine ilişkin yüküm, taşınmaz tapuda yükleniciye devredilerek gerçekleşmişse, başlangıçta geçersiz olan sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyecek hale gelmesinin, şekil zorunluluğunun istisnası olduğu- Paylı taşınmaz malın özgülendiği amacın değiştirilmesinin, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi olağanüstü tasarruflardan sayıldığından, oybirliği ile aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlı olduğu, öncelikle sözleşme konusu taşınmazlar üzerine arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılabilmesi ve yapılan sözleşmenin paydaşları ve yükleniciyi bağlayıcı olması için tüm paydaşlarca ya da yetkili temsilcilerince sözleşmenin imzalanmış olması veya yapılan sözleşmeye "onay" verilmesinin zorunlu olduğu, sözleşmenin feshi ya da iptali davasının "olağanüstü tasarruf" niteliğinde olduğu-
Mahkemece, davada taraf olmayan diğer arsa sahipleri hakkında dava açması için davacı vekiline süre verilmesi, açıldığında işbu dava ile birleştirildikten sonra, taraf delilleri değerlendirilerek, 6 no'lu dairenin kime ait olduğunun tam olarak belirlenmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dairelerin paylaşımı konusunda ek sözleşme yapılmamış olduğu gözetilmeden, taşınmaz üzerinde davacı lehine şerh bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Arsa sahibi mirasçısı olması, dolayısıyla külli halef sıfatıyla sözleşmenin de tarafı olmasından dolayı, davalı dışındaki diğer mirasçıların da taraf olarak yer alması gerektiğinden, davacıya süre verilerek diğer mirasçıların da katılımı sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmaksızın, eksik taraf teşkiliyle hükme varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Anılan sözleşme ve dava tarihlerinde davacının dava konusu arsanın maliki olmadığı dosyadaki tapu kayıtlarından açıkça görüldüğünden, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı yanca 25440 ada 2, 3 ve 27843 ada 66, 67 parsellerin tescili istenmiş olmakla davalı Kooperatif'ten itibaren yapılan tüm devirler gözetilerek en son malike kadar - aradaki rucü ilişkisi de dikkate alınarak- devir yapılan tüm şahısların davada yer almalarının gerektiği, bu nedenle davacı yana belirtilen eksikliğin ikmali için süre verilerek tüm bu şahıslara karşı dava açmasının sağlanması, dava açıldığında mevcut dava ile birleştirilmelerinin temin edilmesi gerekeceği-
Davaya konu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan tüm arsa sahiplerine husumetin yöneltilmesi gerekeceği-
TMK.'nun 692. maddesi uyarınca paylı gayrimenkule ilişkin olağanüstü, gerekli ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerine tasarruf işlemleri yapılması kural olarak bütün paydaşların kabulüne bağlı olduğundan bu kişilerin de davada yer almalarının zorunlu olduğu, bu durumda,mahkemece, adı geçenlere karşı dava açması için davacı tarafa süre verilmesi ve açılan davanın eldeki dava ile birleştirilerek taraf teşkili tekrar sağlandıktan sonra işin esasına girilip bir hükme varılması gerekeceği-