Temyiz incelemesinde ancak açıkça kanuna ve kamu düzenine aykırı olan hususların kendiliğinden gözetilebileceği- Faiz başlangıç tarihinin temyiz edilmemekle kesinleşmesi karşısında Hukuk Genel Kurulunca bu yönde inceleme yapılamayacağı-
Yaz okulu ücretinin iadesinin gerekip gerekmediği, aynı derslerin ücretsiz olarak bir sonraki dönem alttan alınması mümkünken ücretli olarak yaz okulu uygulaması ile bedel tahsil edilmesinin haksız şart teşkil edip etmediği- Davalı üniversitenin mevzuat hükümleri çerçevesinde yaz okulu eğitimi sunduğu ve davacının kendi iradesiyle aldığı hizmeti bedelini ödemesi gerektiği, bu uygulama dönemin yasal düzenlemelerine uygun olup taraflar arasındaki uyuşmazlıkta uygulama yeri bulmayan haksız şarta ilişkin tüketici hukuku düzenlemeleri çerçevesinde ve yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle bakiye intifa bedeli istemine ilişkindir...
11. HD. 29.12.2022 T. E: 715, K: 9624
11. HD. 28.12.2022 T. E: 2021/8201, K: 9567
11. HD. 27.12.2022 T. E: 2021/7328, K: 9481
Mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihi esas alınarak, daha önceden temyiz incelemesinden geçmiş dosyalar bakımından içtihadı birleştirme kararının, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri olduğu gözetilerek, zamanaşımına ilişen temyiz itirazları konusunda bir değerlendirme yapılması ve davalı tarafça zamanaşımı hususunda bir temyiz sebebi ileri sürülmemiş olsa dahi, feri müdahil tarafından temyiz nedeni olarak getirilmek kaydıyla davalı yönünden zamanaşımı incelemesinin yapılması gerektiği- Dava konusu olay bakımından ceza mahkemesince banka yöneticilerinin eyleminin dolandırıcılık olarak nitelendirildiği gözetilerek uzamış ceza zamanaşımı süresinin bu suça göre belirlenmesi ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa olması halinde her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin esas alınması, zamanaşımı durduran ve kesen sebeplerden davacı tarafça daha önce açılmış olan bir dava bulunması halinde zamanaşımı süresinin, o davanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği-
Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan kalıcı yatırım bedellerinin tahsili talebine ilişkin somut uyuşmazlıkta- Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı Tebliği uyarınca davalı şirketin sözleşmenin fesih edildiği 18.09.2010 tarihinden sonra ticaretine devam etmediği sonucuna ulaşıldığından, davacının kalıcı yatırım bedelini ve diğer bedelleri talep edemeyeceğinin kabul edildiği, dava konusu intifa hakkının dava tarihi itibariyle terkin edilmediğinin dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşıldığı, intifa hakkı terkin edilmeden bakiye intifa bedeli yönünden dava açılamayacağı-
Taraflar arasında akdedilen dava konusu sözleşmelerin, sözleşme konusu kentsel dönüşüm projesinin iptal edilmesi sebebiyle ifa olanağının kalmadığı, sözleşme konusu bedelin davacılarca ödendiği dikkate alındığında, davalı belediyenin sebepsiz zenginleştiği- Davacılar her ne kadar sözleşme konusu taşınmazın rayiç bedeli üzerinden talepte bulunmuş iseler de “çoğun içinde azda vardır” kuralı gereğince, davacıların ödemiş olduğu bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre ifanın imkansız hale geldiği tarihteki güncel değerinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi ve bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Aleyhe başlatılan icra takibi sürecinde ödenen paranın ödemenin haksız olduğunun anlaşılmasından sonra faizsiz olarak iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvuruda, başvurucunun şirkete nazaran dezavantajlı bir konumu düşürülmesinin Asliye Hukuk Mahkemesinin başvurucunun talebini sözleşmeye dayalı temerrüt faizi olarak nitelemesinden kaynaklandığının anlaşıldığı, hâlbuki taraflar arasında bir sözleşmenin kurulmadığının yargı kararıyla sabit hâle geldiği, taraflar arasında bir sözleşme bulunmamasına rağmen borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlerin uygulanmasının makul ve öngörülebilir olmadığı, başvurucunun 16.599 TL'sinin 11 yıl 1 ay 22 gün boyunca Şirket tarafından haksız olarak kullanıldığı ve başvurucu bu süre zarfında söz konusu para üzerinde tasarrufta bulunmaktan mahrum kaldığı hâlde paranın değerinde enflasyon etkisiyle oluşan değer kaybının karşılanmaması başvurucunun menfaatleri ile Şirketin menfaatleri arasında adil bir denge kurulamaması dolayısıyla mülkiyet hakkının devlete yüklediği ödevlerin ihlal edilmesi sonucunu doğurduğu-