Menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak alacaklı davalıda olduğu- Davacı, davalının savunması karşısında zamanaşımı itirazında bulunmuş olduğundan, mahkemece davalının soruşturma dosyasında alınan ifadesi de dikkate alınarak, takibe konu senet nedeniyle zamanaşımı süresinin geçip geçmediği hususu değerlendirilmek suretiyle; sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Menfi tespit davası-
Süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabileceği ve alacaklının alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise, hamil keşideciye karşı dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 s. TTK. mad. 644 uyarınca sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği- Çeke ciro yoluyla hamil olan davalının, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davacı keşideciden alacak talebinde bulunabileceği, bu durumda sebepsiz zenginleşmediğinin keşideci tarafından kanıtlanması gerektiği- Hamilin senedi bile bile borçlunun zararına hareket ederek kötü niyetle iktisap ettiği iddiasının da 6762 s. TTK. mad. 599 uyarınca keşideci tarafından ispatlanması gerektiği;  davalılar hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yürütülen soruşturmanın sonucunun menfi tespit davasına etkisinin de gözetilmesi gerektiği-
Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacının isterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam edeceği ve bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralanın yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacağı ; isterse de davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştüreceği-
Davalı tarafından takipsiz bırakılan icra dosyasının, ilama konu yıkım kararı yönünden sadece yenilendiği, yenilemeden önce icra emrine konu yapılan ve davalı alacaklı vekilinin imzaladığı belge içeriğine göre haricen ödendiği anlaşılan parasal alacaklarla ilgili takibin yenilenmesinin söz konusu olmadığı açık olduğundan, icra dosyasından davacı vekiline gönderilen ve ödenmesi talep edilen muhtıraya konu bedelin de yıkım kararının yerine getirilmesinden kaynaklı masraf kalemlerine ilişkin olduğu da tartışmasız olduğu-
İcra takibine konu bononun rakamla yazılan bedel kısmında "28.000 Euro", yazıyla yazılan bedel kısmında "Yirmisekizbin Euro" ibaresinin yer aldığı, buna göre bedeller arasında bir farkın bulunmadığı, dolayısıyla takibe konu bonoda tarafların alacağı "Euro" olarak kararlaştırdıkları, davacının daha önce de takibe konu bonoya ilişkin imza inkarında bulunduğu, ancak imza inkarına ilişkin davasının red ile sonuçlanarak kesinleştiği, davacı yanın söz konusu bononun bedel cinsini gösteren kısmında tahrifat olduğu iddiasına dayalı olarak açtığı menfi tespit davasının yerinde olmadığı-
Davacının imzası bulunan genel kredi sözleşmesi, çerçeve sözleşme niteliğinde, cari hesap şeklinde işleyen, süresiz bir sözleşme olup, bu sözleşme uyarınca kullandırılan krediden kaynaklanan borcun bir tarihte sıfırlanmış olması kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı Bu durumda mahkemece, davacının kefaleti davalı bankaya olan borç miktarı dahilinde kaldığından dava konusu bononun teminat fonksiyonunun devam ettiği-
Taraflar arasındaki borç ilişkisi nedeniyle fazla yapıldığı ileri sürülen ödemenin istirdadı istemi-
İkrarın, ıslah ile geçersiz kılınamayacağı-
Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören HMK. mad.138 hükmünün, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı- Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olmasının gerekli olduğu- Ön incelemenin, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının (HMK. mad.137/1) açıkça öngörülmüş olduğu- Dava dilekçesinin, davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden davanın reddine kararı verilmesinin, hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturacağı- Açıklanan düzenlemeler karşısında, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinden sonra öninceleme aşamasında, sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, "dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden, dosya üzerinden hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-