Acentalık sözleşmesinden kaynaklanan borcun bir kısmına ilişkin borçlu olunmadığının tespiti istemi-
Davacının, dava dışı şirkette çalışırken, davaya konu senedi bu şirkete teminat senedi olarak verdiği, davacının dava dışı şirkete karşı açtığı işçi alacağına ilişkin davayı kazandığı, bu davadan borçlu olan dava dışı şirketin davaya konu senedi tır araçlarının pazarlanması konusunda bir ticari ilişkisi bulunan davalıya verdiği, takibe konu senetteki tutar ile davacının işverenden kazandığı işçilik alacağı tutarının birbirine yakın olduğu, dava dışı şirketin, davalı aracılığı ile senedi takibe koyarak dava konusu takibi başlattığı gerekçesiyle kabulüne karar verilen davada; bir kambiyo senedi olan bononun, keşideci tarafından bazı unsurlarının eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulmasının, TTK'nun 778/2-f maddesi ve TTK'nun 680. maddesi gereğince mümkün olup; davacının keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun, sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını kanuni delillerle ispatlamak zorunda olduğu-
İcra takip dosyasından sonra menfi tespit davası açılmış, davalı hakkında Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/... E., 2015/... K. Sayılı dosyasında davaya konu senet nedeniyle davalı hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmiş, böylece sahtecilik iddiasının soyut bir iddia olmadığı, bu durumda mahkemenin 6100 sayılı HMK'nın 209/1. maddesi ile HMK 389 vd. maddeleri nazara alarak takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı-
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesi uyarınca açılan menfi tespit istemi-
Kendisinden daha önce daire satın almış olan kişiye 900.000,00 TL gibi bu kişinin mali durumu ile izah edilemeyecek yüksek meblağı, herhangi bir teminat almaksızın elden borç olarak verdiği iddiasının, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle borçlu tarafından bu senetten dolayı borçlu olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasının kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı isabetli olduğundan, bu mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu-
Davacılardan bir kısmı tarafından iş mahkemesine dava açılmış ise de, Kurum'un davacıya gönderilen ödeme emrinde itiraz yolu olarak 7 gün içerisinde iş mahkemelerine dava açılabileceği ihtarında bulunulmadığı, Kurum'un kanun yollarını açıkça gösterici işlem tesis etmeyip, bir anlamda davacıyı yanıltması karşısında, davacının hak arama özgürlüğünü zedelediğinin, mahkemeye erişim hakkını engellediğinin ve bu doğrultuda 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde belirtilen (7) günlük hak düşürücü sürenin geçmediğinin kabulünün zorunlu olduğu-
Davacının davalı kooperatifin üyesi olup olmadığı ve aidat alacaklarının kooperatif ile üyesi arasından kaynaklı olup olmadığına ilişkin davanın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği-
Mahkemece banka kayıtları üzerinde bir inceleme yapılıp usulüne uygun bir kredi sözleşmesi olsa bile davacıya fiilen bir kredi ödemesi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan eksik tahkikat ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilemeyeceği-
Taraflar arası sözleşmeye göre davacının hamili olduğu 227.000,00 TL tutarında çekleri davalıya devrederek iskonto ettirdiği ve karşılığında aldığı paranın ödenmemesi (çeklerin tahsil edilmemesi) riskine karşı dava konusu bonoyu teminat olarak verdiği somut olayda bilirkişi raporuna göre tahsil edilemeyen ve bedeli dava konusu bonodan karşılanması gereken bonoların miktarı 82.720,00 TL olarak saptanıp dava konusu bononun 117.280,00 TL'lik kısmının bedelsiz kalması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği-