Avukatın mesleğinde kullandığı bir hesabın haczedilmezliğinin, ancak fiili durumunun tespiti ile belirlenmesi  gerektiği ve bu konuda ispat yükünün borçluya düştüğü- Haczedilen hesabın mesleğinden kaynaklı harcamalar için kullanıldığını borçlu avukatın ispatlaması gerektiği- Borçlu avukatın haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılmasının, "haczedilmezlik hakkından feragat" olarak kabul edilmesi gerektiği- Avukatlık mesleği için lüzumlu olan vergi ödemeleri, icra ödemeleri, ücretler gibi paraların olduğu haciz konulan hesapta ayrıca kişisel olarak aidat, kırtasiye, sağlık hizmetleri, gıda, fatura .. gibi harcamaların da bu hesaptan yapıldığı, haciz konulan hesabın havuz hesabı olduğu, sadece mesleğin lüzumu için gerekli şekilde kullanılmadığı anlaşıldığından, şikayetin reddi gerektiği-
Borçlunun, kredi sözleşmesi sırasında maaşının takas ve mahsubuna ilişkin muvafakatın geçersiz olduğu bu nedenle maaştan yapılan kesintinin iadesinin gerekeceği-
Borçlunun, imzaladığı kredi sözleşmesinde hacze ilişkin muvafakatın geçersiz olduğu bu nedenle maaş üzerine konulan blokenin kaldırılması gerektiği-
Borçlu Belediye'ye ait taşınır ya da taşınmaz bir malın haczedilmezliği için o malın fiilen kamu hizmetinde kullanılmasının gerektiği tartışmasız olup, bir malın fiilen kamu hizmetinde kullanıldığının kabulü için ise, o malın kamu hizmetinin yürütülebilmesi amacına uygun bulunması gerekeceği-
İcra ve İflas Kanunu'nda, taşınmaz üzerine konulan haczin yenilenmesi diye bir müessesenin mevcut olmayıp, aynı takip dosyasından olsa da konulan her haczin yeni bir haciz niteliğinde olup borçlunun her hacze yönelik olarak şikayet hakkının bulunduğu-İİK'nun 82/12. maddesinde yer alan haczedilmezlik şikayetinin, İİK'nun 16/1. maddesi uyarınca yedi günlük süreye tâbi olup, bu sürenin haczi öğrenme tarihinden itibaren başladığı-
Mahkemece, 5393 sayılı Kanun'un 15/son maddesi uyarınca haciz konulan paraların niteliği gereği haczi kabil olup olmadıklarının veya kamu hizmetinde fiilen kullanılıp kullanılmadıklarının, haciz konulan banka hesapları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tesbit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesince, her yeni haczin yeni bir şikayet hakkı doğuracağı ilkesi ve şikayetin (7) günlük yasal süre içinde yapıldığı gözetilerek şikayetin esasının değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile şikayetin süreden reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun, şikayete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından, daha mütevazi semtlerde haline münasip meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Borçlunun haline münasip ev alabileceği miktar, mahcuzun değerinden az ise, mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın hak sahiplerine ödenmesine, satışın, borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazlar üzerinde üçüncü kişi lehine muhdesat şerhleri bulunduğundan, arsa üzerinde yer alan konutların (muhdesatın) mülkiyetinin arzın mülkiyetine tâbi olmadığı ve bu durumda meskeniyet iddiası ileri sürülen konutlar (binalar) borçluya ait olmadığından, borçlunun bu taşınmazlar ile ilgili meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı-