Takibe dayanak ilam, idare tarafından açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tesciline ilişkin olup, takibin konusunun da, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10/8. maddesi gereği, ilamda davalı lehine hükmedilen yasal faiz olduğu, bu durumda, kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminatlara ilişkin olarak düzenlenen geçici 6. maddenin, somut olayda uygulanma yerinin bulunmadığı, o halde, mahkemece, borçlu Belediye'nin, şikayetinin reddine karar verilmesi gerekeceği- Takibe dayanak ilam, kamulaştırma davası yerine, kamulaştırmasız el atma tazminatından kaynaklansaydı dahi, 6111 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 01.11.2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması ve yine 6487 sayılı Kanun ile değişen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesinin 13. fıkrasının da, Anayasa Mahkemesi'nin 13.11.2014 tarih ve 2013/ 95 Esas- 2014/176 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması sebebi ile uygulanırlığı kalmadığından, 1983 yılından sonraki el atmaya ilişkin kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminatlara ilişkin ilamların infazında borçlunun gayrimenkul, menkul, hak ve alacakları ilgili haciz yasağının mevcut olmadığının gözetilmemesinin de doğru bulunmadığı-
Meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde bulunulan taşınmazın 3/8 hissesinin borçluya ait olduğunun veraset ilamından anlaşıldığı, buna göre, şikayetçiye ait taşınmaz payının değerinin, arsa ve üzerindeki yapının toplam değerinden borçlunun hissesine düşecek miktara göre tespit edilmesi gerekirken, mahkemece alınan bilirkişi raporunda; şikayetçiye isabet eden arsa hissesine göre arsa değeri hesap edilerek üzerindeki yapının tamamı hesaplamada dikkate alınmamış olup, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunun bu hali ile hüküm kurmaya elverişli olmadığı, o halde, mahkemece, yeniden keşif yapılarak şikayete konu taşınmazın gerek arsa gerekse üzerindeki yapının toplam değerinin borçlunun hissesine göre hesaplanması sağlanarak, şikayete konu taşınmazdaki borçluya isabet edecek hisse değeri tespit edilip bu tespite göre borçlunun haline münasip alabileceği ev değeri belirlendikten sonra, bu değerler arasında karşılaştırma yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İİK'nun 82/12. maddesi gereği meskeniyet şikayetinde bulunulabilmesi için, borçlunun adına kayıtlı meskende bizzat oturması şart olmadığı gibi, burayı kiraya vermesinin de anılanın şikayette bulunmasına engel olmadığı, ayrıca borçlunun birden çok taşınmazı olması halinde de, bunlardan biri hakkında meskeniyet şikâyetinde bulunması mümkün olup mahkemece borçlunun haline münasip başka taşınmazları olduğu gerekçesi ile istemin reddi yönünde hüküm tesisinin de doğru olmadığı-
Mahkemece; zirai bilirkişi ve kadastro bilirkişisinin de katılımıyla tekrar keşif yapılarak denetime elverişli bir bilirkişi raporu aldırılarak, borçlunun ve bakmakla yükümlü olduğu ailesinin gelir durumunu gösteren sosyal ve ekonomik durum raporu ve çiftçilik ile meşgul olup olmadığının ilgili kurumlardan araştırılıp, çiftçilik mesleğini icra ettiği tespit edildiği takdirde, yıllık geçinebileceği miktar belirlenerek şikayet tarihinde haczedilen ve haczedilmeyen tüm taşınmazlarından elde ettiği gelir ve emekli maaşı da dikkate alınarak tespit edilip, haczedilen tarla vasfındaki taşınmazların kendisi ve ailesinin geçimi için zaruri olup olmadığı ya da ne kadarının zorunlu olduğu belirlendikten sonra elde edilen tüm veriler birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Bağımsız bir kat irtifakına geçilmemiş arsa vasfında olan taşınmazda bulunan borçlu hissesinin değerinin tespit edilebilmesi için, arsa ile arsa üzerinde bulunan yapının toplam değerinin birlikte tespit edildikten sonra, bu değerden borçlu hissesine düşen miktarın belirlenerek meskeniyet iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanan ve sadece borçlunun fiilen oturduğu dairenin değerinin tesbitine ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı-
Mahkemece alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere şikayete konu taşınmazın mesken niteliğinde olduğu, taşınmazda oturulmamasının ya da taşınmazın harap vaziyette olup tamirat gerektirmesinin mesken niteliğini ortadan kaldırmayacağı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı-
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesinde, açıkça haczedilmezlik için vergi, resim, harç geliri olma ya da "fiilen kamu hizmetinde kullanılma" koşullarının kabul edilmesi karşısında, belediyeye ait bir paranın haczedilmezliğinin, ancak fiili durumun tespiti ile belirlenmesi gerekeceği, bu konuda ispat yükünün borçluya düştüğü-
Resmi senette yer alan söz konusu kayıtlar karşısında, lehine ipotek tesis edilen bankanın cevabında yer alan "kullandırılan konut kredisine teminat olarak ipoteğin tesis edildiği" şeklindeki beyanların sonuca etkisinin bulunmadığı, bu durumda, ipoteğin zorunlu ipotek olmadığı ve ipoteğe konu borcun şikayete konu haciz tarihinden önce ödenmemiş olduğu sabit ve tartışmasız olduğuna göre, mahkemece, meskeniyet şikayetinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazı ipotekle yükümlü olarak bilerek satın alan kişinin kendi tesis ettiği ipotek ile bu ipotek arasında da sebep sonuç ilişkisi arasında fark olmayacağı tabii ise de dosyada bulunan belgeler incelendiğinde taşınmaz üzerindeki ipoteğin imar uygulaması sonucu tesisi edildiği ve ipoteğin serbest irade ile kurulmamış olduğu ve zorunlu ipotek olduğu gözetilerek borçlunun meskeniyet şikayetinin esasının incelenmesi gerekeceği-
Mahkemece, şikayete konu haciz ihbarnamesi gönderilen banka hesap dökümleri getirtilerek, haciz ihbarnamesi gönderilen şirket/şirketlerdeki borçlu İSKİ’nin alacak niteliği tespit edilerek yine haciz konulan İSKİ’nin alacaklı olduğu icra dosya alacaklarının niteliğinin ayrı ayrı belirlenerek, hesaplar ve alacaklar üzerinde Yargıtay denetimine imkan tanıyacak şekilde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak, haczedilen paraların niteliklerinin ve dolayısıyla haczi kabil olup olmadıklarının belirlenmesi ve sonucuna göre taşkın haciz talebinin de değerlendirilerek karar verilmesi gerekeceği-