Taşınmaz maliki üçüncü kişinin, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takiplerde ‘asıl borçlu’ ile birlikte ‘mecburi dava arkadaşı’ konumunda bulunduğu–
Üst sınır ipoteğinde, ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan fer’ilerden oluşan toplam borç miktarının ipotek limitini aşamayacağı, limiti aşar şekilde takip yapılmasının süresiz şikayete neden olacağı–
İpotek veren şikayetçinin aynı zamanda ipotek akdinin dayanağı olan kredi sözleşmesinde ‘müteselsil kefil’ olmasının, kendisinin ‘ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip talebinde ipotek limiti ile sorumlu olduğu’ ilkesini değiştirmeyeceği–
Üst sınır ipoteğinde, taşınmazın sorumluluğunun limitle sınırlı bulunduğu, ipotek türünü değiştirecek nitelikte ki kayıtların hukuki sonuç doğurmayacağı–
‘Kesin borç ipoteği’ ilam niteliğinde olduğundan, İİK’nun 34. maddesi uyarınca her yerde ‘ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapılabileceği–
Teminat ipoteğinde taşınmaz malikinin ipotek akit tablosunda belirtilen miktarla sınırlı olarak sorumlu olduğu, bu sınırın aşılarak takip yapılması halinde yapılacak şikayetin süreye bağlı olmadığı–
Mahkemece, dosyaya tapu kaydı celb edilerek taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğe ilişkin borcun haciz tarihi itibariyle bitmiş olup olmadığı veya ipoteğin -mesken kredisi, zirai kredi, esnaf kredisi sağlamak için kurulmuş nitelikte- bir “zorunlu ipotek” olup olmadığı araştırılarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
‘Kanuni rehin hakkı’nın gemiyi takip etmesi nedeniyle, Türk limanına gelmiş olan gemi açısından rehin hakkı tesisi davasında, liman mahkemesinin görev ve yetkili olduğu–