Davacının 43 gün hafta tatili kullanmadığını ve kullanmadığı her bir hafta tatili ücretinin karşılığını da açıkça belirterek hafta tatili alacağı talebinde bulunmasına ilişkin açılan davada, mahkemece davacının talebi aşılarak 78 gün kullanılmayan hafta tatili süresi ve her bir kullanılmayan hafta tatili ücreti karşılığının da dönemsel olarak 01.01.2010 tarihinden itibaren davacının talebini aşan miktarda ücret belirleyerek hafta tatili ücreti hesaplayan bilirkişi raporuna itibarla verilen kararın HMK. mad. 26 uyarınca hatalı olduğu-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi gereğince hakimin maddi vakıa ile bağlı olup, başka bir şeye karar veremeyeceği, üstelik kayıtlı döneme ilişkin iş yerlerinin tamamının davalı işverene ait olup olmadığı hususunun da açıklığa kavuşturulmamasının hatalı olduğu-
Davacının yıllık izin, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil alacağı talepleri ile ilgili hüküm fıkrasında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacının davalı iş yerine iş akdinden kaynaklanan alacak davası açması durumunda HMK/26 gereği davacının talebinden daha fazlasına karar verilemeyeceği ancak daha azına hükmedilebileceğinden alacakların ilk dava değeri kadar hüküm altına alınması gerekirken talep aşılarak bilirkişi raporunda hesaplanan tüm tutarın hüküm altına alınması kararının bozulmasına-
İş akdini işçinin kendisinin feshettiği davada, ihbar tazminatı talep hakkı bulunmadığından mahkemece bu talebin reddinin gerekeceği- Mahkemece, ilke kararındaki kriterlere göre emsal ücret araştırması yapılarak, banka kayıtları getirtilerek, diğer delillerle birlikte değerlendirerek davacının ücretini belirlemek ve buna göre diğer alacakların da hesabını yapmak olduğu-
Ölünceye kadar bakma akdinin bakım borçlusu şahsın ölmesi halinde, borcun, bir yıl içerisinde sözleşmeyi feshetmezler ise bakım borçlusunun mirasçılarına intikal edeceği-
Mahkemece ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediği halde ıslah edilen kısımlar yönünden faize hükmedilmesinin 6100 sayılı HMK’nun 26. maddesinde belirtilen taleple bağlılık kuralına aykırı olduğu-
Davacının mülga 2821 sayılı Yasanın 31.maddesine dayanarak şarta bağlı şekilde işe başlatmama tazminatı talep ettiği davacının talebini ıslah ettiğine dair bir kayıt da bulunmadığı halde mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın talebi aşacak şekilde işe başlatma-başlatmama şartına bağlı olmaksızın işe başlatmama tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu-
Davacı isteminden daha fazla bir ihbar tazminatına hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu- Davacının kesinleşen işe iade kararı sonrası talebine rağmen işverence işe başlatılmaması halinde hak kazandığı alacakların hesabında ilkelere uymayan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğu- Hüküm özetinde yer aldığı gibi HMK'da "sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesi" şeklinde bir karar tarzının olmadığı-
Davacı müşterek çocuk yönünden 200 TL tedbir nafakası talep etmesine rağmen, mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde 300 TL tedbir nafakasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacının, davalı işyerinde kayıt elemanı olarak çalışırken iş akdini emekli olarak feshettiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alınması istemiyle açtığı davanın duruşmasında “ben emekli olmadan önce son 2 yıldaki dini ve milli bayram çalışmalarına ilişkin haklarımı aldım” şeklinde beyanda bulunmasına rağmen, davacının ulusal bayram genel tatil alacaklarının hesabında bu yılların dışlanarak hesaplanması gerekirken, davacının talebini aşar şekilde yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği-
