Tasarrufun iptali davasına konu taşınmazın icra takip dosyasındaki ihaleden satıldığından ihale bedelinden bir bedel artıp artmadığının araştırılması, bedel kalmış ise bu bedelin tahsiline aksi durumda konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, dava konusu taşınmazın davalılar arasındaki satış işlemine ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerektiği, taşınmazın önceki maliklere döndürülmesine şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğu- Alacağını temlik eden davacının, "davacı" sıfatının da ortadan kalkacağı ve onun lehine karar verilemeyeceği-
Davacının açtığı ilk  tasarrufun iptali davasında, ıslah dilekçesinde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu" ve talebinden açıkça feragat ettiğini de belirtilmediği (HMK. mad. 109/3) anlaşıldığından, ek dava olarak yeni bir tasarrufun iptali davası açabileceği- Açılan ek davada, "Dava konusu gayrimenkulün devir tarihindeki değeri ile ıslah ile talep edilen değeri aradaki farkın davacının icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
İİK. mad. 283/2 gereğince bedele dönüşen davada, üçüncü kişinin davacının alacağından fazla olmayacak şekilde tazminatla sorumlu olması gerektiğinden, mahkemece tazminatın "alacak ve ferileri ile sınırlı olması gerektiğini" belirtmeksizin tüm taşınmaz değerinin tazminat olarak tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğu- Tasarrufun iptali davalarında dava değeri takip konusu alacak miktarı ile dava konusu olan şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden harç ve vekalete hükmedilmesi gerekirken yüksek olan taşınmaz değeri üzerinden yargılama giderinin belirlenmesinin hatalı olduğu- Bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün düzeltilerek onandığı-
İflas tasfiyesinin bitmiş sayılabilmesi ve iflasın kapanmasının istenebilmesi için alacaklıların İİK'nın 245. maddesine göre takip ettikleri davaların da sonuçlanmış olması gerekeceği- Alacaklı müdahil bankanın açtığı tasarrufun iptali davasının sonuçlanması halinde banka alacağını aldıktan sonra masaya kalacak parada bulunabileceğinden bu husus araştırılarak banka alacağı ile tasarrufun iptali istenen taşınmazın değeri nazara alınarak karar verilmesi gerektiği-
Borçlu şirket çalışanı olan davalı üçüncü kişinin davalı borçlu şirketin durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu- Yargılama sırasında davalı borçlu şirketin iflas ettiği ve davacı alacaklının, İİK. mad. 245 gereğince davayı takip yönünden yetki almadığı anlaşıldığından, davaya iflas idaresi tarafından devam edilmesi nedeniyle kabul edilen kısım yönünden iflas idaresi yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği- "Borçlu şirket ile davalı şirket çalışanı üçüncü kişi arasındaki tasarrufların, İİK. mad. 280/1 gereğince iptaline, davalı üçüncü kişi, dava konusu araçları elden çıkardığından, hakkındaki davanın İİK..mad. 283/2 gereğince bedele dönüşmesi nedeni ile dava konusu araçların elden çıkardığı tarihteki değerleri oranında davacının takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak nakden tazminat ile sorumlu olduğuna" dair karar verilmesinin isabetli olduğu- "Davalı Müflis şirketn aracın diğer davalıya  satışına ilişkin tasarrufun iptaline, dava konusu araç daha sonra dava dışı şahıslara satıldığından, son satış bedelinden sorumlu olmak üzere bu miktarın davalıdan alınıp Müflis AŞ iflas masasına verilmesine" şeklinde karar verilmesinin isabetli olduğu-
Tasarrufun iptaline konusu malın, borçlunun borcu nedeniyle davalı üçüncü kişinin elinden çıkmış ise üçüncü kişinin cebri icra sonucu yapılan satıştan elinde artı bir para kalır ise o miktar ile sorumlu olacağı, ihale bedelinden kalan para yok ise "davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi gerektiği-
Bilirkişi taşınmazın satış tarihindeki değerini 115.000,00 TL olarak belirlenen taşınmazın 67.000,00 TL'ye satılmış olması halinde, tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında önemli fark bulunmadığı- Tapu resmi belge niteliğinde olduğundan, burada yazılı miktarın ödediğine ilişkin ayrıca bir belge aranmasına gerek bulunmadığı- Her iki davalı arasında akrabalık veya yakınlık olmadığı gibi, alacaklı, üçüncü kişinin, İİK. mad. 280 kapsamında borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen şahıslardan olduğunu da ispatlayamadığından, davalı üçüncü kişi hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi gerektiği- Mahkemece, İİK. mad. 277 koşullarına  göre bir değerlendirme yapmak üzere dosyanın bilirkişiye verilmesi ve alınan rapor doğrultusunda karar verilmesinin isabetsiz olduğu, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiliğe başvuramayacağı- İİK. mad. 283/II gereğince davanın bedele dönüşmesi halinde ve dördüncü kişinin iyiniyetli olması halinde tazminatın üçüncü kişinin elinden çıkardığı tarihteki değeri oranında tazminattan sorumlu tutulması gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında alacağın aciz belgesine bağlanmış olması durumunda, davalı üçüncü kişinin bedele dönüşen davadaki sorumluluğu aciz belgesinde yazan miktar ile sınırlı olması gerektiği-
Taşınmazın tapudaki satış değeri ile davalı üçüncü kişi tarafından diğer davalının banka hesabına yatırılan meblağ gözetildiğinde, bedel farkı yoksa da, üçüncü kişi konumundaki davalı, borçlu davalının ortağı olduğu şirkette çalıştığından, aralarındaki işçi-işveren ilişkisi nedeniyle, üçüncü kişinin, borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğu- Tasarrufun iptali davalarında davalı üçüncü kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK. mad. 283/2 uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin -davacının alacağından fazla olmayacak şekilde- dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerektiği, bedel üzerinden faiz yürütülmesinin hatalı olduğu-