K. takdirine itiraza ilişkin kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı- Satış ile üçüncü kişiye geçen mülkiyetin, tasarrufun iptaline karar verilmesi ile borçluya geri dönmeyeceği- Taşınmazın maliki olmayanın meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı-
Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde, davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4. kişi davaya dahil ederek davaya devam edilebileceği- Davalı dava konusu taşınmazı dava açılmadan önce 09/03/2016 tarihinde elinden çıkarmış, davacı ise bu tasarrufu dava sırasında öğrendiklerini iddia etmiş, dava tarihi ile tasarruf tarihi arasında yaklaşık otuz üç ay bulunduğu tapuda tutulan kayıtlarda aleni olmakla, Avukatlık kanuna göre Avukatın dava açmadan önce bu kayıtları inceleme yetkisinin bulunduğu; ayrıca davacının dava dilekçesindeki anlatımına ve istemine bakıldığında da taşınmaz temlik edilmişse nakden tazmin istemi olduğuna dair beyanı da bulunduğu- Tüm bu anlatılanlardan sonra davacının taşınmazın dördüncü kişiye devredildiğini dava sırasında öğrendik davaya dahil edilmesini istiyoruz şeklindeki beyanına itibar edilemeyeceği- Mahkemece gerekçe yanlış olsa da dördüncü kişinin davaya dahil ettirilmemesinin yerinde olduğu; ne var ki davacının nakden tazminat isteminin de mevcut olduğu, bu isteminden de davacının açıkça feragat etmiş bulunmadığı ve davacının bu istemi açısından da red kararı verilmesinin doğru olmayacağı-
İİK. 277 vd. maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen, kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflar olup; muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmekteyken, İİK. 277 vd. maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel olmadığı- Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek, İİK. 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekeceğinden, bu madde sadece davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin kıyasen uygulanması olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına da gelmeyeceği, bu nedenlerle mahkemenin davayı TBK'nun 19. maddesindeki muvazaalı işlemin iptali olarak nitelendirmesi gerektiği-
Borçlu şirketin yaptığı araç devirlerinin iptali ile davacıya icra takip dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere dava konusu araçlar üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Şikayet olunanın kesin haciz tarihinin, şikayetçinin haciz tarihinden sonra olmasının, tasarrufu iptal ettiren alacaklıya karşı hüküm ifade etmeyeceği-
Tasarrufun 1. derecede yakın akrabalar arasında yapılması ve en son maliki olan davalıların henüz 20-22 yaşlarında öğrenci olup taşınmazı almaya yetecek ekonomik güçlerinin bulunmaması, taşınmazın akit tarihindeki değeri ile keşfen belirlenen değeri arasında misli fark bulunması nedenleriyle tasarrufun iptale tabi olduğu- İptal edilen tasarruflara ilişkin olarak -icra dosyasındaki asıl alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere- verilen cebri icra yetkisi kararında icra dosya numaralarının belirtilmesi gerektiği-
Davacı alacaklı tarafından 5 ayrı takip dosyası yönünden dava açarak dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin iptali talep edildiğinden, davanın kabulü halinde dava dayanağı takip dosya numaraları belirterek, bu takip dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak ipoteğin iptali ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiği, infazda kuşku yaratacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu-
Borçlu tarafından borcun doğumundan sonra oğluna yapılan hisse satışlarından sonra, davalı-üçüncü kişi oğul tarafından devir yapılmadığından, TBK. mad. 19 uyarınca açılan davada, bu satışların muvazaalı olduğunun kabulüne karar verilmesi gerektiği- Borçlu tarafından önce oğluna, üçüncü kişi oğlu  tarafından da, borçlu ve üçüncü kişinin muhasebecisi olan, taşınmazların bulunduğu yerde oturan ve apartman yöneticiliği yapan dördüncü kişiye devredilen bağımsız bölümler yönünden de davanın kabulü ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiği-
Borçlu yargılama devam ederken vefat ettiğinden, borçlunun yerine mirası ret etmeyen mirasçının geçeceği, anılan şahıs yönünden davanın kabulü ile yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekeceği- Davanın İİK'nun 283/2. maddesi gereğince bedele dönüşmesi halinde, üçüncü kişinin davacının alacağından fazla olmayacak şekilde bu bedel ile sorumlu olması gerekeceği, bedel üzerinden faiz yürütülmesi mümkün olmadığından, bedel üzerinden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin de isabetsiz olduğu-
Borçlunun davalı üçüncü kişiye (baldızına) yaptığı taşınmaz satışının iptaline, aynı taşınmaz davalı üçüncü kişi (baldız)  tarafından davalı dördüncü kişiye (borçlunun oğluna) devrettiğinden, İİK. mad. 283/2 gereğince, icra takip dosyasındaki davacı alacağı ve ferileri ile sınırlı olmak üzere taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin davalı dördüncü kişiden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği-