Sözleşmeden doğan ikramiye hakkının yönetim kurulunca tek taraflı olarak ortadan kaldırılamayacağı sonucuna varılması isabetliyse de karara esas alınan bilirkişi raporunda kısmen net, kısmen de brüt ücret esas alındığı halde, mahsupların bu yön gözetilmeden yapıldığı ve yapılan hesaplamaların davalının sunmuş olduğu belgelerle örtüşmediği anlaşıldığından verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirdiği-
Bozmadan önce hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplamalarda, davacıya ödenmesi gerekli aylık ücret miktarı, brüt 2.012,04 TL tutarında esas alındığı, bozmadan sonra hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, bir kısım dönemler bakımından, belirtili tutardan daha yüksek bir miktarda aylık ücret miktarının esas alınarak dava konusu alacakların hesaplandığı, bozmadan sonra yapılan yargılama neticesinde, her ne kadar bir kısım dönemler bakımından idari şartnameye göre, brüt 2.012,04 TL'den daha fazla aylık ücret miktarı ödenmesi gerektiği anlaşılmakta ise de, mahkemece verilen ilk karar, davacı tarafça temyiz edilmediğinden, davalılar lehine doğan usulü kazanılmış hak gereği, artık hesaplamalarda esas alınması gereken aylık ücret miktarının brüt 2.012,04 TL'den daha fazla kabul edilmesinin mümkün olmadığı-
9. HD. 05.04.2016 T. E: 10961, K: 8411-
Son bir buçuk yıllık ikramiyesinin ödenmediği gerekçesiyle ikramiye alacağı talebine ilişkin davada, hükme esas bilirkişi raporunda, davalı işveren işyerinde yılda iki defa birer aylık ücret tutarında ikramiye ödenmesi uygulaması olduğu ve banka hesap hareketine göre 2010 yılı ikramiyesinin ödenmiş olduğu, davacının 2011 yılı için bir aylık ücret tutarında ikramiye alacağına hak kazandığının kabul edildiği, ancak  somut dosyadaki ve gerekse Dairemizce incelemesi yapılan 2015/..... asas sayılı dosyadaki tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; davalı işveren işyerinde yılda bir aylık ücret tutarında ikramiye ödenmesi şeklinde işyeri uygulaması bulunduğu anlaşıldığından davacının 2010 yılı için bir aylık ücret tutarında, 2011 yılı için ise çalışılan süreye göre kıstelyevm hesabı yapılarak belirlenecek ikramiyeye hak kazandığı kabul edilerek ikramiye alacağı hesaplanması ve hesaplanan tutardan 2010 yılında yapılan ikramiye ödemesi mahsup edilmesi gerektiği - Davacı dava dilekçesinde asgari ücretle çalıştığını belirtmiş olup, işyerinde yemek ve yol yardımı yapıldığına dair bir beyanda bulunmamış olmasında rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacının tazminata esas giydirilmiş ücreti belirlenirken, asgari ücrete 180,00 TL yemek ve 147,00 TL yol yardımının da eklenmesinin taleple bağlılık kuralına aykırı olup bozmayı gerektirdiği- 
Kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatil ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine ilişkin davada, davacının 18.09.2014 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekiline 19.09.2014 tarihli celsede tebliğ edildiği ve davalı vekilince 26.09.2014 tarihinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşıldığı, ıslah tarihi itibari ile zamanaşımına uğrayan alacak bulunduğuna göre; davalının ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmadan karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirdiği-
Bozmadan önce hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplamalarda, davacıya ödenmesi gerekli aylık ücret miktarı, brüt 2.012,04 TL tutarında esas alındığı, bozmadan sonra ise yapılan yargılama neticesinde, her ne kadar bir kısım dönemler bakımından idari şartnameye göre, brüt 2.012,04 TL'den daha fazla aylık ücret miktarı ödenmesi gerektiği anlaşılmakta ise de, mahkemece verilen ilk karar, davacı tarafça temyiz edilmediğinden, davalılar lehine doğan usulü kazanılmış hak gereği, artık hesaplamalarda esas alınması gereken aylık ücret miktarının brüt 2.012,04 TL'den daha fazla kabul edilmesinin mümkün olmadığı-
Davacı işçinin fazla mesai alacağını ispatlaması durumunda, iş akdini haklı nedenle feshettiğinin kabulü gerektiği-
Kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine-
Tanık beyanları ve özellikle davalı işverence ibraz edilen işyeri kayıtları ile taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesine göre davacının Azerbaycan ülkesinde çalıştığının anlaşılmış olduğu- Yıllık izin ücreti alacağına ilişkin zamanaşımı süresinin, 4857 sayılı Kanun'da belirtilen özel hüküm gereği beş yıl olduğu; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin alacağı davacı işçinin, 12.05.2005-11.05.2006, 03.09.2007-24.03.2008 ve 01.08.2008-27.07.2009 tarihleri arası 3 dönem halindeki çalışmaları dikkate alınarak, üç yıl yedi aylık hizmet süresi üzerinden hesaplanmış ve davalı tarafça davaya karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmış olup, dava tarihi itibari ile 12.05.2005-11.05.2006 ve 03.09.2007-24.03.2008 tarihleri arası dönemlere ilişkin yıllık ücretli izin alacaklarının zamanaşımına uğradığı gözetilmeksizin karar verilmesinin isabetsiz olduğu- Davacının net çıplak ücreti sözleşme hükmüne göre belirlenmiş olup buna göre hesaplamalarda dikkate alınan net ücretin miktarında bir isabetsizlik olmadığı- Davacı işçinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen topluluk sigortasından yararlanıp yararlanmadığı ile 5510 sayılı Kanunu’nun geçici 6. madde hükümleri de dikkate alınarak isteğe bağlı sigortalılık durumunun ne olduğu belirleyici olacağından, mahkemece bu hususlar açılığa kavuşturulmadan ve davalı tarafın bu yöne ilişkin itirazları karşılanmadan davacı işçinin yurt içinde çalışan işçiler gibi brüt ücretinin tespit edilmesinin hatalı olduğu, davacının sigortalılık durumu netleştirilmesi ve buna göre de davacının ücretinden kesilmesi gereken primler tespit edildikten sonra brüt ücretinin belirlenmesi gerektiği-
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine-