Sahtelik sebebiyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı sebeple yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmayacağı gibi bekletici mesele de yapılamayacağı, Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibinin durdurulabileceği- Borçluların ödeme emri tebliği üzerine yasal sürede icra mahkemesine takibe konu bonoda tahrifat yapıldığına dair bir başvurusu bulunmadığı gibi borçluların bu iddiası İİK'nun 169/a maddesindeki borca itiraz niteliğinde olup ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içerisinde icra mahkemesine bu yönde yapılmış bir başvuru olması halinde icra mahkemesince incelenmesi mümkün olduğu, Didim Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilmiş takiplerin durdurulmasına yönelik tedbir karar da mevcut olmadığından itirazın reddi gerektiği-
İmzaya itirazın kabulü ile birlikte, "takip konusu asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, asıl alacağın %10'u oranında para cezasının davalıdan tahsili ile (davacıya değil), 'hazineye' gelir kaydına" şeklinde karar verilmesi gerektiği-
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin alacaklıya ait olduğu- Borçlu vekiline borçlunun imza örneklerinin nerelerde bulunduğunu beyan etmesi yönünde külfet yüklenemeyeceği ve bu konuda borçluya süre verilmek sureti ile sonuca gidilemeyeceği- Mahkemece; ispat yükünün alacaklıda olduğu göz önünde bulundurularak, alacaklıya borçlu şirket müdürünün imza örneklerinin nerelerde bulunduğunu beyan etmesi için kesin süre verilmesi, imza örnekleri ilgili yerlerden getirtilerek, usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişi tarafından borçlunun bildirmiş olduğu imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ise borçlu şirket müdürüne meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, geldiğinde, imza örnekleri alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile sonuca gidilmesi gerektiği-
İmzaya itirazın kabulü halinde, "takibin durdurulması" yerine "iptaline" hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Hamil ile itirazda bulunan borçlular arasında doğrudan ilişki (yüz yüzelik) olmadığından, hamilin takibe dayanak bonolardaki imzaların borçlulara ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığı ve borçlu tarafından, alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu kanıtlanamadığına göre, mahkemece, imzaya itirazın kabulü halinde, alacaklının tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-
Takip konusu alacağın alacağın %10'u oranında "para cezası" yerine "tazminata" hükmedilmesinin maddi hata niteliğinde olduğu-
Kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile yapılan icra takibine istinaden açılan menfi tespit davasında, takibe dayanak bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı iddia edildiğinden, bonodaki imza ile vekaletnamedeki imza çıplak göz ile incelenerek kıyaslandığında aralarında farklılık bulunduğu görüldüğünden, davacının tedbir talebinin yerinde olduğu kabul edilerek, HMK'nun 209. maddesi gereğince; %20 teminat mukabilinde takibin tedbiren durdurulmasına karar verildiği-
Bilirkişi raporunda imzanın borçlunun eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde "kesin bir görüş" bildiriminde bulunulmadığı görülmediğinden, bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunlu olduğu; takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu senetteki imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfetinin de alacaklıya ait olduğu- Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen rapor içeriğine göre borçlunun itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda; borçlunun mahkemece alınan imzaları ile takip konusu senet üzerindeki imzanın mukayese edildiği, ancak, anılan rapordaki inceleme konusu belgelerin 4 no'lu bendinde yer alan borçluya ait; ........ Noterliği ........ tarihli vekaletnamede bulunan yazı ve imzanın fotokopisi ile 3 no'lu bendinde yer alan yine borçlu adına düzenlenmiş; ...... Tapu Müdürlüğü'nce mahkemeye gönderilen evrakta bulunan yazı ve imza asıllarının, borçlunun hakim huzurunda alınan yazı ve imzaları ile kıyaslanması neticesinde, takip dayanağı senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunun kabulü şeklinde tespit yapıldığı anlaşıldığından, anılan resmi evraklardaki imzaların kesin delil niteliğine haiz olduklarının ve aksinin ancak yine aynı nitelikteki deliller ile ispatlanabileceğinin açık olduğu, o halde mahkemece borçlunun itirazının reddi gerekeceği-
Takibe konu 2 adet bononun aslı celp olunup incelendiği, hangi imzaların borçluya ait olduğu anlaşılamadığından, mahkemece, borçluya ait emsal imzalar da toplanarak takibe konu senetler üzerindeki imzalardan hangilerinin borçluya ait olduğunun ve borçlu tarafından atılan imzaların, B. Belediyesi Spor Kulübü Başkanlığı'nın kaşesi üzerinde olup olmadığının grafoloji alanında uzman bir bilirkişiden alınacak raporla tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-