Eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilerek ispat yükünü ters çevirecek şekilde, masraf yatırmak üzere borçluya süre verilmesi  doğru  olmamakla birlikte, celsede alacaklının rapora karşı beyanında yeniden rapor alınmasına gerek olmadığını belirterek rapor alınması talebinin reddine karar verilmesini talep ettiği, bu durumda artık alacaklıya yeniden bilirkişi raporu alınmak üzere masraf yatırması için süre verilemeyeceği, dolayısıyla mevcut raporla yetinilmesi gerektiği, mevcut rapora göre de alacaklı iddiasını ispat edemediğinden raporun borçlu lehine değerlendirilerek imzaya itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Ülkemiz koşullarında mürekkep yaş tespitinin, mevcut durumda mümkün olmadığının Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu-
Ciro yoluyla senet alacaklısı olan cirantanın senet borçlusuyla doğrudan ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenle senetteki imzanın borçluya ait olup olmadığını bilemeyeceği dikkate alınmadan imza itirazından dolayı senet alacaklısı ciranta hakkında tazminat ve para cezasına hükmedilmesinin doğru olmadığı-
12. HD. 15.10.2018 T. E: 2017/5092, K: 9758-
Takibin artık genel haciz yolu ile takip olarak devam ettiği gözetildiğinde, İİK'nun 62. maddesi hükmüne göre; her türlü itirazın, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılmasının zorunlu olduğu, ne var ki, mahkemece, alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı genel haciz yolu ile ilamsız takip yapıldığı halde takibin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi olduğu kabul edilmesi suretiyle borçlunun imzaya itirazının İİK'nun 170. maddesine dayalı inceleme ve değerlendirme yapılarak sonuca gidildiğinin (itirazın kabul edildiği) görüldüğü, ancak, takibin şekline göre borçlunun itirazlarını, icra dairesi yerine icra mahkemesine bildirmesi yasal olmadığı gibi, yanlış merciye başvurusunun da hukuki sonuç doğurmayacağı-
Mahkemece bahsi geçen rapor hükme esas alınmak suretiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de, alınan raporda imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmemiş olup, raporun bu hali ile kesin kanaat içermediğinden hüküm kurmaya elverişli olmadığı, o halde mahkemece, grafoloji ve yazı bilimi dalında uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin kanaat içermeyen ve dolayısıyla uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan rapor hükme esas alınıp imzaya itirazın reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Mahkemece, öncelikle, ilgili yerlerden getirtilen ve dosya kapsamında bulunan borçluya ait karşılaştırma yapmaya elverişli imzaların esas alınması suretiyle usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişi tarafından, dosyaya celbedilen imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ise, borçluya İİK'nun 68a/5. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, geldiğinde, imza ve yazı örnekleri alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile sonuca gidilmesi gerekeceği-
İİK. mad 170/son uyarınca, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, hükmolunacak para cezasının, alacaklının genel mahkemede dava açması halinde, dava sonuna kadar tahsil edilemeyeceği, kötüniyet tazminatının tahsilinin ertelenip ertelenmeyeceği hususunda yasal boşluk bulunsa da, bu tazminatın tahsilinin de dava sonuna kadar erteleneceğinin kabulü gerektiği- Kötüniyet tazminatı yönünden icra müdürlüğünce alacak davası sonuçlanana kadar durdurulması kararı doğru ise de, takipte, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de talep edildiği dikkate alındığında, icra müdürlüğünce, bu alacak kalemlerini de kapsayacak şekilde takibin durdurulmasına karar verilmesinin hatalı olduğu-
İmza incelemesi yapılan kişinin senetlerin tanzim tarihinde borçlu şirketin temsil yetkilisi olmadığı, senetlerin tanzim tarihi itibari ile temsilcisinin adı geçen kişi olduğu 20.07.2018 tarihli ticaret sicil müdürlüğü yazısından anlaşıldığına göre, dayanak senetlerin tanzim tarihinde yetkili olan kişi hakkında imza incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yetkili olmayan kişi hakkında yapılan imza incelemesine dayalı hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da borçlu şirket kaşesinin üstündeki imzanın anılan şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu kesin olarak belirlenmiş olmakla birlikte, şikayet konusu keşide tarihi üzerindeki paraf imzaların kime ait olduğu ve keşide tarihi yönünde kesin bir kanaat bildirilmemiş olduğundan, bilirkişi raporu borçlu lehine yorumlanmak suretiyle parafın borçluya ait olmadığı kabul edilerek senedin gerçek keşide tarihinin tahrifattan önceki tarih olduğu gözetilip bankaya süresinde ibraz edilip edilmediği belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-