Borçlu tarafından icra mahkemesine sunulan 03/06/2016 tarihli şikayet dilekçesinde, takipten haberdar olma tarihi olarak 23.05.2016 tarihinin bildirilmiş olduğu gözetildiğinde, 03/06/2016 tarihinde icra mahkemesine yapılan şikayetin, İİK’nun 16/1. maddesinde öngörülen 7 günlük şikayet süresinden sonra olduğu, o halde, mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu vekilinin dilekçe ile icra müdürlüğüne başvurarak takip dosyasının fotokopisini talep ettiği gözetildiğinde, borçlunun icra mahkemesine yaptığı şikayetin yasal yedi günlük süreden sonra olduğu-
Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu, zira bu belgeleme işleminin, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacağı, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihinin, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih olduğu, tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesinin ve geçerli sayılabilmesinin, tebliğ memurunun Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği'nde açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlı olduğu, tebliğ zarfının üzerine, tebligatı çıkaran mercii tarafından Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; tebliğ memurunun tebliğ işlemini TK'nun 21/2. göre yapmasının yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu- Tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre değerlendirilmesi halinde de; muhatabın nerede olduğu ve beyanı alınan komşunun imzadan imtina edip etmediği belirtilmediğinden ödeme emri tebliğ işlemi usulsüz olduğundan, mahkemece, borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçi adına ödeme emrinin; “Ayvadere Mah. Hazer Sok. No:119/2 Araklı/Trabzon” adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ memurunca; “ muhatap adresten ayrıldı. Mahalle muhtarının tasdikiyle iade” şerhi ile tebliğ evrakının 01.12.2015 tarihinde iade edildiği, bunun üzerine tebligat zarfı üzerine "mernis adresi" olduğu yazılarak, TK'nun 21/2. maddesi gereğince, muhatabın adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresine, 19.01.2016 tarihinde tebligat yapıldığı, ancak tebliğ zarfının üzerine, tebligatı çıkaran mercii tarafından, Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup, bu durumda, tebliğ memurunun tebliğ işlemini T.K.'nun 21/2. maddesi uyarınca yapmasının, usule aykırı olduğu, o halde, mahkemece; usulsüz tebligat şikayetin kabulü ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca borçlunun bildirdiği öğrenme tarihinin, tebliğ tarihi olarak düzeltilmesi ve borçlunun diğer şikayetlerinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Borçluya farklı tarihlerde çıkarılan her üç ödeme emri tebligatının da usul ve yasaya aykırı olarak TK 21/2'ye göre yapılmaya çalışıldığının görüldüğü, diğer bir deyişle, borçluya yapılan üç adet tebliğ işleminden de anlaşılacağı üzere, borçluya sadece mernis adresine tek bir kez ve sadece mernis adresi olmak üzere tebligat yapılmadığı, o halde mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca borçlunun bildirdiği 23/04/2016 öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Borçluya yapılan ödeme emrine ilişkin tebligatın, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi gereğince usulsüz olduğu anlaşıldığından, bu durumda, İİK'nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itirazın koşullarının bulunmadığı- Borçlu adına çıkartılan ödeme emri tebligatının, Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi gereğince takibin diğer borçlusu olan annesine yapıldığı anlaşılmakla, aynı Kanun'un hasma tebliğ yasağını düzenleyen 39. maddesi nedeniyle usulsüz olduğun- Mahkemece, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, şikayetçi borçlu yönünden ödeme emri tebliğ tarihinin, borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarihe göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Teb. K. mad. 35 gereğince tebligat yapılabilmesi için söz konusu adrese öncelikle normal usullere göre tebligat çıkartılıp bilâ tebliğ dönmesi halinde 35. maddedeki tebliğ prosedürünün işletilmesi gerektiği- Bizzat borçlu şirket yetkilisine tebliğ edildiği belirtilen satış ilanı tebligatındaki imzanın yetkiliye ait olmadığı ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu husus araştırılarak ve gerektiğinde tebligat mazbatasındaki imza üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-  Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise, tebliğin geçerli sayılacağı- Borçlu şirket yetkilisinin kendi nam ve hesabına açmış olduğu ihalenin feshi davası ile borçlu şirketin de satıştan en geç o tarihte haberdar olduğunun kabul edilemeyeceği- Taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
Tebliğ zarfının üzerine, tebligatı çıkaran mercii tarafından Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediğinin anlaşılması halinde tebliğ memurunun tebliğ işlemini T.K.'nun 21/2. maddesi uyarınca yapmasının tebligatın usulsüz olmasına neden olacağı- Usulsüz tebligat şikayetin kabulü halinde, borçlunun bildirdiği öğrenme tarihinin, tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
Borçlunun, haciz sırasında hazır bulunduğu haciz zaptından anlaşıldığından, borçlunun icra takibine en geç bu tarihte muttali olduğunun kabulü gerekeceği-
Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna ilişkin şikayetin incelenerek tebligatın usulsüz olduğu sonucuna varılması halinde, usulsüz tebligattan haberdar olunan tarihe göre şikayetin süresinde olması durumunda, tebliğ tarihinin TK.'nun 32. maddesi yarınca düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-