Borçluya yapılan örnek 10 ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebliğ belgesinin incelenmesinde; takip talebinde belirtilen “C.han Mah. 859. Sokak No:30/12 MAMAK/ANKARA” adresine çıkarılan tebligat, borçlunun adresten nakil almadan taşındığı, aynı adreste ikamet eden kişinin imzalı beyanından anlaşılarak bila tebliğ iade edilince, borçlunun “Mimar S. Mah. Ballı Baba Sokak 21/11 Pursaklar/Ankara” adresine tebligat çıkarıldığı, ancak bu adresten de nakil almadan taşındığı tespit edilerek tebliğ evrakının iade edildiği, alacaklı vekilinin talebi üzerine, TK'nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligat üzerindeki adres “C.han Mah. 859. Sokak No:30/12 MAMAK/ANKARA” olup, adreste ikamet eden kişi imzadan imtina ettiğinden TK'nun 21/2. maddesi gereğince haber kağıdı kapıya asılarak mahalle muhtarlığına bırakıldığı, TK'nun 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılması istenen adresin, borçlunun adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi olmayıp, takip talebinde belirtilen bilinen adresi olduğu ve bu adrese çıkarılan tebligatın da daha önce bila tebliğ iade edildiği anlaşıldığından, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca tebligatın usulsüz olduğunun kabulü gerekeceği-
Mernis adresine çıkartılan tebligat evrakında, sadece adresin başında “mernis adresi” ibaresinin yazılı olduğu, bu şerh dışında, tebligatı çıkaran mercii tarafından tebliğ zarfı üzerine “adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, bu adrese Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair meşruhat” verilmediğinden ve tebliğ zarfı "beyaz renkli" olduğundan yapılan tebliğin usulsüz olduğu- Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise tebliğin geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği-
Doğrudan T.K. 21/2. madde uyarınca yapılan tebliğin usulsüz olduğu- Tebligatın usulsüz olduğunun belirlenmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği- Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği- Borçlunun usulsüz tebligatı öğrenme tarihinin tespitine karar verildikten sonra, borçlunun İİK'nun 168/4-5. maddesi gereğince itiraz ve şikayetlerini 5 günlük hak düşürücü süre içinde yapmış olması durumunda bu itiraz ve şikayetleri hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği-
Ödeme emri tebliğinin tebliğ mazbatasında tebligatın T.K. 21/2. maddesi gereğince yapılması gerektiğine dair bir kayıt bulunmadığı gibi, borçlunun bilinen adresine daha önceden çıkarılmış ve tebliğ edilemeden iade edilmiş bir tebligat bulunmadığı halde, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre işlem yapılarak ödeme emrinin tebliğ edilmesinin, tebliğ memurunun kendiliğinden TK'nun 21/2. maddesine göre işlem yapmasının kanuna aykırı olup anılan tebligatın usulsüz olduğu- Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği-
Tebligatı çıkaran merci tarafından, tebliğ zarfı üzerine, Tebligat Yönetmeliği'nin 16/2. maddesine uygun şerh verilmemesine karşın, adres hanesine yazılan "Mernis Adresi" ibaresine dayanılarak, tebliğ memuru tarafından, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi usulsüz olduğu- Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği-
Borçlunun adreste bulunup bulunmadığı araştırılıp, tespit ve tevsik edilmeden "daimi çalışana" yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu- Usulüne uygun tebligat bulunmaması halinde, HMK'nun 33. maddesi gereği, hukuki tavsif hakime ait olacağından, borçlunun, dilekçesinde gecikmiş itiraz isteminde bulunması ile bağlı kalınmaksızın, tebligatın usulsüzlüğü ve Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereği, tebliğ tarihinin belirlenmesi yoluna gidilmesi gerektiği-
Davacı, ihraç kararına esas ikinci ihtarnamenin usulsüz tebliğ edildiğini iddia etmemiş olup, mahkemece, ihtarnamelerde talep edilen borcun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının bilirkişi aracılığı ile araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken  açıkça talep edilmese dahi ihraç kararından önce gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin re'sen araştırılması gerektiğinin düşünülmesinin hatalı olduğu-
Borçlular arasında menfaat çatışması bulunduğundan, bir borçlu adına çıkarılan ödeme emrinin diğer borçlu tarafından tebliğ alınması halinde, yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olacağı- Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği- İİK'nun 168/1. maddesinin 3, 4 ve 5. bentleri gereğince, borçlunun itirazı ve şikayetini yasal 5 günlük süresi içerisinde icra mahkemesine yapması gerektiği-
K. takdirine ve daha evvel düşürülen satışa ilişkin tebligatlar, borçlu vekili adına çıkarılmadığından ve usulsüz de olsa bir tebliğ işlemi olmadığından, Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanamayacağı- İİK. mad. 128/a uyarınca kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililerin, raporun tebliğinden itibaren 7 gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikayette bulunabileceği- K. takdir raporu, borçluya usulüne uygun tebliğ edilmediği için, kıymet takdirine ilişkin hususların ihalenin feshi davası sırasında mahkemece değerlendirilmesi gerektiği- Satış bedelinin muhammen bedelin yüzde yüzünün üstünde olması halinde, zarar unsuru oluşmayacağı-.Feshi istenilen ihaleye konu şirket hisselerinin, muhammen bedelinin yüzde yüzünün üzerinde satıldığı ve dolayısıyla satış bedelinin, hisselerin muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmakta ise de, kıymet takdiri tebliğinin usulsüz olması karşısında kıymet takdirinin kesinleşmediği ve borçlunun şikayet dilekçesinde kıymet takdirine itiraz ettiği görüldüğünden, mahkemece, şirket hisselerinin icra müdürlüğünce yaptırılan kıymet takdiri tarihine göre değeri belirlenerek, belirlenen değerin ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise, İİK. mad. 134/8. uyarınca zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-
Borçluya çıkarılan ödeme emri tebliğinde, daimi sekretere tebliğ edilme hususunda "muhatabın orada bulunmadığı" nın tebliğ evrakı üzerine yazılması gerektiği- Alacaklı borçlunun haciz tarihinde takipten haberdar olduğunu iddia etmiş ise de, haciz sırasında borçlu hazır bulunmadığından bu yöndeki iddianın yerinde olmadığı-