Kira tespit davalarının, yeni kira döneminin başlangıcından en az 30 gün önce açılması ya da bu süre içinde kiracıya ihtar gönderilmesi gerektiği- Somut olayda; tahliye tarihinden bir ay önce kiraya verene yazılı ihbarda bulunduğuna ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, taraflar arasında geçerli kira sözleşmesi ile erken tahliyeye ilişkin makul süre kira tazminatının bir aylık kira bedeli ile sınırlı olacağı kararlaştırılmış olmakla; makul süre kira tazminatına ilişkin herhangi bir feragat beyanı içermeyen, kiraya verenin kira alacaklarına ilişkin davadaki haklarının saklı tutulduğu ibraname gerekçe gösterilerek makul süre kira tazminatı alacağının Mahkemece değerlendirilmemiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Kira sözleşmesi TBK m. 583'de belirtilen şekil şartlarına uyulmadan düzenlendiğinden davalı kefillerin kefaleti geçersiz olduğu- Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına dair Tebliğin yayımlanmasından sonra, kira sözleşmesinde USD olarak düzenlenen kira bedelinin Türk Lirası olarak belirlenmesine yönelik taraflar arasında bir mutabakat bulunmadığı uyuşmazlıkta, yerel mahkemece döviz cinsinden belirlenen kira bedeli usulünce Türk parası olarak yeniden belirlenerek davacı kiraya verenlerin talep edebileceği kira alacağı hüküm altına alınmışsa da; davalı şirket tarafından davaya konu edilen dönemde kira bedelinden daha fazlasının ödendiği yönünde ileri sürülen savunmanın da incelenmesi gerektiği-
Kira bedelinin tespiti davasında, kira sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle kira bedelinin rayici yansıtıp yansıtmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerektiği- Kira sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle kira bedelinin rayici yansıtıp yansıtmadığının araştırılması, usulüne uygun toplanacak emsallerle birlikte mahallinde keşif yapılarak değerlendirme yapılması ve rayice uygun olduğunun belirlenmesi durumunda endeks uygulanarak aksi halde hak ve nesafete göre kira bedelinin belirlenmesi gerektiği-
Kira sözleşmenin kurulması sonrasında ekonomik değişiklikler ile rayiç kira artışları ve kiralananın durumuna ilişkin değişimlerin özel bir uyarlama hükmü olan TBK m. 344 uyarınca açılacak davada değerlendirileceği, genel uyarlama hükmü olan TBK m. 138'in uygulanamayacağı- TBK m. 344 hükmünün henüz yürürlüğe girmemesi nedeniyle uygulamadığı durumlarda ise uyuşmazlığın 818 sayılı eBK ile 6570 sayılı kanun ve yerleşik Yargıtay kararlarına göre çözümlenmesi gerektiği- Uyuşmazlık konusu 12.11.1972 tarihli ve 49 yıl süreli kira sözleşmesinde ilk yıl sonrasındaki kira dönemleri için artış şartı kararlaştırılmamış olup uzun süreli kira sözleşmelerinde başlangıçta kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin daha sonradan değişen koşullar nedeniyle aşırı bozulması ve sözleşmenin taraflar açısından çekilmez hale gelmesi durumunda sözleşmedeki mevcut kira parasının günün ekonomik koşullarına uyarlanması için her zaman uyarlama davası açılabileceği- Uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan, sözleşmenin kurulması anındaki ve dava tarihindeki tüm bu veriler, kiralananın niteliği, kullanma alanı, konumu, bölgedeki kira parasını da etkileyecek normalin üstündeki imar ve ticaret değişiklikleri, emsal kira paraları, vergi ve amortisman giderlerindeki artışlar, döviz kurlarındaki ani ve aşırı iniş ve çıkışlar ile ülkeyi sarsan ciddi ekonomik kriz veya doğal afetlere bağlı ödeme esaslarının yeniden düzenlenmesini gerektirecek olayların varlığı araştırılıp değerlendirilmek suretiyle bir rapor alınması ve dava tarihi itibariyle sözleşmedeki kira parasının uyarlanmasına karar verilmesi gerektiği- Sözleşmede artış şartı olmadığına göre, mahkemece; kira bedelinin tespiti ve uyarlama sonucu yeni kira bedelini belirlenmediği takdirde, sözleşme yazılı kira bedelinin dışında geçmişe dönük olarak başka bir kira bedeli esas alınarak kira alacağına hükmedilebilmesinin mümkün olmadığı- Dava yoluyla kira bedelinin belirlenmesi halinde, kira bedelinin tespitine veya uyarlamaya ilişkin hükümler kesinleşmedikçe alacak talebine konu edilemeyeceği gibi geriye etkili sonuç doğurmayacağı-
Uyuşmazlık, kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir...
Kiralanan taşınmaz işyeri ise de taraflar tacir olmadığından yabancı para olarak belirlenen kira bedeline TBK.'nin yürürlük tarihinden (01.07.2012'den) sonraki dönemde beş yıl süre ile artış yapılamayacağı, anılan hükmün emredici nitelikte olduğu, sözleşme ile aksinin kararlaştırılmasının mümkün olmadığı-
Kiralananın fabrika oluşu, tarafların tüzel kişi oluşu ve ilgili kanun maddeleri gözetildiğinde kira sözleşmesinde kira artışının düzenlendiği 01.02.2019 tarihi itibari ile sözleşme serbestisi bulunduğundan TBK 'nın 344. maddesi bu tarih itibari ile uygulanmayacak olup, kira sözleşmesinde takibe konu aylara ilişkin olarak kararlaştırılan 35.000,00 ABD DOLARI üzerinden hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi gerekeceği, o halde mahkemece, alacaklının bilirkişi raporuna süresi içinde sunduğu itirazları dikkate alınarak yukarıda açıklanan doğrultuda sonuca gidilmesi gerekeceği-
Uzun süreli kira sözleşmelerinde edimler arasındaki dengenin aşırı bozulması ve sözleşmenin taraflar açısından çekilmez hale gelmesi durumunda kira parasının günün ekonomik koşullarına uyarlanması için her zaman “uyarlama” davası açılabileceği-
Kira bedelinin tespiti davalarında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamayacağı ve saklı tutulan bu hakla ilgili olarak ıslah talebinde bulunulamayacağı-
Alacaklının takip konusu ettiği ............... USD alacağın, 05.06.2013-05.05.2018 arası dönemleri kapsayan kira artışından kaynaklandığı, kiralanan taşınmaz işyeri ise de taraflar tacir olmadığından yabancı para olarak belirlenen kira bedeline kanunun yürürlük tarihi olan 01.07.2012'den sonraki dönemde beş yıl süre ile artış yapılamayacağı, anılan hüküm emredici nitelikte olup, sözleşme ile aksinin kararlaştırılmasının mümkün olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesinin son fıkrasının son cümlesine göre beş yılın da sonunda kira bedelinin aynı maddenin 3. fıkrasına göre yapılacak yargılama sonucunda hakim tarafından belirleneceği, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının itirazın kaldırılması isteminin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 344/IV maddesi hükmü gözetilerek incelenip sonuçlandırılması gerekeceği- İtirazın kaldırılması yargılaması sonucunda taraflar lehine tazminata hükmedilecek ise yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerekeceği, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup re’sen gözetilmesi gerekeceği, takip yabancı para alacağı üzerinden başlatılmış olup alacaklı ve borçlulardan ............... lehine asıl alacağın TL karşılığı gösterilmeksizin tazminata hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı-