İhale sözleşmesinin kapsamı dışında vekâletsiz iş görme hükümlerine göre yazılı olmayan anlaşmayla iş yapıldığı ileri sürülerek sözleşme harici yapılan imalat bedellerinin tahsili istemiyle açılan eldeki davada da, dava konusunu devralan şirketin davacı sıfatı ile buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı gözetilmeksizin sözleşme harici imalatlar yönünden akdi ilişkinin ispatlanamadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle direnme kararı verilmesinin doğru olmadığı-
İş Teftiş Kurulu Başkanlığının teftiş raporunun iptali istemi-
Uyuşmazlık Hakem Heyeti yargılaması sırasında davacının sunduğu bedel artırım dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı- İtiraz Hakem Heyeti tarafından, bedel artırım dilekçesinin tebliğine ilişkin eksikliğin de tamamlanmadığı- Bu nedenle davalı tarafın bedel artırıma karşı cevap verme ve savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı-
Yabancı para alacağına ilişkin davada, istinaf ve temyizde kesinlik sınırının karar tarihindeki kura göre belirleneceği- Davalılar yönünden hükmedilen ve istinaf istemine konu edilen dava değeri 3.900,28 Euro olup ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarıyla 3.900,28 Euronun 112.770,74 TL'ye karşılık geldiği ve istinaf kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin üzerinde olduğu- Yabancı para alacakları bakımından kanun yoluna başvuru halinde hangi tarihteki yabancı para kurunun esas alınması gerektiği konusunda HMK'da açık bir düzenleme bulunmamakta olup öğretide de görüş birliği bulunmasa da, kesinlik sınırının hak arama hürriyeti, adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilişkili olduğu gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği-
Kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bir bozma sebebi oluşturacağı ve bozmadan sonra hakimin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği-
Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir...
Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin el birliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, el birliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılmasının zorunlu olduğu ve tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da terekeye karşı üçüncü kişi konumundaki kişiye yönelik olarak tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği- Bir mirasçının, özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için bütün mirasçılar adına yalnız başına dava açması mümkünse de bu şekilde açılan bir dava tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütülemeyeceği-.Dosyada mevcut veraset ilamına göre murisin davacılar dışında bir mirasçısının daha bulunduğu görüldüğünden, davacıların, davayı tereke adına açtığının kabulü ile diğer el birliği mirasçılarının muvafakatinin alınması, bu mümkün olmaz ise terekeye temsilci atanarak davaya devam edilmesi gerekirken sıfat yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "Satış vaadi sözleşmesinin tarafının ölümü üzerine mirasçılarından bir kısmının payları oranında mirasçı olmayan kişiye karşı dava açtığı uyuşmazlıkta, diğer elbirliği ortaklarının muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci atanarak onun tarafından takip edilmesinin sağlanması yönünde mahkemeye bir görev yüklenemeyeceği (HMK m. 25, 26)" şeklindeki karşı oyun benimsenmediği-
Mahkeme kararının gerekçe kısmında “....tapu kaydına arsa niteliği ile kaydedilmiş... bu taşınmazlar yönünden maişet iddialarının reddine karar verilmiş ve diğer taşınmazlar ise bilirkişilerce geçim için zorunlu kabul edilmiş olup, emekli maaşının eklenmesiyle de bu sonuç değişmediğinden bunlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir...” ifadesi bulunduğu halde, hüküm kısmında “...Davalı banka yönünden davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki yazılı taşınmazlar yönünden hacizlerin kaldırılmasına,...” karar verildiği görülmekle maişet iddiası reddedilen taşınmazlar yönünden hüküm kurulmayarak kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirildiği- Mahkemece, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde çelişki oluşturulması başlı başına bozma sebebi olup, anılan çelişki giderilmek suretiyle yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği-
