İ.İ.K.'nun 269/2. maddesi hükmüne göre borçlunun itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi ve kira ilişkisini kabul etmiş sayılacağı, davalı borçlu ödeme emrine yaptığı itirazda takip dayanağı sözlü akdi inkar etmeyip, borca itirazda bulunduğundan kira ilişkisinin ve borç miktarının kesinleştiğinin kabulü ile davalının borcu olmadığı iddiasını İ.İ.K. 269/c maddesine göre ispatlaması gerekeceği, bu durumda mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkin davada; takip konusu 2015 yılı Haziran ayı kira bedelinin ödeme emrinin tebliğinden sonra 30 günlük yasal ödeme süresi içerisinde “konut kirası” açıklaması ile 26.06.2015 tarihinde bankaya ödendiğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, davacı alacaklı vekili de 11.08.2015 tarihli dava dilekçesinde, süresi içerisinde yapılan ödemenin 525,00 TL olup, tahsil harcının taraflarınca icra dosyasına yatırıldığını, borçlunun hali hazırda dosya borcunun 300,00 TL’nin üzerinde olduğunu, takibe konu alacağın ferileri yönünden borçlunun temerrüde düştüğünü beyan ederek, bu ödemeyi kabul ettiği, yasal sürede asıl borç olan kira bedeli ödendiğinden ve ferilerin ödenmemesi temerrüde neden olamayacağından kiracının temerrüdünün gerçekleşmediği, bu durumda tahliye isteminin bu nedenle reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Takip dayanağı kira sözleşmesinde, kira bedelinin kendiliğinden yenilenmesi halinde TEFE endeksi oranında artış yapılacağının kararlaştırıldığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aylık kira miktarına kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren artış uygulanmak suretiyle takip konusu dönem aylık kira miktarları ve kira alacağı hesaplandığı, davacı alacaklı 2009 yılı Ağustos ayı ila 2014 yılı Temmuz ayları arasına ait kira farkı alacağını talep ettiğine göre 01/08/2008 ila 31.07.2009 tarihi itibariyle son ödenen kira miktarına sözleşme ile kararlaştırılan artış şartı uygulanmak suretiyle takip konusu dönem kira farkı alacağının hesaplanması gerekeceği, mahkemece anılan husus üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Taraflar arasında 01.07.2014 başlangıç tarihli, 3 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, kira sözleşmesi ile yıllık kira bedeli 16.500,00 TL olarak kararlaştırılmış ve sözleşmenin hususi şartlar 6. maddesi ile “Kiracı kontrat bitiminde kira bedelini yıllık TEFE-TÜFE ortalaması (+ 3) oranında artışını şimdiden kabul ve taahhüt eder” düzenlemesine yer verildiği, bu durumda sözleşmedeki artış şartının kira sözleşmesinin bitiminden itibaren geçerli olduğu, takibe konu kira alacağının ise kira sözleşmesi bitmeden önceki 2015 yılına ait olduğu ve bu dönemde kira artışının bulunmadığının anlaşılmasına göre takibe konu dönemde kira bedelinin 16.500,00 TL olduğunun kabulü gerekeceği, ayrıca davalı tarafından ibraz edilen ödeme dekontlarından, davalı tarafından davadan önce ve dava sırasında ödeme yapıldığının anlaşıldığından, bu durumda mahkemece davalı tarafça yapılan ödemeler üzerinde de durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davanın, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkin olduğu; davada dayanılan ve hükme esas alınan 27.02.2015 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 27.02.2015 tarihli olmakla, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmış olduğu, bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekeceği, TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583. maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içerdiği, taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmadığı, bu durumda TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefil B. hakkındaki davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kefil hakkındaki 'itirazın kaldırılması davasının konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına' karar verilmesinin doğru olmadığı-
Taraflarca imzası inkar edilmeyen 26.02.105 tarihli tutanak ile, kiralanan binaya ait anahtarların iş bu tutanak ile ev sahibine teslim edildiğinin bildirildiği, bu durumda kiralananın 26.02.2015 tarihine kadar davalının kullanımında olduğunun ve kiracılık ilişkisinin bu tarihe kadar devam ettiğinin kabulü gerekeceği, dolayısıyla davalının kiracı bu tarihe kadar olan kira ödemelerinden sorumlu olduğu, bu durumda mahkemece anahtar teslim tarihi olan 26.02.2015 tarihine kadar olan kira alacağının davalı kiracıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davanın, kesinleşen icra takibi sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin olduğu, davacının yaptığı icra takibinin takip talepnamesinde takip yollarının bulunduğu sütunda haciz isteminin yanında tahliye isteminin bulunmaması takibi geçersiz hale getirmeyeceği, takip talebinin 7. sütununda kira alacağının yanında tahliye istemi de bulunduğu, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davalının, takibe dayanak sözlü kira akdinin varlığına ve istenilen kira bedeli tutarına, açıkça itiraz etmediğinden taraflar arasındaki kira ilişkisi, ve takibe konu borcun varlığı İİK’nun 269/2. maddesi gereğince kesinleşmiş olduğu, davacı yargılama sırasında kira ilişkisinin varlığına karşı çıkmış ise de, davalı icra takibindeki itirazlarını İİK’nun 63. maddesi gereğince değiştiremeyeceğinden, artık bu savunmalara değer verilemeyeceği, ayrıca davalı mükerrer takipten söz ederek icra takip dosyasının varlığından söz etmiş ise de, bu dosyanın mahalli mahkemesince yapılan incelemenin sonucunda, taraflar arasında düzenlenen 01.05.2005 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesine dayalı olarak,.... sağ taraftaki iş yerine ait kira borçları sebebiyle başlatılan haciz ve tahliye istekli takibe dayalı olduğunun anlaşıldığı- Bu durumda, sözlü ve yazılı kira sözleşmesine dayalı iki farklı kiralanan için başlatılan takiplerin mükerrer takip oldukları kabul edilemeyeceğinden uyuşmazlık yargılamayı gerektirmediği, mahkemece işin esasının incelenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davanın, davacının marina içerisinde bulunan çamaşırhanenin şarap evi olarak kullanılması ihtiyacının doğmasına dayandığı, dinlenilen davacı tanığının müşterilerin çoğunluğunun yabancı olduğunu, şarap talebinin karşılanması için marina içerisinde şarap evine ihtiyaç olduğunu, bu nitelikte başka yerin de olmadığını, ihtiyaçlının ihtiyacının samimi olduğunu bildirdiği, kiralananın yapılacak işe uygun olduğu da keşfen belirlendiğinden, ihtiyacın samimi, gerçek ve zorunlu olduğunun kabulü icab edeceği, mahkemece, ihtiyaç nedeniyle tahliye istemine ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece takip tarihinde muaccel hale gelen 2015 yılı Temmuz ayı kira bedeli üzerinden itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekeceği-