Arkasında “montaj yapma işi için teminat senedidir.” ibaresi yer alan senette, senedin neyin teminatı olduğunun açıkça belirtildiği- İcra mahkemesinin taraflar arasında ayrıca bir sözleşme bulunup bulunmadığı, varsa bu sözleşmede dayanak senede atıf bulunup bulunmadığı hususlarının araştıramayacağı- Senet kambiyo senedi vasfında kabul edilemeyeceğinden İİK 170/a uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Dosyaya sunulan ve alacaklı tarafından inkar edilmeyen 13.03.2019 tarihli, taraflar arasında imzalanan "Sözleşmedir" başlıklı belgenin "3" nolu maddesinde "30.06.2019 tarih ve 235.000 TL değerindeki senet tapu karşılığında verilmiş olup tapudan sonra hükümsüz olacaktır" yazdığı, buna göre taraflar arasında düzenlenen sözleşme tarihi olan 13.03.2019, 235.000,00 TL bedelli senedin düzenleme tarihi ile aynı olup vade tarihi ve bedeli de takip dayanağı senet ile aynı olduğu, senetten kaynaklanan alacağın varlığının ve miktarının tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirdiği- Takip dayanağı 30.000,00 TL bedelli senet yönünden herhangi bir delil ibraz edilemediğinden borçlu vekilinin anılan senet yönünden istinaf nedenleri yerinde görülmediği, mahkemece takip dayanağı 235.000,00 TL bedelli senet yönünden İİK'nın 169/a maddesinin beşinci fıkrası gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, istemin tümden reddi isabetsiz olup borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılarak, yeniden esas hakkında; borçlunun borca itirazının kısmen kabulü ile İİK'nın 169/a-5. maddesi uyarınca Elazığ 1. İcra Müdürlüğünün 2020/1346 Esas sayılı dosyasındaki takibin 235.000,00 TL asıl alacak ve fer'ileri yönünden durdurulmasına, 30.000,00 TL bedelli senet yönünden açılan davanın reddine,karar verilmesi gerekeceği-
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde; müvekkilinin MERNİS'e kayıtlı ikamet adresinin Gebze / Kocaeli" olduğunu, müvekkili şirketlerin ticaret sicile kayıtlı adreslerinin de Gebze/ Kocaeli olduğunu, bu nedenle İstanbul İcra Dairelerinin müvekkilleri yönünden yetkisiz olduğunu ve dosyanın Gebze İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiği - Davalı vekilinin ise taraflar arasında imzalanan senedin protokole dayalı olarak alındığını, bonoda yetki şartı ile ihtilaf vukuunda İstanbul icra dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını ileri sürdüğü, dolayısıyla "takibe dayanak senette akdin yapıldığı yerin İstanbul olarak gösterilmesi" gerekçesi ile yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiği-
Takibe dayanak bononun takside bağlanan alacağın ödenmesi amacıyla, teminat olarak verildiği, dolayısı ile senedin, Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-b maddesinde belirtilen "kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi" unsurunu taşımadığının ve kambiyo senedi vasfına haiz olmadığının anlaşıldığı-
Borçlular tarafından, İİK'nun 169/a maddesi kapsamında, senedin teminat senedi olarak verildiğinden bahisle borca itirazda bulunulmuş ise de, bu iddianın aynı madde kapsamındaki belgelerden biri ile ispatlanması gerektiği- Yargıtay İçtihatlarına göre ‘senedin alacaklıya kredi sözleşmesi kapsamında teminat için verildiği’nin iddia edilmesi halinde, kredi sözleşmesinde takibe konu bonoya açıkça atıf yapılmasının zorunlu olduğu- Somut olayda, takibe dayanak bononun kambiyo vasfını haiz olduğu, borçlular tarafından imzaya itirazda bulunulmadığı, senet miktarından daha az bir miktarın takibe konulduğu görülmüş olup kısmen icraya konulmasına yasal engel bulunmadığı, her ne kadar takip talebine genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarı eklenmiş ise de takip talebinde takibin dayanağı olarak yalnızca bononun gösterildiği, senet metninde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinde takibe dayanak senede herhangi bir atıf bulunmadığı anlaşıldığından ve alacaklının da senedin teminat senedi olarak verildiğine dair kabulü de bulunmadığından istemin reddi gerektiği-
Bononun keşidecisinin adının yanında idari birim adının yazılmasının yeterli olduğu- "Karacaahmet Köyü" ifadesinin belirgin bir idari birim belirtiği-
Takibin dayanağı olan senedin düzenleme yeri içermediği, düzenleyenin adının yanında yalnızca “.. Mah. ...Cad. 2036 Sk. D:12” şeklinde ibareler yer aldığı ancak herhangi bir idari birimin bulunmadığı anlaşılmış olup aval verenin adresi de düzenleme yeri sayılamayacağından bu haliyle dayanak senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı-
Takibe dayanak senedin arka yüzünde bulunan "Teminat senedidir. Sözleşme ekidir” ibaresiyle, senedin sözleşmeye dayalı olarak verildiği senet üzerinden anlaşıldığından, senedin mücerretlik vasfının ortadan kalktığı ve kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermediği- Belirtilen ibareden sonra senedi ciro ile alan alacaklı cirantaya karşı, senedin kambiyo vasfında olmadığının mutlak def’î olarak ileri sürülebileceği- Alt taşeron sözleşmesinin tarihi ile senedin düzenleme tarihi ve sözleşme maddesinde belirtilen bedel ile senedin bedeli aynı olduğundan, kayıtsız şartsız borç ikrarından bahsedilemeyeceği- Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağı, İİK. 170/a uyarınca takibin iptali gerektiği- "Senedin arka yüzünde bulunan kayıtta hangi sözleşmenin eki olduğunun belirtilmediği, senetteki bu kayıt ile sözleşmenin bağlantısının kurulamadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Takibe dayanak senette düzenleme yeri belirtilmediği gibi, düzenleyenin adının yanında da herhangi bir idari birim adının yazılı olmadığının görüldüğü, bu durumda, sözü edilen belgenin kambiyo senedi niteliği taşımadığının kabul edilmesi gerekeceği- Borçlu keşidecinin ödeme beyanı lehtara karşı olup, takip alacaklısına karşı herhangi bir ödeme defi bulunmadığı anlaşıldığından, (borcun kabulüne ilişkin) İİK'nun 170/a-son maddesi hükmünün somut olayda uygulama yerinin olmadığı, İİK' nun 170/a-2. maddesi gereğince, takibe konu belgenin kambiyo senedi vasfı taşımadığı hususunun re'sen nazara alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takip konusu senette tanzim yeri bulunmadığının görüldüğü, İlk Derece Mahkemesi’nin, borçlunun senedin ödendiğine ilişkin beyanı nedeniyle, İİK’nın 170/a-son maddesi gereğince re'sen inceleme yapılmadığına dair gerekçesi, borçlu avalistin kendisince yapılan bir ödeme defi ileri sürmeyip keşideci tarafından borcun ödendiğini beyan etmesi karşısında, burada İİK'nın 170/a-son maddesinin uygulanma yeri olmadığının nazara alınmasının yerinde olmadığı, bu durumda, takip dayanağı senette tanzim yeri bulunmadığından, mahkemece bu senede münhasır olarak İİK'nın 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin tümden reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-