Mahkemenin "ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine" ilişkin gerekçeli kararının, ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin işçisine tebliği, "muhatabın aranıp bulunamadığı ve nerede olduğu şerhi"ni içermediğinden, usulüne uygun olmadığı-
Tacir veya kamu tüzel kişisi olmayanlar arasında yapılmış olan yetki sözleşmesine dayanılarak yetkili kılınmış mahkemede, 1 Ekim 2011 tarihinden sonra dava açılamayacağı, bu nedenle talep tarihi itibariyla, HMK'nın 17. md. uyarınca geçerliliği kalmayan yetki şartına göre "itirazın kabulüne" karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, gerek ihtiyati haciz kararına dayanak bonoların düzenlendikleri yere, gerekse aleyhine ihtiyati haciz istenilen borçlunun ikametgahına göre İzmir Mahkemeleri yetkisiz bulunduğundan, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekeceği-
İhtiyati haciz talebinin çekişmesiz yargı alanında olmadığı ve malvarlığı haklarına ilişkin davalardan olduğu, bu kapsamda 6100 sayılı Yasa'nın 2. maddesi kapsamında görevli mahkemenin açık bir şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu-
İhtiyati haciz kararına itiraz edilmemiş ve mahkeme kararında da ihtiyati haciz kararı kaldırılmamış ayrıca yetkisizlik kararı gelen takibin, asıl takibin başlatıldığı takip dosyasının devamı niteliğinde olduğu anlaşılmış ise ihtiyati haciz kararının geçerli olduğunun kabulünün gerekeceği-
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için görünürde ispat yeterli olup, talep edenin delillerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekeceği-
İİK'nın 257. maddesinde, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği-İhtiyati haciz taleplerinde tam bir ispatın aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, hesap kat ihtarında belirtilen ve ödenmediği ileri sürülen alacak tutarı için alacaklı bankanın ihtiyati haciz talebinde bulunabileceği, kefiller yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği-
Gemi adamı alacağının tahsili imkanının sağlanmasına yönelik ihtiyati haciz istemine ilişkin talepte, gemi kaptanı tarafından düzenlenmiş ve ihtiyati haciz isteyen tarafın alacaklı olduğunu gösterir bilanço nazara alındığında mahkemece, borçlunun itirazına konu olabilecek iş sözleşmesindeki tarihler re'sen gözetilerek talebin reddine karar verilmesinin gerekeceği-
İhtiyati haciz kararı verilmesine itirazın reddine ilişkin uyuşmazlıkta, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davadan feragatin hüküm kesinleşinceye değin yapılabileceği ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı-
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekeceği-
Bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabileceği ve ihtiyati haciz kararı verilmesinin koşulları arasında miktara ilişkin bir ölçütün kanunda öngörülmediği-