İhtiyati haczin bir çeşit hukuki koruma olduğu, alacağın varlığı ve muaccel olduğu konusunda kesin ispatın aranmayacağı- İhtiyati haczin “olağanüstü bir haciz yöntemi” olmayıp, bir çeşit hukuki koruma olduğu-
Taraflar arasındaki sözleşmede Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırılmış olması nedeniyle, "mahkemenin yetkisiz olduğu" belirtilerek, ihtiyati haczin kaldırılması gerekeceği-
MÖHUK gereğince mahkemenin uluslararası yetkisinin Türkiye'deki iç yetki kuralları ile belirlendiği, para borcundan dolayı alacaklının kendi yerleşim yerinde ihtiyati haciz talep edebileceği, konşimentonun muteriz şirket adına düzenlenmiş olması nedeniyle şirketin itirazının reddi gerekeceği-
Talep kambiyo senedine dayandığından, ihtiyati haciz isteminin asliye ticaret mahkemesince inceleneceği, asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu-
Bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklının ihtiyati haciz talebinde bulunabileceği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacaklının, alacağın varlığı ile yasada belirtilen koşulların oluştuğu yönünde mahkemeye kanaat getirecek delilleri ibraz etmesinin gerekli ve yeterli olacağı, buradaki ispatın, asıl davadaki gibi tam bir ispat olmadığı-
Alacaklı banka ile borçlu ve borçlu dışındaki diğer kefiller arasında dört ayrı sözleşme daha imzalandığı, bu sözleşmelerde borçlunun kefil olarak isminin bulunmadığı, bu durumda bankanın "ihtiyati hacze konu krediyi sonraki tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırmış ise borçlunun bu miktarlardan sorumlu olmaması gerektiği, ihtiyati haciz isteyen vekilinin ihtiyati haciz talebinde bulunurken ihtiyati hacze konu alacağın hangi kredi sözleşmesi gereğince kullandırdığını açıklamadığı" gerekçesiyle "borçlu yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmesi gerekeceği-
İki ticaret şirketi arasındaki satış akdine ilişkin işin ticari nitelikte olması nedeniyle görülmekte olan yargısal işin ticari dava niteliğinde olduğu-
İhtiyati hacze konu çekler nedeniyle ticaret mahkemesinde itirazın iptali davası açılmış olup, ihtiyati hacze itiraz edilen tarihin ise daha sonra olduğu, bu durumda ihtiyati hacze itirazı inceleme görevinin alacağın esasına bakan ticaret mahkemesine ait olduğu-
İhtiyati hacizde hangi mahkemenin görevli olduğu İİK’nun 258’inci maddesinde açıkça belirtilmediğinden HMK’nun göreve ilişkin hükümlerinin (m.1-4) uygulanacağı, basit yargılama usulüne tabi tüm dava ve işlerin sulh hukuk mahkemesi tarafından görüleceği ya da sulh hukuk mahkemesinin basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde genel görevli mahkeme olduğu şeklinde bir anlam çıkarılamayacağı-
İhtiyati haciz taleplerinde tam bir ispat koşulu aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu-