Fon kullandırım komisyonu ve ipotek tesis ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin davada, mahkemece, "alınan tutarın ipotek tesis işlemini yapan kişi ya da kişilere ödendiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle, ipotek tesis ücreti adı altında kesilen miktarın davacıya iadesi gerektiği" belirtilmiş ise de, davalı tarafça ibraz edilen belgeler uyarınca işbu ücretin işlemi yapan vekile ödendiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından imzalanan belgede dava konusu komisyonun hangi oranda alınacağı ile ilgili komisyonun müşteri tarafından ödeneceği yazılı olduğu ve ''Kabul Yazısı'' başlıklı, davacının imzasını taşıyan belge ile de, ekinde teslim edilen ve davalı Banka'nın internet sitesinde bir örneği bulunan sözleşmenin ayrıntılı olarak incelendiği, banka tarafından yeterli bilgilendirmenin yapıldığı, sözleşmenin içeriğinin öğrenilmesi için zaman ve imkan sağlandığı ve daha sonra kredi sözleşmesinin imzalandığı anlaşıldığından, dava konusu hususlarda sözleşmede genel işlem koşulu bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, kredi sözleşmesi uyarınca alınacak ücretin miktar ve oranı da göz önünde bulundurulduğunda davanın reddi gerektiği-
Davalı Bankaca bu kapsamda hizmet ve masraf yapıldığı ispatlanamadığından, kredi sözleşmesinin tarafı olan şirketten "Kredi Tahsis ve Değerlendirme Ücreti ve BSMV"si adı altında üç aylık devrelerde tahsil edilen ücretin, dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesinin isabetli olduğu-
Genel kredi sözleşmesi uyarınca 06.07.2009 ve 19.02.2010 tarihlerinde kullandırılan kredilerde davalı banka tarafından tahsil edilen komisyon ve diğer masrafların istirdadı istemi-
İtirazın iptaline ilişkin davada, uyuşmazlık konusu genel kredi sözleşmesi ticari nitelikte olduğundan TTK'nin uygulanması gerektiği-
Taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, hizmet bedeli, kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, ipotek masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekeceği-
Taraflar arasındaki alacak davasında, taraf defterleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp davacı tarafından davalıya prim ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa ne kadar prim alacağı ödediğinin yazılı delillerle ispatının gerektiği-
Kredi sözleşmesinin taraflarca ve özellikle de krediyi kullanan davacı tarafça müzakere edilmeden imza altına alındığı, davacının herhangi bir tasarrufunun bulunmadığı, tümüyle bankanın inisiyatifinde olduğu ,sözleşmede yer almayan ücretlerin haksız şart kapsamına girdiği ve tüketiciyi bağlayıcı olmadığı, davalı bankanın masraf adı altında aldığı ücrete ilişkin belgelerini sunmadığı, alınan ücretin makul ve zorunlu da olmadığı gerekçesi ile davanın davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu-
Taraflar arasındaki sözleşmedeki tüketici davacının aleyhine olan ve tüketiciyi külfete sokan hükümlerin tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırılmadığından, bu durumun haksız şart olduğunun kabulü gerektiği-
Davalının savunmasına göre, taşımanın karayolu ile yapılamamasının nedeni, "taşıma konusu yükün hacmi nedeniyle karayolundan taşınmasına yetkili makamlarca gerekli izinlerin verilmemiş olması" , davalı gerekli izin verilmediğine ilişkin bir belge sunmamış olsa da, gerek yükün ağırlık ve hacminin yasaların öngördüğü miktarın üzerinde olması, gerekse taşımanın deniz yolu ile yapılmış olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, taşıma konusu emtianın karayolundan taşınmasının hukuken mümkün olmadığının kabulü gerektiği-  Uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 19 ve 20. maddeleri uyarınca taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin, "hukuki imkânsızlık” nedeniyle batıl olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğundan, bu sözleşmeye dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Alınan kredi sebebiyle alınan masrafların iadesi istemine ilişkin davanın, davacının tacir olması dolayısıyla tüketici mahkemesinde görülemeyeceği, davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla ve yazılı yargılama usulüne göre bakılması gerektiği - Davacı 3.310,00 TL için açmış olduğu davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendirerek bilahare dava değerini harçsız artırmış olup, mahkemece işbu davanın belirsiz alacak davası türünde açılıp açılamayacağının değerlendirilmeden sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu-