Yabancı mahkeme ilamlarının tenfiz kararı ile Türkiye'de infaz kabiliyeti kazanacağı için, takip konusu yabancı para alacağına tenfiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun'un 4/a maddesine göre faiz talep edilebileceği-
Mahkumiyet kararının eklentisi olarak hükmolunan tazminat, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de hüküm kesinleşmedikçe asla infazının istenemeyeceği-
Tasarrufun iptaline, alacaklının icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisini tanınmasına ilişkin ilam dolayısı ile alacaklı tasarrufun iptaline konu menkuller üzerine haciz koyup cebri icra yolu ile ilgili icra dosyası üzerinde satışın yapılması ile elde edilecek ihale bedeli üzerinden alacağını tahsil edeceği- Tasarrufun iptali davasının, İİK. m. 283/2 uyarınca üçüncü kişinin elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere ilişkin olması durumunda, değerler nispetinde üçüncü şahıs aleyhinde davacının alacağından fazla olmamak üzere nakten tazmine hükmedilmesinin söz konusu olacağı, ancak bu durumda üçüncü kişiye icra emri gönderilerek ilamda hükmedilen miktarın tazmin edilmesi gerektiği- Tasarrufun iptali kararında (İİK. m. 283/2) üçüncü kişi aleyhine hükmedilen bir tazminat olmadığı, hükümde "şikayetçi üçüncü kişilerin icra dosyasında borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarına" ibaresinin bulunduğu uyuşmazlıkta; tasarrufun iptaline konu hükmedilen cebri icra ile satış suretiyle dosya borcunun ödenmesi halinde, takip borçlusunun borcundan kurtulacağı veya takip borçlusunca dosya borcunun ödenmesi halinde üçüncü kişilerin borcundan kurtulacağı anlaşıldığından, üçüncü kişilerden tazminatın tahsiline ilişkin bir hüküm içermediğinden bu takip dosya borcunun tahsili için üçüncü kişilere icra emri çıkartılması sonucuna ulaşılamayacağı- Tasarruf iptali kararında tasarrufa konu menkullerin bedeli üzerinden üçüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesinin de söz konusu olmadığı- İptal edilen tasarrufa konu hisselerin satışı sonrası elde edilen satış bedelinden alacaklının fer'ileri ile birlikte takip alacağı ve tasarruf iptal davasında alacaklı lehine hükmedilen yargılama giderlerinin ödeneceği, geriye para artar ise bu paranın şikayetçi üçüncü kişiye ödeneceği- Mahkemece, dosya borçlusu olmayan ve borcu ödemekle yükümlü olmayan üçüncü kişi şikayetçilerin şikayetlerinin kabulü ile icra emrinin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Tapu iptal ve tescil davası açıldığı ancak yargılama sırasında dava ıslah edilerek bedele hükmedilmesi talebi üzerine mahkemece bedele hükmedildiği görülmekle birlikte temelde davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğu ve yargılama sonucunda bedele hükmedilmesinin sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından dayanak ilamın kesinleşmeden icra takibine konu edilemeyecek ilamlardan olduğu-
Aynı borç nedeni ile aynı müşterek müteselsil kefil tarafından üzerlerinde ipotek kurulmuş taşınmazlar için ipotek limiti ile sınırlı olarak şikayetçi asıl borçlu ile ipotekli taşınmazı ipotek yükü ile devralan malikler hakkında ayrı ayrı takip yapılmasının yerinde olmadığı-
Karşılıklı edimler içeren ilam gereği, aracı iade yükümlüsü olan ve lehine aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine hükmedilen davacı edimin yerine getirildiğine dair İİK. m. 33 anlamında bir belge sunulmadığı gibi, ilama konu aracın iadesi yönünde icra müdürlüğüne yapılmış bir başvuru da bulunmadığından, ilamda kendisine yüklenen edimi yerine getirmeden takibe devam edemeyeceği- Aracı ayıpsız misli ile değiştirilmekle yükümlü olan ve lehine aracın iadesine hükmedilen davalı tarafından talepte bulunarak ayıplı aracın tesliminim sağlayabileceği- Takibe dayanak ilam, davacının açtığı dava sonucunda davacı lehine karar verilerek oluşturulmuş olup şirketin bu ilama dayalı olarak ilamlı icra takibinde bulunma hakkı olmadığı, şikayetin kabulü ile "takibin iptaline" karar verilmesi gerektiği- "Takip dosyasında borçlu şirket tarafından başvuruda bulunularak ayıplı aracın takyidattan âri teslimi talep edilmiş ise de müdürlük tarafından 'ayrı takip konusu yapılmasına' dair karar verildiği gibi, davacı tarafından da ilama konu aracın iadesinin gerçekleştirilmediği görülmekle, takip konusu ilam karşılıklı edimler içerdiğinden ve her iki tarafa ayrı ayrı yükümlülük yüklediğinden (eş zamanlı ve koşullu ifa yükümlülüğü bulunmadığından), davalı şirket tarafından ilama konu ayıplı aracın iadesi için ayrı takip başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, her iki takip dosyasında taraflar farklı araçların verilmesini talep ettiklerinden, dayanak ilamda her iki taraf için belirlenen edimlerle ilgili ayrı paragraflarda hüküm oluşturulduğundan (eş zamanlı ve koşullu ifa yükümlülüğü yüklenmediğinden) mükerrer takipten de söz edilemeyeceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Sözleşme yapma vaadi borcunun cebri icrasının ancak ve ancak bir mahkeme kararı ile mümkün olduğu- Kira sözleşmesi yapma borcu içeren arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı icra takibi başlatılarak borçlunun kira sözleşmesi yapmaya zorlanamayacağı-
Somut olayda, alacaklının icra müdürlüğüne sunduğu talep dilekçesi ile bu teklife ilişkin bildirimin icra dairesi vasıtası ile borçluya tebliğ edildiği, ardından borçlunun alacaklının icabında geçen miktarda ve tarihlerde ödemelerini gerçekleştirdiği, diğer bir deyişle icabı kabul ettiği anlaşıldığından borcun ibra ile sona erdiği-
Temlik işleminin adi yazılı şekilde, temlik edenin imzası alınmak koşuluyla ve yasa, ilgili sözleşmeler yahut işin niteliği gereğince taraflar arasında yasaklı olmayan hallerde yapıldığında geçerlilik kazanacağı- Dar yetkili icra mahkemesi hakiminin, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı-
İcra takibinin dayanağı ilamın incelenmesinde, takip alacaklısının ilamın tarafı olmadığının görüldüğü, ilamdan kaynaklanan alacak için ancak ilamın taraflarının ilamlı takip yapabileceği, ilamdan kaynaklanan alacağın adi yazılı alacağın temlik sözleşmesi ile devralınması halinde ise ancak ilamsız takip yapılabileceği-
