Alacaklının, resmi kurumlar tarafından bildirilen söz konusu adrese Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebliğ yapılması yönündeki isteminde yasaya uymayan bir yön olmadığı-
Borçluya dava dilekçesinin tebliğine dair belgenin incelenmesinde; tebliğ memuru tarafından, muhatabın, Tüzüğün 26. maddesine göre geçici olarak başka yerde bulunup bulunmadığı Tüzüğün 22. maddesinde belirtilen kişilerden sorulup tespit edilmeden tebliğ işlemi yapıldığından usulsüz olacağı-
TMK'nun 889. maddesinde belirtildiği gibi ipotekli taşınmazın bir kısmının veya borçluya ait ipotekli 3 taşınmazdan birinin şikayetçiye devrinin söz konusu olmadığı gibi, ipotekli taşınmazların bölünmesinin de söz konusu olmadığı-
Öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemeyeceğinden mahkemece, borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi olan 10.05.2011 tarihinin ödeme emri tebliğ tarihi olarak tespitine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun usulsüz tebliğe muttali olduğu tarih olan 30.06.2010 tarihinin tebliğ tarihi olarak tesbitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekeceği- İlamsız takipte İİK.nun 62/1.maddesi uyarınca her türlü itirazın yasal yedi günlük süre içinde icra dairesine yapılması gerektiği-
Ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte yurt dışında ikamet etmekte olan borçluya, ödeme emrinin Tebligat Kanununun 25/a maddesine göre tebligat yapılması gerekeceği, bunun yerine yurt içinde bulunan adresine tebligat yapılamayacağı-
İcra müdürlüğünce, ödeme emrinin tebliğ edildiği adrese, satış ilanı tebliğe çıkarılmış, bila tebliğ dönünce, T.K.nun 35. maddesine göre tebliğ işlemi yapılmış olup; şikayetçiye bahsi geçen adreste daha önceden usulüne uygun bir tebliğ yapılmadığından 7201 sayılı kanunun 35. maddesine göre satış ilanının tebliğ edilmesinin doğru olmadığı-
Her iki adresin de aynı yere ait adres olduğu belirtildiğine göre yapılan tebliğ işlemi usulüne uygun olduğu; usulsüzlüğün tespiti halinde de, 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesinin uygulanarak usulsüz tebliğe muttali olunan tarihin tebliğ tarihi olarak tesbitine karar verilmesinin gerekeceği-
Somut olayda, muhatabın çarşıya gittiğini beyan eden komşunun tebliğ tutanağında imzasının bulunmadığının görüldüğü, tebligatın bu hali ile usulsüz olduğunun kabulünün gerekeceği, bu durumda uyuşmazlığın İİK.nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 sayılı kanunun 32. maddesine göre çözümlenmesinin gerekeceği-
