Bölge adliye mahkemesince TBK’nın 97 nci maddesinde düzenlendiği üzere, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın, karşı taraftan edimini ifa etmesini isteyemeyeceği kuralı uyarınca, davalı arsa sahiplerinin kesinleşen davalara ilişkin doğan alacaklarının ödenmesi kaydıyla davacı yüklenicinin tapu iptal ve tescile hak kazanabileceği belirtilmiş ise de, kararın hüküm fıkrasında “ Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/738 Esas ve 2004/255 Karar sayılı davası ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/294 Esas ve 2005/384 Karar sayılı davasında arsa sahipleri lehine hüküm altına alınıp kesinleşen bedeller ödenmek kaydıyla” denilmek suretiyle bahsedilen hüküm fıkrasının taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olması gerektiği kuralına aykırı kurulduğu, başka ilamlarla belirlenen bedelin, şartlı ifaya ilişkin kurulan hükmün infazının bu şekilde mümkün olmadığı, infazda tereddüt yaratacağı, birlikte ifa kuralına aykırı olduğu-
Takip talebinde USD olarak talep edilen yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle re'sen nazara alınarak mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu..." belirtilerek istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, borca itirazın 90.000,00 EURO alacağına ilişkin Örnek 10 takibe yönelik olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 10.191,12 Amerikan Doları (USD) alacağına ilişkin ilamdan bahsedilerek hüküm kurulması karşısında gerekçenin dosyaya özgü olmadığının ortada olduğu, gerekçenin yargılaması yapılan vakıalara ilişkin, başka bir deyişle dosyayla özgü oluşturulması gerekeceği, bu nedenle dosyaya özgü gerekçe içermeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararının esası incelenmeksizin bozulmasına karar vermek gerekeceği-
Mahkemece, salt bir ibraname olmayan itfa ve imhal anlamına gelmeyen belgeye itibar edilerek kesinleşmiş mahkeme ilamının hüküm fıkrasının değiştirip işlevsiz kılacak şekilde tahakkuk edecek nafaka miktarının belirlenmesi ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin ve buna bağlı olarak haczin kaldırılmasının isabetsiz olduğu, bunun yanı sıra haricen ödendiği icra müdürlüğüne bildirilen ............... TL’lik ödemenin dosya hesabında nazara alınacağının tabii olduğu- Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, itfa itirazı dışında meskeniyet şikayetinde de bulunduğu görülmüş olup, HMK’nın 297. maddesine uygun olarak bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı-
Mahkemece salt " Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine " şeklinde hüküm kurulması " yargılama sonunda açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde " hüküm kurulmasını emreden HMK. nın 297/2. maddesine açıkça aykırı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekili istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile karar gerekçesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmesine rağmen hükmün dördüncü fıkrasında davanın kabulüne ve yine hükmün dördüncü fıkrasının (a) bendinde ise takibe itirazın kısmen iptaline karar verildiği, bu şekilde hem gerekçe ile hüküm kısmının hem de hüküm kısmının kendi içerisinde çelişki içerdiği görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesince, anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte uygun bir gerekçe ve hüküm kurulması gerektiği-
Alacaklı vekili tarafından borçlular hakkında anılan ilama dayanılarak ............. İcra Müdürlüğünün ............... E. ve ................. E. sayılı dosyaları ile dayanak ilamda alacaklılar lehine hükmedilen asıl alacak ve fer'ilerine ilişkin olmak üzere (2) ayrı takip başlatıldığının görüldüğü, kötü niyetli olmasa da, alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğu, bu durumun hukuk düzeni tarafından korunamayacağı, hâkimin, ilgili yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu objektif iyi niyet kuralları içinde doldurmak zorunda olduğu, ilam bir bütün olmasına rağmen yasal ve geçerli bir neden olmaksızın alacaklının vekâlet ücreti ve yargılama gideri yönünden ayrı takip başlatmak suretiyle yasalarda belirtilen dürüstlük kuralına uymadığı, borçlunun zarara uğramasına neden olduğu anlaşıldığından, yasal düzenlemeler karşısında alacaklının bu davranışı hukuk düzeni tarafından korunamayacağından mahkemece borçlunun şikâyetinin tümden kabulü ile her iki takibin de iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Hukuk Genel Kurulunun ................... tarihli kararında tartışmalı olan bir husus neticeye bağlanmış olmakla yanıltma halinde istinaf incelemesinin İlk Derece Mahkemesinin verdiği başlangıç tarihine göre, tebliğden itibaren süresinde istinaf yoluna başvurması halinde incelenmesi yönünde karar verildiği, Dairemiz'in önceki içtihadından dönmek suretiyle istinaf incelemesinin yapılması gerektiği kanaatine vardığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince hakim yanıltması sebebiyle istinaf başvurusunun süresinde sayılarak istinaf nedenlerinin incelenmesi için kararın bozulması gerektiği-
İcra müdürlüğünün ret işleminin kaldırılmasının talep edilmesi üzerine, ilk derece mahkemesince "1- Şikayetin kabulü ile: " şeklinde karar verildiği, ancak hangi icra müdürlüğünün, hangi tarihli işlemine yönelik karar verildiği ve icra müdürlüğü işleminin kaldırılıp, kaldırılmadığı açıklanmamış, hüküm muğlak bırakılmış olduğundan, Mahkemece salt " Şikayetin kabulü ile: " şeklinde hüküm kurulmasının " yargılama sonunda açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde " hüküm kurulmasını emreden HMK. nın 297/2. maddesine açıkça aykırı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerektiği- Davalının harçtan muaf oluşu karşısında davacının yatırdığı tüm harçların davacıya iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hatalı olduğu-
Davacıların mazbut vakıftan galle fazlasına müstehak vakıf evladı olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davanın reddinin gerekip gerekmediği- Direnme olarak verilen kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası elde edilen yeni delile dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesince, işleyecek faiz oranına itiraz hakkında, inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sözü edilen istem incelenmeksizin ve bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-