Davacı taraf, itiraz edilen kısım üzerinden itirazın iptali davası açmış olup, mahkemece HMK'nun 26. (HMUK'nun 74.) maddesi uyarınca taleple bağlılık kuralı gözetilmeksizin icra takip talebindeki alacağın tamamı dava konusu edilmiş gibi yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği-
İtirazın iptali davasında, alacak likid (muayyen-belirli) olduğundan İİK'nun 67/2. fıkrası gereği % 20 (yüzde yirmi) icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekeceği-
Davalının davacı yana keşide ettiği ihtarnamede davacıya 7.862 Euro borçlu olduğu yönünde ikrarının bulunduğu, bu durumda, borç ikrarı dikkate alınarak, davalının ihtarname tarihinden sonra yaptığı ödemelere ilişkin belgeler sorulup, bu ödemelerin davacı alacağından mahsubu ile takip tarihi itibarıyla davacı alacağının tespiti gerekeceği-
Hükme esas alınan, hukukçu mali müşavir ve perakende üretim mağazacılık danışmanı bilirkişi heyetince düzenlenen raporda; hukukçu ve mali müşavir tarafından davalı savunması yönünde görüş bildirildiği, aynı heyette yer alan mağazacılık danışmanınca sunulan ayrık raporda ise; tam aksi yönde görüş bildirildiği, bu durumda bilirkişilerin görüşleri arasında çelişki bulunmasına rağmen telif edici rapor alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Borçlunun itirazında haksız olduğu kabul edildiğine ve kira parasının kira sözleşmesinde belirlenmiş ve likit bulunmasına göre Eylül ayı kira bedeli yönünden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlığın çözümünde davalının kefalet imzasının bulunduğu 16.10.2009 tarihli 50.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, başka bir anlatımla dava konusu kredi alacağının, hangi sözleşmeden doğduğunun belirlenmesinin önem taşıdığı, zira, kefaletin fer'i niteliği itibariyle asıl borçlunun borcuna bağlı olarak sorumluluk oluşturduğu kefalet hukukunun temel prensiplerinden biri olup asıl borç bulunmadıkça kefilin sorumluluğundan söz edilemeyeceği-
İhtar tebliğ edilmemiş olması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyada bir örneği bulunan noter ihtarnamesi ekindeki “Tebligat Şerhi” başlıklı noterlikçe düzenlenen belgeden davalıya takipten önce ihtarnamenin tebliğ edilmiş olduğu anlaşıldığı davada mahkeme bu durumun gözden kaçırılmaması gerekeceği-
Davacının alacak istemini, taraflar arasındaki "temel ilişki"ye dayandırdığı anlaşıldığından, iddianın ileri sürülüş biçimi karşısında, zamanaşımı süresinin taraflar arasındaki temel ilişkinin niteliğine göre belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece çeke dayalı "sebepsiz zenginleşme davası"nın, "bir yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığı" gerekçesiyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine ilişkin itirazın iptali davasında davalı yapı kooperatifi olup tacir niteliği taşımıyorsa, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmiyorsa, 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmenin mümkün olmayacağı-
Davalı borçlunun, taraflar arasındaki ticaretin peşin yapıldığı savunmasının ispatı yönünden kapalı faturalar yanında davacı ticari temsilcisinin Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı'nda alınan 11.03.2008 tarihli beyanına ve yine aynı ilişki kapsamında görülen Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/184 Esas sayılı dosyasına dayandığı, bu durumda açık faturalar yönünden ispat külfetinin ödeme savunmasında bulunan davalıya ait olduğu, kapalı fatura ise ödemenin peşin yapıldığına dair karine teşkil ettiğinden, söz konusu faturalar yönünden ispat yükünün aksini iddia eden davacılar üzerinde olduğu-
