İtirazın iptali davası-
İcra takibine konu alacağın faiz oranına ilişkin yapılan itiraza karşı açılmış itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacının takip tarihinden dava tarihine kadar geçen süre için işlemiş faizin tespiti isteminde hukuki yararı bulunmadığı gibi icra takibinde istenilen faiz oranı kabul edilerek takibin yıllık %35 oranındaki faiz miktarı ile devamına karar verildiğinden, davada reddedilen kısım bulunmadığına göre, yapılan yargılama giderlerinin davacıya yüklenip davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
Faturaya dayalı cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacının takip tarihi itibariyle alacağı belirlenip davalı ödemeleri de TBK'nın 100. maddesi uyarınca alacaktan mahsup edilmek suretiyle davalı itirazlarını da karşılayacak mahiyette denetime açık bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
İtirazın iptali davası-
İtirazın iptali davası bozma kararına uyularak-
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarına göre, "davacı-bankanın davalı kefilden toplam 120.314,27 TL alacağının olduğu, Kredi Garanti Fonu'nun davacıya 66.888,10 TL harici olarak yaptığı ödeme düşüldüğünde davacının davalıdan asıl alacağının 53.426,17 TL işlemiş faizin ise 3.789,89 TL olduğu, 10 adet çek yaprağına ilişkin 7.200-TL tutarın deposunun talep edilemeyeceği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği- Dava kısmen reddedildiğinden, davalı yararına reddedilen kısım üzerinden değerlendirme yapılarak, AAÜT'nin 13. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davacı kiracının hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle yaptığı harici ödemelerin icra dosyasına geç bildirilmesi nedeniyle davacı tarafın zararı olduğu tespit edildiğine göre bu miktar üzerinden itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği- Takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği- İİK. mad. 67/2 uyarınca, bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine %20'dan aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edileceği- Davalı kiralayan, bu davanın konusu olan davacı hakkında başlatılan icra takibi üzerine davacı kiracının harici ödemelerini bilebilecek durumda olup, bu ödemeleri icra dosyasına da geç bildirdiğine göre itirazının kötüniyetli olduğunun kabulü ile davacı lehine kabul edilen miktar üzerinden %20 icra tazminatı verilmesi gerektiği-
Birleşen itirazın iptali davalarının-
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak likit (bilinebilir) mahiyette olduğundan, kabul edilen miktar üzerinden İİK'nun 67. madde uyarınca icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekeceği- Hükme esas alınan bilirkişi raporu, davacının itirazlarını karşılayacak mahiyette, denetime açık ve ayrıntılı incelemeyi ihtiva eder nitelikte olmadığı, yeniden bankacılık konusunda uzman bir bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme de yaptırılmak suretiyle, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında takip tarihi itibariyle borçlu olduğu miktar tespit ettirilip, sonucuna göre, kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacının, davalıya verdiği 81.293 TL bedelli senedin ödenmesi amacıyla 30.000 TL bedelli çek verdiğini, çek bedelini ödeyerek çeki iade aldığını, ödenen miktar mahsup edilmeden davalının fazla tahsilat yaptığını ileri sürerek fazla ödenen miktarın tahsiline yönelik yapılan icra takibine karşı itirazın iptalini talep ettiği- Davalı ise çekin bedelsiz davacıya iade edildiğini savunduğu- Çekin davacının elinde olduğunun ihtilafsız olduğu ve çek davacının elinde bulunduğundan çek bedelinin ödenerek geri alındığı yönündeki karinenin aksini, yani çekin bedelsiz olarak davacıya iade edildiğini davalının ispat etmesi gerektiği- İspat yükünün davacı üzerinde olduğundan bahisle icapsız yemine dayalı olarak davanın reddi yönünde verilen kararın isabetli olmadığı-