İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerekeceği- Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- Satış ilanının borçluya, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satıştan makul bir süre önce tebliği gerektiği-
Öncelikle bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanun'a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklandığından, en son bilinen 17 No’lu adrese kıymet takdiri ya da satış ilanı tebliğe çıkarılmadan farklı adres olan 15 No’lu adrese tebliğ yapılmasının TK.'nun 10. ,21/1. ve Tebligat Yönetmeliğinin 16/2. maddelerine göre usulsüz olduğu-
Takibin iptali talepli açılan davada, anılan mahkemenin kararının takip dosyasında mevcut olduğunun, vekilin azledildiğine veya istifa ettiğine dair dosya içerisinde herhangi bir kayıt bulunmadığının görüldüğü, yine borçlunun diğer bir vekilinin ihale tarihinden önce dosyaya vekaletname ibraz ettiğinin görülmesi karşısında, satış ilanının vekile tebliği gerekeceği, takip dosyasına ayrıca vekaletname sunulmamış olması, söz konusu mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmiş olması karşısında, artık borçlunun takipte vekille temsil edildiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asile gönderilen satış ilanı tebligatının yok hükmünde olup sonuç doğurmayacağı, şu hale göre, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan, asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmamasının da sonuca etkili olmadığı-
Ticaret şirketine çıkarılıp bila tebliğ dönen adresin, ticaret sicilinde kayıtlı adresi olduğunun anlaşılması ve ticaret şirketinin bu adresini değiştirmesi halinde, yeni adresini ticaret siciline tescil ve ilan ettirmediği takdirde, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2 ve 3. fıkralarına göre yapılması yeterli iken, söz konusu adrese önce normal tebligat çıkarılıp bila tebliğ iade edildikten sonra Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca tebligat yapılmasının tebliğ işlemini usulsüz hâle getirmeyeceği-
Borçlu şirket adına çıkarılan satış ilanı tebligatının "......" adresine gönderildiği ve "…. No:20 yoktur. Tebliğ imkansızlığı nedeniyle iade" şerhi ile 27/09/2018 tarihinde tebligat yapılmaksızın iade edildiğinin; 10/10/2018 tarihinde yine aynı adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilmek istendiğinin, Ticaret Sicili Müdürlüğünce borçlu şirketin adresi olarak bildirilen, icra emri ile kıymet takdiri raporlarının tebliğ edildiği “İ.paşa Mahallesi İ.lı ...” adresine de Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmek istendiğinin görüldüğü, bu durumda, öncelikle borçlu şirketin sicil adresine satış ilanı tebligatının gönderilmesi, evrakın tebliğ edilmeksizin iadesi halinde ancak, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılmasının mümkün olduğu, ilk tebligatın adres yetersizliği nedeniyle iade edilmesi üzerine; bu adres ticaret sicilinde kayıtlı olmadığından bu adrese 35/4 maddesine göre tebligat yapılması imkanı olmadığı gibi; ticaret sicili adresi olması durumunda da adres yetersizliğinden iade üzerine doğrudan ticaret sicili adresine Tebligat Kanunu'nun 35/4. maddesi gereğince tebligat çıkarılması anılan madde hükmüne aykırı olup, yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
Takip dosyasına vekalet sunulmasa da, kıymet takdirinin icra emrine itiraz eden vekile tebliğ edilmesi gerektiği- Taşınmazların satış bedelinin taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmış olsa da, kıymet takdiri tebliğlerinin usulsüz olduğundan ve borçlu, satış ilanının tebliği üzerine yasal sürede hazırlık aşamasında kıymet takdir raporuna itiraz ettiğinden, mahkemece, borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazları incelenerek, taşınmazların (icra müdürlüğünce, kıymet takdir tespitinin yaptırıldığı tarihteki) tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-Vekil varken asile gönderilen satış ilanı tebligatının yok hükmünde olduğu-
Borçlunun takip dosyasından aldığı fotokopi ile altı gün sonra ihalenin gerçekleşeceğini öğrenmesi halinde, bu altı günlük sürenin, satış ilanının asıl amaçları olan satışa hazırlanma, duyuruları yapma, daha fazla müşteri bulma yönlerini borçlu bakımından sağlayacak makul bir süre olmadığı ve bu sebeple ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği- Borçluya tebliğ edilen ödeme emrinin üzerinden 1 yıl geçmesinin ardından bulunulan satış talebi İİK. mad. 150/e uyarınca yok hükmünde olduğundan, ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
Ölü kişi adına çıkarılan satış ilanı tebliği yok hükmünde olduğundan, satış ilanı tebliğ tarihinde ölü olan hissedarın mirasçılarına satış ilanı tebliği gerekeceği- İhale konusu müşterek mülkiyete tabi taşınmazın borçlular adına kayıtlı 30/320 hissesi olup her ne kadar muhammen bedelin üzerinde satılmış ise de, şikayetçiler yönünden takibin tarafı olmayan ve müşterek mülkiyete tabi taşınmazda ihaleye konu olmayan 5/320 hissenin hissedarı mirasçıların zarar unsuru yokluğundan da söz edilemeyeceği-
Tebligatta, muhatabın çarşıda olduğuna yönelik bilgiyi veren ve haber kağıdı yapıştırıldığı bilgisi verilen komşusunun isim ve soyadının olmadığı, sadece oturduğu daire numarasının yeterli olmadığı bu haliyle tebligatların aykırı ve dolayısıyla usulsüz olup, bir hukuki sonuç doğurmayacağı-Taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerektiği ve borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, başlı başına ihalenin feshi sebebi sayıldığından mahkemece, şikayetin kabulü ile, ihalelerin feshine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm tesisi kurmasının isabetsiz olduğu-
Alacaklı vekilinin takip masraflarından feragat etmesi nedeniyle satış bedelinin masrafları karşılamadığından bahisle ihalenin feshine karar verilemeyeceği, borçlu tarafından ileri sürülen diğer fesih nedenleri de yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
