Dosya içeriğinde murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında düzenlenmiş adi yazılı taksim sözleşmesi olduğu anlaşıldığından, taksime konu taşınmazlar bakımından ortaklığın giderilmesi isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde bu parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Miras payına yönelik tapu iptali ve tescil talebinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, böylelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin olmadığı, ancak dava terditli açılmış olup dava konusu taşınmazlar için ödediği iddia edilen alacağa ilişkin denkleştirici adalet ilkesi gereğince bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından, tarafların delilleri toplanıp olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazlar için ödediği iddia edilen bedel hususunda karar verilmemesinin bozmayı gerektirdiği-
Tasarrufun iptali davalarında alacağın tasarruftan önce doğmasının dava şartı olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından davalı vekiline, her takibin dayanağı olan ve davalı Ş.'in imzasının bulunduğu kredi sözleşmeleri, kredi ödeme planları, hesap özetleri ve hesap kat ihtarlarını sunması için süre verilmeli ve oluşacak sonuca göre davacı alacağının tasarruflardan önce doğduğunun anlaşılması durumunda davanın esası değerlendirilmeli aksi takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği- İlk derece mahkemesi tarafından davalı Ş. tarafından miras taksimi sonucunda devrettiği miras payı ile devraldığı paylar arasında orantısızlık bulunup bulunmadığı noktasında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, bu nedenle Mahkeme tarafından 30/12/2015 tarihi itibariyle devredilen miras payları ile devralınan miras paylarının değerinin belirlenmesi yönünden keşif suretiyle rapor alınarak oluşacak sonuca göre orantısızlık bulunup bulunmadığının tespit edilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru olmadığı-
Devir işleminin miras taksim sözleşmesine göre yapılmadığı, tapuda satış göstermek sureti ile devredildiği ve satış bedeli ile rayiç bedeller arasında bir misliyi aşan farklar bulunduğu, bu itibarla İİK'nun 278/3. maddesinin 1. ve 2. bentlerine göre bu tasarruf işlemlerinin bağışlanma hükmünde sayılıp batıl olduğu- Tavzih yoluna başvurabilmek için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek olmadığı, kesinleşmemiş kararlar hakkında da tavzih istenebileceği-
Dava tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, miras taksim sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının, TMK'nun 676/son maddesi uyarınca davalılar arasında yazılı şekilde yapılan anlaşma belgesi ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler karşısında yerinde olup olmadığı noktasında toplanan uyuşmazlıkta; TMK’nun 676. maddesi uyarınca, terekeye tabi taşınmazların yazılı olmak koşuluyla mirasçılar arasında taksimi geçerli olup, taksimin geçerli olması için tüm mirasçılar arasında eşit bir paylaşımın gerekli olmadığı- Somut olayda yapılan paylaşımda hisselerin parasal değerine göre açık bir bedel farkının da bulunmadığı, eş söyleyişle, edimler arasında bir oransızlık bulunduğu, varsa bu oransızlığın ciddi ve objektif olarak makul karşılanmasının beklenemeyeceği bir durumun olmadığı- Takip konusu alacak miktarı ve paylaşım sonucu borçluya düşen oran dikkate alındığında, davalı borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiğine dair somut deliller sunulamadığı gibi, aksine borçlu davalının borçlarını ödemek gayesiyle hareket ettiği ve yapılan işlemlerin mal kaçırmak için değil, taksim gayesiyle yapıldığının ortaya konulduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmazlar için açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası olduğu, bu şekilde artık mirasçılar arasında harici bir taksim sözleşmesinden veya fiili kullanım biçiminden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; davacının dava konusu taşınmazı kullanamadığının ispat külfetinin davacıya ait olduğu, dava dışı diğer paydaşların tanık olarak dinlendiği, beyanlarında da her paydaşın hissesi oranında taşınmazı ektiğini ve davacının da kendi hissesi oranında dava konusu taşınmazı kullandığını belirttiği, bu durumda; davacının hissesine karşılık az veya çok kullanabileceği bir kısım bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mirasbırakanı ...'dan kalan taşınmazları davalı kardeşleri ile aralarında taksim ettiklerini, paylaşım sonucunda bir kısım davalılara kalan 11 parça taşınmazı da haricen satın aldığını ileri sürerek tapu iptal ve tescile-
Miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasının asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Taksim sözleşmesinde belirtilen dava dışı taşınmazlara ait tapu kayıtları getirtilerek taksim doğrultusunda dava dışı taşınmazların mirasçılara intikallerinin yapılıp yapılmadığının ayrıntılı olarak denetlenmesi, intikallerin taksim doğrultusunda gerçekleşmesi durumunda paylı mülkiyete tabi taşınmazın muristen intikal eden 1/2 payının paylı mülkiyet esasına tabi olduğu ileri sürülerek reddine karar verilemeyeceği, taksim doğrultusunda karar verilmesi gerekeceği, aksi durumda paylı mülkiyette harici taksim mümkün olmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
8. HD. 25.03.2019 T. E: 2016/2282, K: 3145-
