Dava konusu uyuşmazlığın miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteği olduğu, bu sebeple taşınmaz değerinin tamamı üzerinden değil davalıların miras payına karşılık gelen değer üzerinden harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hesaplanması gerektiği-
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve  borçlu hakkında alınmış kesin veya  geçici  aciz belgesinin (İİK.nun 277. md) bulunması gerektiği- Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği- Tarafların tapuda 16/08/2018 tarihinde rızai taksim yaparak, taşınmazları paylaştıkları, dava edilen tasarruftaki taşınmazda ise 1/8 hisse davalı borçlu İ. C.'a 1/8 hissenin ise davalı üçüncü kişi borçlunun kardeşi M. C. adına tescil edildiği, bundan bir gün sonra ise borçlu tarafından 1/8 hissenin M. C.'a değil dava dışı E. C.'a satıldığı, borçlu tarafından M. C.'a dava edilen 108 ada 68 parselde hisse satışı yapılmadığı, 16/08/2018 tarihinde yapılan devirlerin ise rızai taksime dayalı yapıldığı, bunun aksine dosyada delil olmadığı anlaşılmakla, İİK 277. ve devamı maddelerine dayalı açılan davası ispatlanamadığı gibi TBK 19. maddesine dayalı muvazaa iddiası da ispatlanamadığı-
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satış zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanmasının Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmayacağı, kötü niyet iddiasının, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınmasının gerektiği, bu gibi halde savunmanın genişletilmesinin söz konusu olmadığı, eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddinin gerektiği- Davalı vekilinin fiili taksim savunması nedeniyle yapılan keşif ve dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre, davacıların kullanımında olan bir yer olduğu hususu sabit olsa da, davalıya pay satanlar yönünden taşınmazda kullanılan belli bir yer olup olmadığı hususunun netleştirilemediği, nitekim ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi gerekçelerinde, davacının kullandığı yerin belli olduğu, geri kalan kısımların diğer hissedarların kullanımına bırakıldığı belirtilerek fiili taksimin varlığının kabul edildiği, yukarıda açıklanan fiili taksim ilkelerine göre, dava konusu taşınmazda yalnızca davacının kullandığı yerin belli olmasının yeterli olmadığı, davalıya pay satanların da kullandıkları yerin belli olmasının gerektiği, mahkemece, davalıya yap satanlar yönünden kullanılan bir yer olup olmadığı hususunda; fiili taksim olgusu için açıklanan ilkelere göre bir araştırma yapılmadığından, eksik araştırma ve inceleme ile kurulan hükmün bozulması gerektiği-
Davalı alıcı (F)'ye yapılan hisse devirlerine ilişkin bu davalı miras taksimi yaptıkları bu sebeple belli yerlere belirlenen mirasçılara verdikleri bundan dolayı hisse devirleri ve satış yapıldığının savunmasına göre mahkemece gerektiğinde davalı alıcı (F) isticvap edilmek suretiyle hangi muristen kalan yerleri paylaşmak istedikleri, mirasçıların kimler olduğu, anılan davalı dışındaki mirasçılara hangi taraflardan yerler verildiği ve böylece savunulduğu üzere bir miras taksimi yapıldığı ispat edilmiş ve mahkemece de kabul görmüş ise, bu kez  yapılan bölüşümün hakkaniyete uygun olup olmadığı, yani mirasçıların miras paylarına denk gelen yerler alıp almadığının araştırılması, değerlendirilmesi ve buna göre neticeye varılması gerekeceği-
Kararın infaz edilecek kısmı hüküm bölümü olduğundan, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm tesisinin zorunlu olduğu-
Davalı borçlular ve davalı devir alan, iptali istenen tasarruf konusu hisseler için bir bedel ödendiği iddiasında bulunmadığı, devir edilen hisse 1/2  bedeli tapuda 15.000,00 TL olup bilirkişi incelemesinde tespit edilen değer ise 200.000,00 TL olduğu, arada misli fark bulunduğundan İİK 278/3-2 maddesi kapsamında iptale tabi olduğu- Davalılar tarafından babalarından intikal eden diğer taşınmazların da dahil olduğu yazılı bir miras taksim sözleşmesi ibraz edilmediği, TMK'nın 676/3. maddesine göre "paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır." 677/1 maddesine göre "terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır."- Anayasa Mahkemesi tarafından İİK 278/3-1 maddesindeki "kardeşler " kısmı iptal edilmiş ise de İİK280/2 maddesindeki karine mevcut olduğundan dosya kapsamına göre davalı devir alan A.'nin davalı kardeşlerinin mal varlığının borçlarına yetmediğini,  alacaklılarına zarar verme kastı ile yaptıkları tüm işlemleri, borçluların içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebilecek konumda olduğu da göz önüne alındığında yukarıdaki belirlemelere göre dava konusu hisse devrinin vasiyete uygun bir mal paylaşımı olmadığı alacaklıları zarara uğratmaya ilişkin bir tasarruf olduğu, davalıların birlikte hareket ederek bedelsiz hisse devir işlemini gerçekleştirdikleri tasarrufun iptaline ilişkin  koşulların İİK 278/3-2 ve 280 maddelerince oluştuğu anlaşılmakla Mahkemece açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlendiği, ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış olmadığı, kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bıraktığı (İİK. md. 281), bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Dava konusu taşınmazların tamamı miras taksim sözleşmesine konu edilen taşınmazlar olup, ilk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesine göre mirasçılar arasında denklik sağlayacak şekilde paylaşımın olduğu anlaşıldığı- Bu hali ile, miras taksim sözleşmesinin amacının, mal kaçırma olmadığı, mirasın denkleştirilmesi amacı güderek terekenin taksim edildiği, davalılardan M. K. ve S. K.'ya verilen miras hisselerinin muvazaalı olmadığının anlaşıldığı, kaldı ki, miras taksim sözleşmesinin muvazaalı yapıldığı da iddia ve ispat edilmediği-
Dosya kapsamında yer alan nüfus kayıtlarına göre; davalı borçlu C. Ö. ile davalı 3. kişi Ş. Ç.’in kardeş oldukları, davalı Y. G.’in ise kardeşleri K. Ö.’ün kızı olduğunun anlaşıldığı, davalıların arasında akrabalık ilişkisi olduğunun anlaşılmasına, her ne kadar davalılar arasında miras taksim sözleşmesi olduğu iddia edilmişse de; dosyaya bu miras taksimine ilişkin bir sözleşme sunulmamasına, dava dışı diğer kardeşlere bırakılan bir taşınmaz olup olmadığının anlaşılamamasına göre davalı borçlu ile diğer davalılar arasında miras taksim sözleşmesi gereği taşınmazların davalılara devredildiği ispatlanamadığından ve davalı 3. kişi Ş. Ç.; dava konusu taşınmazları davalı borçlu C. Ö.’ten olan alacaklarına karşılık aldığını beyan etmiş olup taşınmazın borca karşılık devrinin İİK'nın 279/2 maddesi gereğince mutad ödeme vasıtası olmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekeceği-
Taksim edilen taşınmazlar arasında çok önemli bir oransızlık bulunmadığı anlaşılmasına, taşınmazlarda yapılan keşifler, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taksim sözleşmesinde mirasçılara taksim olunan malların, taksim tarihindeki, murisin vefat tarihindeki değerlerinin miras paylarına yakın değerler olduğu, mirasçılar arasında, mal taksimine ilişkin düzenlenen sözleşmeler olduğu ve alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik olmadığının anlaşılmasına, davalılar arasındaki tasarrufların miras taksim sözleşmesine istinaden yapılmış olduğunun anlaşılmasına, miras taksim sözleşmesi gereğince davalı borçluya eşit değerli sayılacak nitelikte gayrımenkul hisselerin verilmiş olmasına göre davacı vekilinin itirazlarının yersiz olduğu-
Dava dilekçesinde davalılar murisleri ve murisin ilk eşinden olma evlatları ... ile ...'in miras taksimi sonucu kendilerine isabet eden taşınmazları adlarına kaydettirdikleri iddia edildiğine göre geçersiz olduğu kabul edilen ............. tarihli miras taksim sözleşmesi gereği muristen, ... ile ... veya mirasçıları adına intikal yada murise ait herhangi bir taşınmazın tescil edilip edilmediği yani davalılar tarafından geçersiz olduğu ileri sürülen miras taksimine dair edimin ifası anlamında bir edinme olup olmadığı konusunda mahkemece herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, iddia edildiği üzere davalılarca geçersiz olduğu ileri sürülen miras taksimi dolayısı ile taşınmaz edinilmiş olmasının tespiti halinde artık sözleşmenin şekil şartına uymadığından geçersiz olduğunu ileri sürmenin hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olacağı ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı düsturuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği, bu durumda, mahkemece, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü üzere, geçerlilik şekil şartına uymadığı için geçersiz kabul edilen ............... tarihli miras taksim sözleşmesi gereği ... ile ... veya mirasçıları adına murise ait herhangi bir taşınmazın intikal veya tespit görüp görmediği hususunda toplanan ve toplanacak deliller kapsamında araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-