İİK. 235.maddesi gereğince sıra cetveline itiraz davalarının Ticaret Mahkemesinin görevi içine girmekte ise de, dava açıldığı tarih itibariyle, davalının iflas etmemiş olması halinde, davacının açtığı alacak davasının yasa gereği masaya kayıt kabule dönüşen bir dava haline gelmiş olduğu-
Davanın, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, iflas masasından istenen bir alacağın, iflas alacağı mı, yoksa masa alacağı mı olduğunu belirlemenin büyük öneminin olduğu, iflasın açıldığı sırada müflise karşı ileri sürülebilecek alacakların iflas alacaklarını; iflasın tasfiyesi sırasında yapılan masraflarla, iflas idaresinin yükümlü olduğu ya da devraldığı mükellefiyetlerin de (genel bir ifade ile) masa borçlarını oluşturacağı, ancak masa borçlarının da iflas alacaklarından önce ödeneceğinin doktrin ve uygulamada kabul edildiği-
İİK. 235 uyarınca, kayıt kabul davalarının onbeş günlük yasal süre içinde açılması gerektiği; bu sürenin geçmesinden sonra ıslah yoluyla talebin artırılmasının mümkün olmadığı-
HMK'nın 448. maddesi anlamında dava açılma işleminin tamamlanmış olduğu anlaşıldığından, tamamlanmış işlemden sonra yürürlüğe giren tarifeye dayalı olarak gider avansının ödenmesi istenemeyeceği- Davanın HMK'nın yürürlüğünden önce açılmış olması, dilekçelerin teati aşaması tamamlanarak, tahkikat aşamasına gelinmiş olması karşısında; bu aşamada masrafa gerek olması halinde HMK'nın 324. maddesi uyarınca sonuca gidilmesi gerektiği- Yargılama aşamasında iflasına karar verilen şirket yönünden davanın kayıt kabul davasına dönüşeceği ve İİK. mad. 235/3 uyarınca basit yargılama usulüne tabi olduğu ve bu durumda, mahkemece davalı müflis ile diğer davalılar hakkındaki davanın farklı yargılama usulüne tabî olduğu gözetilerek bu davalı şirket ile ilgili dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydı ve tabî olduğu yargılama usulüne göre yargılamanın yürütülmesi, iflas idaresine dava dilekçesinin tebliği ile yazılacak müzekkere yönünden sadece tebliğ ve müzekkere giderinin yatırılmasının yeterli olduğunun gözetilmesi gerekirken, gider avansının yatırılmasına ilişkin dava şartı eksikliğinden davanın, bu müflis davalı şirket yönünden usûlden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Alacağı tamamen reddedilmiş olan alacaklının, ancak kendi (reddedilen) alacağı hakkında, masaya karşı, sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açabileceği, (m.235,II c.1); alacağı sıra cetveline kabul edilmiş olan başka bir alacaklıya karşı sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (m.235,II c.2) açamayacağı, fakat, alacağı tamamen reddedilmiş olan alacaklının, kendi (reddedilmiş olan) alacağı için iflas masasına karşı sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası (m.235,II c.1) açmış ise, alacağı sıra cetveline kabul edilmiş olan alacaklıya karşı da sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (m.235,II c.2) açabileceği; her iki sıra cetveline itiraz davasını da, m.235,I'deki 15 gün içinde açması gerekeceği-
Bir alacaklının, kendi sırasına veya iflâs hukuku kurallarının yanlış uygulandığına (şikayet) değil, kendi alacağı hakkında nedenleri gösterilerek verilen red veya kısmen kabul kararının esasına (kayıt ve kabul davası açarak) veya bir başka alacaklının alacağına veya onun sırasına (kayıt terkin davası açarak) itiraz ediyorsa ticaret mahkemesine dava açması gerekeceği-
Şikayetçi, şikayet olunanın iflas sıra cetvelinde yer alan alacağına ve alacağın sırasına yönelik bir itirazda bulunduğundan, kayıt terkin davası niteliğinde olan bu dosyada İcra mahkemesinin görevli olmadığı, İİK'nın 235/2. maddesince Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilerek HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddesi uyarınca şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği-
Temerrüt faizi alacağının iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkin davada, taraflar arasında mevcut akdi ilişkiye göre ............. TL asıl alacağın olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığından, keza, taraflar arasında usulüne uygun şekilde yapılmış bir cari hesap sözleşmesinin varlığı ve buna göre davacı yana faiz ödemesi yapıldığı ileri sürülüp kanıtlanmış olmadığından, bunun dışında asıl alacağa faiz yürütülebilmesi için borçlunun TBK'nın 117.(BK'nın 101.) maddesi uyarınca temerrüde düşürülmesi gerekeceği-