Dava dilekçesinde ve yargılamanın hiçbir aşamasında kadının, davalı-davacı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği" vakıasına dayanmadığı halde, mahkemece bu şekildeki tanık beyanı esas alınarak davalı-davacı erkeğin kusurlu olduğunun kabul edilmemesi gerekeceği –
Davacı-karşı davalı taraf, dava dilekçesinde, cevaba cevap dilekçesinde "eşinin kıskanç olduğu" vakıasına dayanmadığı halde, mahkemece bu yöndeki tanık beyanı esas alınarak usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan bir vakıaya dayanarak kadına kusur yüklenmemesi gerekeceği –
Mahkemece, taraf teşkilinden önce göreve ilişkin dava şartı üzerinde durulması ve HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddesi uyarınca, İcra Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin kendisini görevli gördüğü anlamına gelen yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Davacı tarafça, davalı alacaklıların ismi, adresi ve avukatlarının isminin bulunduğu sıra cetvelinin düzenlendiği, icra dosyasının numarası belirtilerek davanın açıldığı, mahkemece, sıra cetveline konu icra dosyasının getirilmesi halinde, davalılar ile ilgili HMK'nın 119/1-b maddesinde aranan ad, soyad ve adres bilgilerine ulaşılabilmesinin mümkün olduğu- Dava, alacak davası niteliğinde de olmayıp, mahkemenin kabulüne göre İİK'nın 142/1. maddesindeki sıra cetveline itiraza ilişkin olduğuna göre, davacı vekilince alacak miktarının gösterilmesine de gerek bulunmadığından mahkemenin, davacı vekilinin alacak miktarını açıklamadığı yönündeki gerekçesinde de isabet bulunmadığı-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeline ilişkin icra takibine itirazın iptâli ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkin davada, HMK mad.194/1 uyarınca tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükü altında olduğu, bu bir yandan vakıaların, açık, somut olarak kanunun aradığı koşul vakıalara denk düşecek şekilde ortaya konulmasını gerekli kılmakta, delillerle vakıalar arasında doğrudan bağlantı kurulması gerektiği-Dava dilekçesinde, gerek HMK mad. 119/1-e gerekse mad. 194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması halinde, önce hâkim davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istenmesi gerektiği, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmesi gerekeceği-
Usul hükümlerinin yargılamayı kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla getirilen düzenlemeler olup, zorunluluk olmadıkça usuli eksikliğin davanın reddi veya açılmamış sayılmasına gerekçe yapılmaması gerektiği, öte yandan dava dilekçesinde tarafların adresinin yazılması zorunluluğunun usulünce ve sağlıklı bir tebligat yapılabilmesi amacına yönelik olduğu ancak vekille takip edilen davalarda tebligatın vekile yapılması gerektiğinin Tebligat Kanunu mad. 11 hükmünde belirtildiği- İşin esasının incelenmesi gerekirken, usuli eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi ve süreye uyulmadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılmasının gerekmeyeceği, dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması ya da alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum demesinin, kural olarak yeterli olduğu- Davacı vekilinin, dava dilekçesinin sonuç kısmında talep ettiği her alacak için bir miktar yazdıktan sonra parantez içinde belirsiz ibaresini kullanarak işçilik alacaklarının tahsilini talep ettiği, ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre alacak miktarının artırılması talepli dilekçesinde ise belirsiz alacak davasındaki taleplerini artırdığını belirterek davasının belirsiz alacak davası olduğunu açıkça beyan ettiği; davacı vekilinin talebinin açıkça belirsiz alacak davası olduğu halde mahkemece davanın kısmi dava kabul edilerek karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Davanın, "belirsiz alacak davası" türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiği, davacının bunu belirleyebildiği alacağın, belirsiz davaya konu edilemeyeceği, taraflar açısından hukuki yarar bulunmadığı- Belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesinin zor olduğu-
Ortaklığın giderilmesi istemine ilişkin davada, davacının, dava dilekçesinde, dahili davalı tapu maliklerinin açık adreslerini bilmediğini belirttiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunundaki düzenlemeler dikkate alınarak, tapu maliklerinin mernise kayıtlı adreslerinin saptanması, mernis adresleri bulunamadığı takdirde, adres tesbiti yoluna gidilmesi gerektiği-
Nitelikte yanılma sebebiyle evlenmenin iptali davasında, işin esasına girmek gerekirken, mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 119. maddesine ilişkin olarak yanlış değerlendirme yapılmak suretiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu-
HMK'nın 119. maddesinde dava dilekçesinin içeriği başlığı altında dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar sayılmış, aynı maddenin ikinci fıkrasında eksikliklerin tamamlanması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hükmünün yer aldığı, buna göre, davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzasının tamamlanabilecek türden bir eksiklik olarak düzenlendiği- Mahkemece; dava dilekçesinde mevcut olmayan bu imzaların tamamlanması için davacı tarafa süre verilerek yargılamaya devamla sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken belirtilen husus gözetilmeksizin davanın esasının karara bağlanmasının doğru görülmediği-