Davalı tarafça, davacının da geldiği ön inceleme duruşmasında ilk kez sunulan cevap dilekçesinin deliller bölümünde takip dayanağı faturaların e-mail yoluyla kendilerine gönderildiği savunulup, cevabi ihtarname örneğinin eklendiği anlaşıldığından, mahkemece, davalı tarafça anılan aşamada inkâr kapsamında dayanılan ve bildirilen deliller toplanıp, değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacının imza inkârına dayanarak bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitini istediği; davanın reddi üzerine temyiz itirazlarını içeren dilekçe ekinde, yargılama aşamasında sunmadığı ve davalı alacaklı hakkında tefecilikten açılmış davaya dair belgeleri sunmadığı; bu ceza davası sonunda tefeciliğe dair maddi vakıanın varlığı veya yokluğu netleşeceğinden, taraflar arasındaki borç ilişkisinin de kesin hükümsüzlük yaptırımı ile karşılaşıp karşılaşmadığının belirginleşeceği; bu durumda mahkemece, belirtilen ceza dosyasının bekletici sorun yapılmasının HMK mad. 165 gereği olduğu; ceza davasının bekletici sorun yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği-
Sıra cetvelini düzenleyen İcra Müdürlüğü'nün adı yazılmak suretiyle hasımsız olarak şikayette bulunulması isabetsiz olduğundan, sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan alacaklı ya da alacaklıların yargılamaya dahil edilmesiye hüküm kurulması gerekeceği, "şikayet"te hasım gösterilmemesi ya da eksik veya yanlış kişiye husumet tevcih edilmesinin talebin reddini gerektirmeyeceği-
Dava dilekçesinin sonuç kısmında, ayrımcılık ve mobbing’den kaynaklanan manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve 100 TL ayrımcılık tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili talep edilmiş olup, davacı vekilinin, müvekkilinin bu alacaklara yönelik talebinin manevi tazminat olduğunu açıkça ifade etmiş olduğu, davacı vekili, yargılamanın devamı sırasında da sözkonusu bu beyanını değiştirmemiş, ıslah dilekçesinde dahi, ayrımcılık tazminatı talebinin yükselterek ıslah ettiklerini belirterek, tazminatın niteliğini bir kez daha vurgulamış olduğundan, dava dilekçesi içeriğine göre tazminatın, "kötüniyet tazminatı olarak nitelendirilmediği, talebin "manevi tazminat talebi" olduğunun kabulü gerektiği-
Dava dilekçesine eklenen vekaletnamede davacı asilin adresi ve T.C. kimlik numarasına yer verilmiş olup, HMK'nın 119/1-b maddesindeki bilgilere ulaşılabilmesinin mümkün olduğundan, mahkemece, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği-
Vekâletnamenin hile ile alındığı ve kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkin davada, davalı olabilecek kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığının değil, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu- Mahkemece, HMK. mad. 119/b-2 uyarınca, davalı olabilecek tüm kişilerin kesin süre içerisinde tespit edilip bildirilmediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Bir şikayet olan ihalenin feshi isteminin HMK’nun 118. maddesi anlamında bir”dava”olmadığı bu nedenle şikayet dilekçesini HMK’nun 119 maddesinde yazılı şartları taşımasının zorunda olmadığı; şikayet dilekçesinde şikayet konusu dosyanın yanlış gösterilmesini veya hiç gösterilmemiş olmasını yada karşı tarafın yanlış gösterilmesinin, adresinin belirtilmemesinin şikayetin reddini gerektirmeyeceği-
Mahkemece, davacı vekiline HMK’nın 119/ğ maddesine göre hangi kayıt ve belgelerin zayi olduğunu ve zayi olduğunu iddia ettiği belge ve kayıtların hangi yıllara ait olduğunu bildirmesi için iki haftalık kesin süre verildiği ancak verilen kesin süre içerisinde açık bir şekilde talep sonucu bildirilmediği, mahkemece başka bir dosyadan netice-i talep alınmasının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerekeceği-
Dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinden sonra, süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak süresinde ileri sürülen bir delil de bulunmadığından, davalıya delil göstermesi için süre verilemeyeceği- ("Dava dilekçesindeki talepler arasında müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi isteminin de bulunduğu, kamu düzenine ilişkin bu talep nedeniyle davalı delillerinin toplanmasına imkân tanınmasının gerektiği", "süresinde davaya cevap vermeyen davalının, diğer tarafın kusurlu olduğuna yönelik bir vakıa ileri süremez ise de, kötüye kullanılmadıkça onun ileri sürdüğü vakıaları çürütmeye yönelik delil bildirebileceği, aksinin kabulünün, cevap süresini kaçırmış veya davaya süresinde cevap vermemiş olan davalıya savunmasını ispat etme hakkını tanımamak olacağı, bunun ise hukuki dinlenilme hakkını ortadan kaldıracağı" ve "uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında belirlendiği için tarafların delillerini göstermeleri gereken (son) tarihin, dava veya cevap dilekçesi değil, hakimin HM. mad. 140/5 uyarınca taraflara vereceği iki haftalık kesin sürenin son günü olduğu" şeklindeki görüşlerin HGK çoğunluğunca kabul edilmediği)-
Dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, cevap dilekçesinde; savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmesi gerektiği- Delillerin dava ve cevap dilekçelerinde belirtilmesi; dilekçelerinde belirtikleri delillerin en geç ön inceleme duruşmasında mahkemeye sunulması, başka bir yerden getirtilecek olması halinde delillerin toplanması için gerekli işlemlerin yapılması gerektiği, yani dava ve cevap dilekçelerinin verilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlayıcı delil bildirmelerinin mümkün olmadığı- Usulüne uygun tebligata rağmen, yasal süresi içinde davaya cevap vermediği gibi herhangi bir delil de bildirmeyen davalının ön inceleme duruşmasında delillerini bildirmesi ve ön inceleme duruşmasından sonra da isim ve adreslerini bildirdiği tanıkların dinlenilmesinin mümkün olmadığı-