Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, Türk mahkemelerinin MÖHUK 47. maddesine istinaden münhasır yetkisinin olduğu hallerde bu yönde bir sözleşme yapılmasının mümkün olmadığı, TTK. mad. 105/2 son cümle uyarınca, yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye’de dava açılması halinde sözleşmedeki yetki şartının MÖHUK gereğince geçersizliği öngörüldüğüne göre, madde hükmü ile bu nitelikteki uyuşmazlık bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetki taşıdığının kabul edilmesi gerekeceği-
Takip dayanağı bonoda, ihtilâf halinde başvurulacak yetkili mahkemenin kararlaştırıldığı, lehtarın ve keşidecinin tacir sıfatını haiz olduklarının anlaşıldığından, HMK'nun 17. maddesi gereğince tacirler arasında düzenlendiği belirlenen yetki sözleşmesi geçerli olup, dairenin değişen içtihatlarına göre, kambiyo senetlerinin özelliği gözetildiğinde anılan yetki sözleşmesinin avalistleri de bağladığından borçlu avalistin yetki itirazının reddi ile dilekçelerinde ileri sürdükleri sair itiraz ve şikayetlerin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Taraflar tarafından imzalanan yetki sözleşmesinin yetkiye ilişkin seçimlik hakkı kaldırmadığı ve genel yetki kuralına göre davalının yetki itirazında belirttiği yer mahkemesinin yetkili olduğundan davanın usulden red edilmesi gerektiği-
Borçlu gerçek kişiler ile alacaklı arasında yapılan yetki sözleşmelerinin geçersiz olduğu (HMK. mad. 17)-
Limitet şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin davada şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu-
Takibe konu bono incelendiğinde, keşideci ve lehtar, şirket niteliğinde olduklarından ve dolayısıyla tacir sıfatını haiz bulduklarından HMK.nun 17. maddesi gereğince tacirler arasında düzenlenen yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa takibin yetki sözleşmesinde belirlenen yerde başlatılmasının gerekeceği- Avalist borçlu, tacir olmadığından HMK.nun 17. maddesi uyarınca yapılan yetki sözleşmesinin kendisini bağlamayacağı, bu sebeple yetki itirazının kabulü yönündeki karar, avalist borçlu yönünden doğru olup, icra dosyasının adı geçen borçlu yönünden tefriki ile yetkili icra dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekeceği- Varlığı sona eren tüzel kişinin organı bulunduğundan söz edilemeyeceği gibi hukuki işlemlerin tarafı olarak adına işlemler yapılabileceğinden ve bu kapsamda bir davada taraf ehliyeti bulunduğundan da söz edilemeyeceği- Taraf ehliyetinin dava şartı olduğu, dava sırasında mevcut olan dava şartı, yargılama sırasında ortadan kalkmış ve tamamlanabilir dava şartı ise bunun tamamlanması için ilgili tarafa süre verilmesi gerekeceği-
Yabancı devlet mahkemesi münhasır olmayan şekilde seçildiğinde, taraflarca sair kanuni yetkili mahkemeler yanında ilave yetkili bir mahkeme ihdas edilmiş sayılacağı ve bu durumda, davacının, münhasır olmayan şekilde seçilen mahkemede dava açabileceği gibi kanunen yetkili Türk Mahkemelerinde de dava açabileceği-
Borçluların kredi sözleşmesinde adreslerinin bulunmadığı, ancak kredi borcu nedeni ile çekilen ihtarnamelerin ve ödeme emirlerinin borçlulara Adana’da tebliğ edildiğinin, borçluların da Adana icra dairelerinin yetkili olduğunu iddia ettiklerinin görüldüğü, her ne kadar kredi sözleşmesinde İstanbul mahkemelerinin (icra dairelerinin) yetkili olduğu yazılmış ise de, takip tarihi itibari ile yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesi gereğince taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu-
"Taşra teşkilatı ile eczane arasında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda sözleşmeyi yapan taşra teşkilatının bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.”  şeklindeki düzenlemenin geçerli bir yetki sözleşmesi olmadığı-  HMK. mad. 10 uyarınca,  haksız cezai işlemin tespitine ilişkin davanın sözleşmenin ifa yerinde açılabileceği-
Öncelikle yetki itirazı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yetki ilk itirazı hakkında herhangi bir karar verilmeksizin işin esasının incelenip karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-