Davacı-alacaklının çekden kaynaklanan alacağının, çekin üzerinde yazılı olan "keşide tarihi"nde değil, çekin bu tarihten önce bankaya/takas odasına ibraz edildiği tarihte doğmuş sayılacağı–
Tasarrufun iptali davalarında, taşınmazın gerçek değeri üzerinden alınıp satıldığını ve bu bedelinde borçlu davalıya ödediğini kanıtlama yükümlülüğünün davalılara ait olduğu-
Dava, mutlak butlan nedeni ile muvazaalı işlemin batıl olduğuna hükmedilmesi ve tapu iptal ve tesciline karar verilmesi istemine ilişkin olup, davanın özellikle muvazaaya dayalı olarak açıldığının açıkça belirtilmiş olması ve davacının dava açma hakkını muvazaa yönünde tercih etmiş olması karşısında davanın iptal davasına dayalı bir dava olmadığının kabulü gerekeceği-
Bir ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamının veya önemli bir kısmının -örneğin; borçlu şirketin tek malvarlığı olan taşınmazının ya da borçlu şirket adına kayıtlı iki kamyonun veya borçluya ait bir otobüsün devir veya satışı halinde davalı satın alanların, borçlunun ızrar kastını bildiklerinin karine olarak kabul edileceği, alacaklı lehine olan bu karinenin aksinin borçlu tarafından kanıtlanması gerekeceği-
Haciz tutanağında "borçlunun haczi kabil malının bulunmadığının" ya da "borçlunun borcu karşılayacak yeterli malının bulunmadığının" belirtilmiş olması halinde, bu tutanağın "aciz vesikası" sayılacağı (niteliğinde olacağı)–
Danışıklı (muvazaalı) işlem (BK. 18; şimdi; TBK. mad. 19) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişilerin, bu danışıklı (muvazaalı) işlemin geçersizliğini ileri sürebilecekleri, çünkü danışıklı (muvazaalı) bir hukuki işlemin onlara karşı işlenmiş bir «haksız fiil» niteliğinde olduğu, «desteklerini öldüren» davalının (ya da «trafik kazasında yaralanmasına neden olan» davalının veya «boşanma davasına bağlı olarak açılan maddi/manevi tazminat davalarında, boşandığı eşinin») diğer davalıya -kendilerine tazminat ödememek için- yaptığı danışıklı (muvazaalı) satış işleminin iptâli istemiyle davacılar (alacaklılar) tarafından açılan iptâl davasında, davacıların açtıkları tazminat (ya da ceza) davasının sonucunun beklenilmeden davacıların davalıdan ne kadar alacaklı olduğu belirlenmeden, iptâl davasının sonuçlandırılamayacağı-
"Muvazaa"nın "tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan haksız eylem niteliğinde anlaşmaları" olduğu; muvazaa iddiasının her zaman ileri sürebileceği (bu durumda zamanaşımının ya da hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı)–
Borçlu hakkında geçici aciz vesikası iptal edildikten sonra, yeniden geçici aciz vesikası düzenlenmişse de, borçluya ait hacizli taşınmazların kıymet takdiri yapılıp borcu karşılayıp karşılamadığı da anlaşılamadığından borçlunun aciz halinde bulunduğunun kabul edilemeyeceği-