Türk Medeni Kanununun 303/3.maddesi uyarınca çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi olması halinde, bir yıllık sürenin bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı-
Doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakimin istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve öteki kayıtlarla çelişki yaratmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğu-
Dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen çocukların bir ikiz kardeşi olduğu anlaşılmasına karşın mahkemece iki kardeşin birlikte tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek ikiz olup olmadıkları konusunda heyet raporu alınıp bu husus açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme ve yetersiz araştırmayla davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacının anneannesinin nüfusa tesciline ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile gidebildiği kadar üst soylarına ilişkin nüfus kayıtları ayrıca kişilerin babası olduğu iddia edilenin veraset ilamları ve nüfus kayıt bilgileri getirtilerek davacı ile irtibatlarının kesin olarak belirlenmesi gerekeceği-
Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek, somut olayda mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesinin gerekeceği-
Nüfus kayıtlarında iki tane öz adın yazılması mümkün olmasına rağmen iki ismin aralarında virgül bulunmamasının gerekeceği-
Ad üzerindeki hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bir temel kişilik hakkı olduğu bir kimsenin ölümünden sonra adının değiştirilmesine imkan olmasa da dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinde; davacının hanesinde anne adı “Asye” olarak geçtiği, davacı, anne adının düzeltilmesini istediğine göre, çoğun içinde azı da vardır kuralı uyarınca düzeltme isteminin tespiti de kapsayacağı dikkate alınarak, her ne kadar ölü kişinin ismi değiştirilemez ise de; dosyada bulunan ve toplanacak kanıtlara göre koşulları oluştuğu takdirde davacının kendi nüfus hanesinde annesi olarak görünen ile diğer A.’nin aynı kişi olduğunun tespitine ve kayıtlar arasında bu şekilde bağ kurulmasına karar verilmesinin gerekeceği-
Kişilerin yerleşim yeri adreslerinin nüfus aile kütüklerinde bulunmasının zorunlu olduğu-
Çocuğu doğuran kadının, annesi olduğu, dolayısıyla anne yönünden açılacak davanın soybağı değil, doğuran kadının tespitine ilişkin olacağı, bu yönleri itibariyle istemlerin nüfus davası olduğu- İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nün ihbarı üzerine davalı nüfusa kaydedilmiş ve ihbara konu olay idari yönden düzeltilmiş olup somut olayda, ilgili resmi dairenin gösterdiği bir lüzum bulunmadığından Cumhuriyet Savcısının böyle bir davayı açma yetkisinin olamayacağı-
