Nüfus kayıt düzeltim davalarında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu, nüfusta ana ve baba olarak görülen dede ve anneanneye de davanı ihbarı gerekeceği- Babalık davasında aile mahkemesi görevli olup, bu davanın Cumhuriyet savcısı ve Hazineye ihbarının zorunlu olduğu-
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 36. maddesinde, ilgililerin nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme ve tespit davası açmak hak ve yetkisine sahip oldukları 14. maddesinde ise bir kimsenin vatandaşlıktan çıkması sonucu kaydı kapalı hale geleceği hükme bağlanmış olup, bu kişilerle ilgili sadece tespit davası açılabileceği Yargıtay uygulamaları ile kabul edildiğinden; çoğun içinde az da vardır ilkesi gözetilerek, düzeltme istemi içinde tespit de bulunduğundan kamu düzeni ile yakından ilgili bulunan nüfus kayıt düzeltme davalarının bu özellikleri gözetilerek öncelikle davacıların nüfus kaydında anneleri olarak gözüken kimsenin mirasçıları davaya dahil edildikten sonra işin esası hakkında tüm kanıtlar toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekeceği-
2525 Sayılı Soyadı Yasası'nın 3. maddesinde yabancı ırk ve millet isimlerinin soyadı olarak kullanılamayacağı belirtildikten sonra bu kanuna göre çıkartılmış bulunan 2891 Sayılı Soyadı Nizamnamesinin 7.maddesinde de “yabancı ırk ve ulus adları soyadı olarak kullanılamaz”, yine aynı Nizamnamenin 5.maddesinde de “yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır” hükümlerine yer verilmiş olup, davacının almak istediği soyadının anılan Yasa ve Tüzüğün sözü edilen hükümlerine aykırı olduğu gözetilmeden, "Dizdar" olan soyadının “Dietz” olarak değiştirilmesine karar verilmiş olması bozmayı gerektireceği-
Soybağı ve miras hukukunu ilgilendiren mükerrer kaydın düzeltilmesi istemine ilişkin davada, verilecek kararla hukukları etkilenecek olan mirasçılarının davaya dahil edilmeleri gerektiği halde mahkemece taraf teşkili sağlanmadan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kamu adına mutlak butlan davasını açan ve evliliğin iptalini isteyen C. Savcısına usulünce tebligat yapılıp duruşmaya katılımı ile taraf teşkili sağlanması gerekeceği ve nüfus kaydının düzeltilmesi istemi ile açılan dava dosyası incelenmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakimin istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve öteki kayıtlarla çelişki yaratmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğu-
Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek, somut olayda mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesinin gerekeceği-
Dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen çocukların bir ikiz kardeşi olduğu anlaşılmasına karşın mahkemece iki kardeşin birlikte tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek ikiz olup olmadıkları konusunda heyet raporu alınıp bu husus açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme ve yetersiz araştırmayla davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Ad üzerindeki hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bir temel kişilik hakkı olduğu, bir kimsenin ölümünden sonra adının değiştirilmesine olanak olmamasına rağmen davacı; baba adının düzeltilmesini istediğine göre çoğun içinde az da vardır kuralı uyarınca düzeltme isteminin tespiti de kapsayacağı dikkate alınarak davacının baba adının tespiti gerekeceği-
Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davasının Cumhuriyet Savcısı tarafından açılabilmesi için yasada öngörülen koşulların bulunmasının gerekeceği-
