Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek, somut olayda mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesinin gerekeceği-
Vatandaşlığı kaybetmesi nedeni ile nüfus kaydının halen kapalı olanın vatandaşlıktan çıkmadan önceki evlilik hanesindeki soyadının değiştirilmesine ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece ismi düzeltilmek istenenin Türk vatandaşlığından çıkarılması nedeniyle nüfus kaydının kapalı olduğu, bu nedenle nüfus kayıtları üzerinde herhangi bir işlem yapılamayacağından isim düzeltilmesine ilişkin davanın reddinin gerekeceği-
Dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesinden, davacının dedesi T.'in soyadsız olarak nüfusa kaydedildiği ve nüfus kayıtlarına göre davacı ile dedesi arasında irtibat sağlandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar Nüfus Hizmetleri Kanununun 14. maddesi uyarınca ölüm nedeniyle oluşan kapalı kayıt üzerinde işlem yapılamaz ise de davacının talebi tespite yönelik bir işlem olduğundan işin esasına girilip tüm deliller toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesinin gerekeceği-
Dosyadaki bilgi ve belgelerin özellikle Türk vatandaşlığına geçiş sırasında davacının yaptığı müracatta ve 20.06.2012 tarihli İran İslam Cumhuriyeti Başkonsolosluğu'ndan verilen nüfus cüzdan örneğinin tasdikli tercümesinde, ayrıca yine İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliğince verilen Türkiye'de evlenmesinde sakınca bulunmadığına dair 14.07.2009 tarihli belgelerde davacının anne adının belirlendiği, her ne kadar 07.06.2010 tarihinde yine İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği'nden verilen nüfus kayıt örneğinin tercümesinde anne adının farklı yazıldığı görülmüş ise de, bunun yanlış yazıldığı, temyiz noterlikçe de onaylanan nüfus cüzdan doğum belgesinin tercümesinden anlaşılmış olduğundan, davacının anne adının talep doğrultusunda düzeltilmesine karar verilmesinin gerekeceği-
Mükerrer kayıtlardan birisinin (Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre kişinin sosyal yaşamını sürdürdüğü kayıt baki kalarak işlem görmeyen kaydının) iptaline karar verilmesi gerektiği, ancak somut olayımızda, davacının sonradan oluşturulan kaydında eşi ve çocukları ile kayıtlı olup baba hanesindeki kaydında herhangi bir nüfus kaydı yoksa da olayımızda aile kütüğündeki kaydın esas alınarak sonradan oluşturulan kaydın iptaline, iptal edilen kayıttaki nüfus hareketlerinin baba hanesindeki kayda aktarılmasına ve yine mahkemenin kabulü gibi 01.02.1959 olan doğum tarihinin de 15.08.1958 olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken mükerrer kayıt oluşacak şekilde her iki nüfus kaydının da açık bırakılmasının bozmayı gerektireceği-
Dava dilekçesinde davacının hem Kıbrıs'ta hem de Türkiye'de nüfusa kayıtlı olduğu, kayıtlar arasında doğum yeri ve doğum tarihi açısından farklılık bulunduğunun iddia edildiği, doğum yerinin tanık anlatımları ve Kuzey Kıbrıs doğum kayıt belgesine göre düzeltildiği, dava dilekçesine ekli Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kimlik kartına göre 01.07.1983 doğum tarihli olduğu ancak Türkiye'deki kayıtlarda 01.01.1983 doğumlu olması karşısında aynı kişinin iki farklı ülkede farklı doğum tarihlerinin olmasının yaşamın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla davacının Kıbrıs ve Türkiye'deki nüfus aile kayıt tabloları getirtilip (anne-baba ve kardeşleri gösterir) kayıtlar karşılaştırılarak ve her iki kaydın aynı kişiye ait olduğunun da tespiti halinde davacının göstereceği durumu bilen başka tanıklar dinlenerek ve gösterilecek kanıtlar toplanarak bir karar verilmesinin gerekeceği-
Nüfus kaydında soyadının düzeltilmesi istenen kişinin soy isminin nüfus kaydında yazmadığı ve ilgilinin Manisa ili Akhisar ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, buna göre HMK'nun 7. maddesi de gözönüne alınarak davacının murisi olduğu iddia edilen kişinin nüfus kayıtlarının bulunduğu davalı idarenin Akhisar'da bulunduğu gözetilerek, mahkemece işin esası hakkında karar verilmesi gerekeceği-