Davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği- Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar olmadığı-
Haksız fiilden (ölümlü trafik kazası) dolayı takdir edilecek miktarının, her olaya göre değişebileceği, hakimin bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği- Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gelişim şekli, tarafların konumu nazara alındığında davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Hükmedilecek manevi tazminat, zarara uğrayanın manevi huzurunu doğurmayı gerçekleştirecek, fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığı- Olay tarihi, olayların gelişim şekli, davacının tutum ve davranışları dikkate alındığında, davacılar yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olduğu-
Manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alınması gerektiği-
Davalıların eylemleri birbirinden bağımsız olup her bir davalı ancak kendi eyleminden sorumlu tutulacağından, tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
İnşaat sıva ustası olan davacının ayın her günü bunun sonucu olarak yılın her günü aralıksız çalışacağının kabul edilmesi hayatın olağan akışına aykırı olacağı- Davacının bir ay içerisinde makul çalışabileceği gün sayısı belirlenerek davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması gerektiği-
Tazminatın sınırı onun amacına göre belirleneceğinden, takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği-
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar olması gerektiği-
TMK'nın “Kişiler Hukuku” ve “Aile Hukuku” kitaplarında yer alan, kişinin doğrudan şahsı ya da ailevi yapısı ile ilgili hukuki durumunda değişiklik yaratan ilamlar ile bu ilamların feri niteliğindeki hükümler hakkındaki konular ile çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlar da, kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği-
Tazminatın sınırı onun amacına göre belirleneceğinden, olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına takdir olunan manevi tazminat tutarının yeterli olmadığı-
