TÜRK BORÇLAR KANUNU > - Genel Hükümler > - Borç İlişkisinin Kaynakları > - Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri > - A. Sorumluluk > - IV. Özel durumlar > - 1. Ölüm ve bedensel zarar > Madde 56 - d. Manevi tazminat
Trafik kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat davasıdır.Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna-
Trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemi- Davacıların murisinin hayatını kaybettiği tarafik kazası sonucu davacılar için takdir olunan (10,000 ve 5,000 TL.) manevi tazminatın bir miktar düşük olduğu- Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesinin amaçlanması ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiği- Avans faizi talep edilmiş olup kazaya neden olan aracın çekici ve yarı römork olması nedeni ile, ticari işlerde uygulanması gereken avans faizine hükmedilmesi gerektiği-
Araç sürücüsünün kusuru sonucu ölen kişinin üniversite mezunu olması halinde, asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceği açık olsa da; eğitim aldığı alana göre iş bulma imkanı ve elde edilecek kazanç vs. konusunda gerekli araştırma yapılmadan,bilirkişinin takdiren asgari ücretin 2.5 katı gelir üzerinden belirlediği ücrete göre mahkemece maddi tazminata karar verilmesinin eksik inceleme mahiyetinde olduğu- Desteğin mezun olduğunda yapacağı mesleğe göre elde edebileceği gelirin saptanması için emsal gelir araştırması yapılması ve ilgili meslek odaları, meslek kuruluşlarından mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği ve emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması gerektiği-
Trafik kazası sonucu yaralanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, HMK. mad. 93'te ifade edilen sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceği hükmü uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin son günü, 13/12/2015 tarihinin pazar gününe rastlaması sebebiyle 14/12/2015 pazartesi günü olup davanın süresinde açıldığı-
Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, davalı Belediye Başkanlığının yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu proje çerçevesinde yol çalışması yaptığından ve yol çalışması sırasında yeterli önlemlerin alınmadığı gibi uyarı işaret ve levhalarının eksik konulmasından zararın doğduğu ileri sürüldüğünden, davanın hizmet kusuruna dayandığı, tam yargı davası niteliğinde olduğu; böyle bir uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği-
Milli futbolcu olan davacının, yayında davalıların reyting kaygısı ile hareket ederek kendisinin sakatlanarak maçlarda forma giyememesinin cinsel yaşamına olan düşkünlüğüne bağlanmasının oldukça onur kırıcı olduğunu, bu durumun kamuoyu nezdindeki imajını zedelediğini, sosyal statüsü nedeniyle verilen zararın ağır olduğunu, tazminat miktarının da buna göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürdüğü yayın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkin davada, (her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL) hükmedilen manevi tazminatın makul olduğu-
Trafik kazası nedeniyle davacıların murisinde kemik kırıklarının oluştuğu, murisin hayat fonksiyonlarının orta üçüncü derece etkileyecek ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, ölüm olayı trafik kazasından kaynaklanmasa da davacıların babalarının olay nedeniyle ağır bedensel zarara uğradığı gözetildiğinde, davacılar lehine uygun bir tutarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Dosyada mevcut deliller ve özellikle ceza yargılamasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalının davacıya yönelik hakaret eyleminin sabit olduğu, olay tarihi, olayın oluş şekli, davalı tarafından sarf edilen sözler bir bütün olarak değerlendirilmesiyle, eleştiri sınırlarının aşıldığı, kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşıldığı-