Şikayetçiye satış ilanının tebliğ edildiği, ihalenin yapıldığı, şikayetçi vekilinin ise ihale tarihinden itibaren 7 günlük süre geçtikten sonra İİK’nun 129. maddesine dayalı olarak ihalenin feshini istediği anlaşılmakla birlikte, şikayetçiye satış ilanı tebliğ edilmiş ve yapılan bu tebliğ işleminin usulsüzlüğünü ileri sürülmemiş olduğundan, şikayet nedeni de İİK’nun 134/6. maddesinde öngörülen “satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olduğuna” ilişkin olmadığından, mahkemece istemin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
“Takip konusu alacağın muaccel hale getirilebilmesi için, ipotek borçlusuna ihtarname tebliği gerektiğine, ihtarname tebliğ edilmeden icra emri gönderilemeyeceğine” ilişkin şikayetin 7 gün içinde yapılması gerekeceği-
İcra takibi yapan yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişi alacaklıların teminat yatırmadan icra takibinde bulunamayacakları; bu hususun takip yapmanın “ön koşulu” olup, doğrudan doğruya gözetilmesi gerekeceği-
Vekaletmeyi ibraz için avukata tanınan imkanın kıyasen temsilciye (tevkil yetkisi verilene) de uygulanması gerektiği- Mahkemenin “vekaletsiz olarak yapılan işlemin sonradan yetki belgesi ibraz edilerek geçerli hale getirilemeyeceği" yönündeki gerekçesinin “icazet” kavramının özü ile de bağdaşmayacağı-
İİK’nun 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında hükmedilen vekalet ücretinin, asıl davadan bağımsız bir alacak olduğu ve dolayısıyla itirazın iptali davası kesinleşmeden takip konusu yapılmasına bir engel bulunmadığı-
Aynı alacaktan tek tahsil harcı alınacağından, icra mahkemesince alacağın aynı alacak olup olmadığının araştırılması gerekeceği-
Mahkemece borçlunun muttali olduğunu beyan ettiği tarihi tebliğ tarihi olarak tespit etmenin gerekeceği-
Takibe konu alacağın menkul mal hükmünde olan altın teslimine değil para alacağına ilişkin bulunması ve İİK.’nun 42. maddesi çerçevesinde adi iflas yoluyla takibe konu edilebilmesi karşısında, şikayetçi/borçluların süresiz şikayet yoluna başvuramayacakları-
Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verilen hallerde, kredi verenin (bankanın), “asıl borçlu aleyhine takip yapıp, takip semeresiz kalmadıkça” kefilden borcun ödenmesini isteyemeyeceği; bu konuda yapılacak başvurunun şikayet niteliğinde olup, yasanın amir hükmüne dayandığından, süresiz olarak yapılabileceği-